Sudan’ın orta kesimindeki el-Obeid kenti, paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (RSF) kuşatması altında. Birleşmiş Milletler, geçtiğimiz yıl el-Fasher’de yaşanan benzer bir saldırının ardından bu kez el-Obeid’de insani bir “felaket” yaşanabileceği uyarısında bulundu. RSF’nin şehri tamamen kontrol altına almak için yoğun çatışmalara giriştiği, sivil halkın ise temel ihtiyaçlara erişiminin giderek zorlaştığı bildiriliyor. Kentte gıda, su ve tıbbi malzeme sıkıntısı had safhada. BM ve diğer uluslararası kuruluşlar, sivillerin korunması ve insani yardımın ulaştırılması için acil ateşkes çağrısı yapıyor.
Gelişmenin Arka Planı: RSF’nin Yükselişi ve el-Fasher Felaketi
Sudan’da Nisan 2023’te patlak veren iç savaş, ülkeyi paramiliter RSF ile ordu arasında ikiye böldü. RSF, Nisan 2024’te Darfur bölgesindeki el-Fasher kentine düzenlediği saldırıda yüzlerce sivili öldürmüş, binlerce kişiyi yerinden etmişti. BM raporlarına göre, el-Fasher’de yaşananlar etnik temizlik ve savaş suçu boyutuna ulaştı. Şimdi de el-Obeid benzer bir kaderle karşı karşıya. Stratejik konumuyla el-Obeid, başkent Hartum’u Darfur’a bağlayan kritik bir kavşak noktası. RSF’nin burayı ele geçirmesi halinde, ülkenin batısındaki nüfuzunu pekiştireceği ve orduya lojistik destek sağlayan yolları keseceği değerlendiriliyor. Su kaynakları ve tarım arazileriyle bilinen el-Obeid, aynı zamanda bölgenin ekonomik can damarlarından biri. Kentte şu anda yaklaşık 300 bin kişinin kuşatma altında olduğu tahmin ediliyor. RSF’nin bu hamlesi, Sudan ordusunun da karşı saldırı hazırlığında olduğu bir döneme denk geliyor. Ordu, RSF’nin ilerleyişini durdurmak için hava saldırılarına ağırlık verirken, kara çatışmaları da şiddetleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Sudan’da Savaşın Yayılma Riski
Sudan’daki çatışmalar sadece ülke sınırlarını değil, tüm Doğu Afrika bölgesini tehdit ediyor. el-Obeid’in düşmesi halinde, milyonlarca insanın daha göç etmek zorunda kalacağı, komşu ülkelere sığınmacı akınının hızlanacağı öngörülüyor. Mısır, Libya, Çad ve Güney Sudan, mevcut durumdan en çok etkilenen ülkeler. BM ve Afrika Birliği, çatışmaların sona erdirilmesi için diplomatik çabalarını sürdürse de, taraflar arasındaki güvensizlik ve uluslararası toplumun ilgisizliği barışı zorlaştırıyor. Öte yandan, Birleşik Arap Emirlikleri’nin RSF’ye silah ve mali destek sağladığı yönündeki iddialar, çatışmanın bölgesel bir vekalet savaşına dönüştüğünü gösteriyor. ABD ve Suudi Arabistan’ın ateşkes müzakerelerindeki rolü ise sınırlı kalıyor. Sudan’ın zengin tarım ve altın kaynakları, uluslararası şirketlerin ve bölgesel güçlerin ilgisini çekiyor; bu da çatışmanın ekonomik boyutunu ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan’daki istikrarsızlık, Türkiye’nin Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz’deki stratejik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Sudan ile tarihsel bağlara sahip ve iki ülke arasında tarım, savunma ve inşaat alanlarında önemli işbirlikleri bulunuyor. el-Obeid’deki çatışmaların büyümesi, Türk şirketlerinin bölgedeki yatırımlarını riske atabilir. Ayrıca, Sudan’daki siyasi kriz, Katar ve Türkiye’nin arabuluculuk rollerini gündeme getirebilir. Türkiye, Kızıldeniz güvenliği açısından hayati önem taşıyan Sudan limanlarına da ilgi duyuyor. Çatışmaların yayılması, bölgesel göç dalgalarını ve insani krizleri derinleştirerek Türkiye’nin Afrika politikasını zorlayabilir. Ankara’nın, Sudan’da kalıcı barış için BM ve AU nezdinde daha aktif bir diplomatik girişim başlatması beklenebilir.