ABD Başkanı'nın İran'a yönelik 'sert vuruş' tehditleri ve barış müzakerelerindeki tıkanıklık, petrol fiyatlarında yüzde 2'lik bir artışa yol açarken, emekli ABD Ordusu Tuğgenerali ve eski Dışişleri Bakanlığı Siyasi-Askeri İşler Müsteşarı Mark Kimmitt, Hürmüz Boğazı ve Lübnan'daki son gelişmelerin asıl sorun olan İran nükleer programından dikkat dağıtmaya yönelik 'saptırma' hamleleri olduğunu belirtti. Kimmitt'e göre, bu bölgesel krizler, ABD yönetiminin Tahran'la müzakere masasında elini güçlendirme çabasının bir parçası olarak okunmalı.
Hürmüz Boğazı ve Lübnan: Stratejik Saptırma mı?
Kimmitt, CNN'e verdiği demeçte, ABD Başkanı'nın İran'a yönelik son tehditlerinin, nükleer anlaşma müzakerelerindeki tıkanıklığı aşmak için bir 'baskı taktiği' olduğunu ifade etti. Tuğgeneral, 'Başkan, İran'ı müzakere masasına döndürmek için askeri seçeneği masada tutuyor. Ancak Hürmüz ve Lübnan'daki gerginlikler, asıl hedef olan nükleer dosyadan uzaklaşmamıza neden oluyor. Bu bir saptırma,' dedi. Petrol fiyatlarındaki artış, yatırımcıların olası bir askeri çatışmanın Körfez'den petrol akışını kesintiye uğratacağı endişesinden kaynaklandı. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir nokta.
ABD Başkanı, müzakerelerdeki ilerleme eksikliğinden duyduğu hayal kırıklığını gizlemezken, İran Dini Lideri Hamaney, müzakerelere devam etme niyetinde olduklarını ancak ABD'nin güvenilir olmadığını söyledi. Bu açmaz, bölgede bir askeri çatışma riskini artırıyor. Kimmitt, 'Ne ABD ne de İran savaş istiyor. Ancak her iki taraf da kırmızı çizgilerini çizmiş durumda ve yanlış bir adım felakete yol açabilir,' uyarısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan'da Hizbullah'ın Yemen'deki Husilere yönelik desteği ve İran'ın bölgedeki vekil güçleri, gerilimi daha da karmaşık hale getiriyor. İsrail, Lübnan sınırında Hizbullah'ın faaliyetlerini yakından izlerken, Suudi Arabistan ve BAE, İran'ın nükleer programı konusunda uluslararası toplumun daha sert önlemler almasını talep ediyor. Enerji piyasaları, olası bir arz kesintisine karşı hassas. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), üye ülkelerin acil durum petrol stoklarını devreye sokmaya hazır olduğunu açıkladı. Ancak analistler, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması halinde petrol fiyatlarının 150 doların üzerine çıkabileceği uyarısında bulunuyor. Rusya ve Çin, ABD'nin İran'a yönelik baskısını artırmasına karşı çıkarken, Avrupa Birliği arabuluculuk çabalarını sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak, Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir krizden doğrudan etkilenecektir. İran ve Katar'dan doğalgaz alan Türkiye, petrol fiyatlarındaki artışın cari açığı ve enerji maliyetlerini yukarı çekmesinden endişe duyuyor. Ayrıca, Lübnan ve Suriye'deki gerginlikler, Türkiye'nin güney sınırında istikrarsızlık yaratma potansiyeli taşıyor. Ankara, İran'la ticari ve diplomatik ilişkilerini sürdürürken, ABD'nin yaptırımlarına uyum sağlamakta zorlanıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel politikaları açısından yakından takip edilmelidir.