ABD'nin Fiji vatandaşı bir iş insanını Çin lehine yolsuzluk yapmakla suçlamasının ardından uzmanlar, Pasifik bölgesinde benzer faaliyetler yürüten ve Pekin'in inkâr edilebilirlik sağlayarak yasadışı eylemlerden faydalanmasına olanak tanıyan bir 'yasadışı bozucular' ağının varlığına dikkat çekiyor. Geçtiğimiz günlerde ABD Hazine Bakanlığı, Fiji vatandaşı bir iş insanı hakkında Çin devletiyle bağlantılı yolsuzluk suçlamalarıyla yaptırım kararı aldı. Uzmanlar, bu tür vakaların bölgede yaygınlaşabileceği ve Çin'in doğrudan sorumluluk üstlenmeden yasadışı faaliyetlerden kazanç sağlayabileceği uyarısında bulunuyor.
Olayın Arka Planı
ABD Hazine Bakanlığı'nın Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC), Fiji vatandaşı bir iş insanını, Çin hükümetiyle bağlantılı kişilere rüşvet vermek ve yasadışı yollarla Çin lehine lobi faaliyetleri yürütmekle suçlayarak yaptırım listesine ekledi. İsmi açıklanmayan ancak Pasifik bölgesinde çeşitli ticari faaliyetleri bulunan kişinin, Çin'in bölgedeki etkisini artırmak için yerel yetkililere ve siyasi figürlere para transfer ettiği iddia ediliyor. ABD yetkilileri, bu tür eylemlerin Pasifik adaları ülkelerinin egemenliğini ve yönetişimini zayıflattığını belirtiyor.
Uzmanlar, bu vakanın izole bir olay olmadığını, aksine Çin'in Pasifik'te artan etkisini gizli yollarla genişletme stratejisinin bir parçası olabileceğini vurguluyor. Avustralya merkezli düşünce kuruluşu Lowy Enstitüsü'nden Pasifik uzmanı Dr. Anna Powles, 'Bu tür aktörler, Çin devletinin doğrudan müdahalesi olmadan Pekin'in çıkarlarına hizmet ediyor. Çin, bu kişiler üzerinden yasadışı faaliyetleri finanse ederken, sorumluluktan kaçmak için inkar edilebilirlik payı bırakıyor' dedi. Powles, Pasifik ülkelerindeki zayıf kurumların ve denetim mekanizmalarının bu tür ağların büyümesine zemin hazırladığını ekledi.
Benzer şekilde, ABD merkezli Center for Strategic and International Studies (CSIS) tarafından yayınlanan bir raporda, Pasifik adalarında Çin bağlantılı 'yasadışı bozucular' ağının giderek genişlediği ve bu ağın uyuşturucu kaçakçılığı, kara para aklama ve yasadışı balıkçılık gibi faaliyetlerle iç içe geçtiği belirtildi. Rapora göre, bu ağlar yerel ekonomilere sızarken, aynı zamanda Çin'in bölgedeki siyasi nüfuzunu artırmasına yardımcı oluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Pasifik Adaları Forumu (PIF) yetkilileri, konuyla ilgili endişelerini dile getirerek, üye ülkelerin yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık konusunda daha fazla işbirliği yapması gerektiğini vurguladı. PIF Genel Sekreteri Henry Puna, yaptığı açıklamada, 'Pasifik'in istikrarı ve refahı, ancak yönetişim standartlarının güçlendirilmesiyle mümkün olabilir. Hiçbir ülke bu tür yasadışı faaliyetlere göz yummamalı' ifadelerini kullandı. Ancak Puna, hangi ülkeyi kastettiğini belirtmedi.
Çin hükümeti ise suçlamaları reddediyor. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, 'Çin, uluslararası hukuka ve ev sahibi ülkelerin yasalarına saygı gösterir. Söz konusu suçlamalar asılsızdır ve Çin'in Pasifik'teki meşru işbirliği çabalarını lekelemeyi amaçlamaktadır' dedi. Sözcü, ABD'nin 'soğuk savaş zihniyetiyle hareket ettiğini' öne sürdü.
Uzmanlar, ABD'nin bu hamlesinin Çin'in Pasifik'teki etkisini sınırlamaya yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu değerlendiriyor. Son yıllarda Çin, Pasifik adaları ülkeleriyle altyapı, güvenlik ve balıkçılık anlaşmaları imzalayarak bölgedeki varlığını önemli ölçüde artırdı. 2022'de Çin, Solomon Adaları ile güvenlik anlaşması imzalamış, bu anlaşma ABD, Avustralya ve Yeni Zelanda tarafından endişeyle karşılanmıştı. Ayrıca Çin, Fiji, Papua Yeni Gine ve Vanuatu gibi ülkelere altyapı projeleri için milyarlarca dolar kredi sağladı.
ABD ise bu gelişmelere karşılık olarak Pasifik'te diplomatik ve ekonomik angajmanını artırma çabasında. 2022'de ABD, Pasifik Adaları Forumu ile ilişkilerini güçlendireceğini duyurmuş ve bölgeye yönelik yardımları artırmıştı. Ancak uzmanlar, ABD'nin bu hamlelerinin Çin'in 'yasadışı bozucular' ağıyla mücadelede yeterli olmadığını belirtiyor. Avustralya Ulusal Üniversitesi'nden Pasifik uzmanı Dr. Graeme Smith, 'ABD ve müttefikleri, Pasifik'te yalnızca askeri ve diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik ve yargısal kapasiteyi de güçlendirmeli. Aksi halde bu tür ağlar büyümeye devam eder' dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pasifik'teki bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel yönetişim ve yolsuzlukla mücadele açısından önemli ipuçları sunuyor. Çin'in 'inkâr edilebilirlik' stratejisi, benzer yöntemlerin farklı bölgelerde de kullanılabileceğini gösteriyor. Türkiye, son yıllarda Afrika ve Orta Doğu'da artan ekonomik ve siyasi etkisiyle, yolsuzluk ve yasadışı finans akışlarına karşı daha dikkatli olmalı. Ayrıca, Türkiye'nin çok taraflı platformlarda (G20, BM) yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık konularında daha aktif rol alması, küresel düzeyde bu tür ağlara karşı ortak bir duruş sergilenmesine katkı sağlayabilir. Pasifik'teki gelişmeler, uluslararası toplumun yasadışı finansal akışlara karşı işbirliğini güçlendirmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.