ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık yetkilerini tarihin en geniş sınırlarına taşıma girişimi, Başkan Richard Nixon’ın bile geride bıraktığı bir mirasla karşılaştırılıyor. Uzmanlara göre Trump, yürütme organının gücünü Kongre ve yargının denetiminden bağımsız kılmayı hedefliyor. Ancak bu genişleme, Amerikan siyasal sistemindeki ‘fren ve denge’ mekanizmaları sayesinde sınırlandırılabiliyor.
Trump’ın Yürütme Yetkisi Hamleleri
Trump, göreve başladığı ilk günden itibaren başkanlık kararnamelerine (executive order) ağırlık verdi. Göçmenlik politikasından çevre düzenlemelerine kadar pek çok alanda Kongre onayı olmadan radikal değişiklikler yaptı. Örneğin, Müslüman ülkelerden seyahat yasağı, Meksika sınırına duvar inşası ve Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme gibi kararlar doğrudan başkanlık yetkisiyle alındı.
Nixon döneminde ise başkanlık yetkileri, Watergate skandalı sonrası ciddi şekilde sorgulanmıştı. O dönemde Kongre, başkanın savaş ilan etme ve bütçe harcama yetkilerini sınırlayan yasalar çıkarmıştı. Trump döneminde ise bu sınırlamaların aşındığı görülüyor.
Karşı Güçler: Kongre, Yargı ve Eyaletler
Trump’ın yetki genişletme çabalarına karşı en önemli denetim Kongre’den geliyor. Ancak Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Senato, başkanı denetlemekte isteksiz davranıyor. Yargı ise bazı kararnameleri anayasaya aykırı bularak iptal ediyor. Eyalet düzeyinde ise Demokrat valiler, Trump’ın politikalarını mahkemeye taşıyor. Özellikle Kaliforniya ve New York gibi büyük eyaletler, çevre ve göçmenlik konularında federal hükümete karşı hukuk mücadelesi veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’de başkanlık yetkilerinin genişlemesi, küresel dengeleri etkileyebilecek bir gelişme. Türkiye, ABD’nin tek taraflı kararlar alma eğiliminin arttığı bir dönemde, özellikle savunma sanayii ve ticaret alanında bu durumdan doğrudan etkilenebilir. Trump’ın yürütme yetkisiyle aldığı kararlar, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde öngörülebilirliği azaltıyor. Ankara, bu belirsizlik ortamında hem diplomatik hem de hukuki yollarla pozisyonunu korumak durumunda. Ayrıca ABD’deki fren ve denge mekanizmalarının ne kadar işlediği, Türkiye’nin çıkar hesaplamalarında belirleyici olacak.