Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), 2024 yılı boyunca etkili olması beklenen güçlü bir El Niño olayı konusunda uyarıda bulunurken, Enerji ve İklim İstihbarat Birimi Uluslararası Program Direktörü Gareth Redmond-King, El Niño’nun iklim değişikliğini adeta turboşarj ettiğini söylüyor. Oliver Farry’nin ağırladığı Redmond-King, bu doğa olayının küresel sıcaklıkları rekor seviyelere taşıyabileceğini ve aşırı hava olaylarını şiddetlendirebileceğini vurguluyor.
Gelişmenin arka planı
El Niño, Pasifik Okyanusu’nun ekvatoral bölgesinde deniz suyu sıcaklıklarının ortalamanın üzerine çıkmasıyla oluşan ve küresel iklimi etkileyen doğal bir döngüdür. WMO’nun son raporuna göre, 2023-2024 El Niño’su güçlü bir şekilde gelişiyor ve 2024 yılını muhtemelen kayıtlardaki en sıcak yıl yapacak. Bu durum, zaten artan sera gazı emisyonları nedeniyle ısınan atmosferi daha da ısıtarak iklim değişikliğinin etkilerini katlıyor. Gareth Redmond-King, “El Niño doğal bir olaydır, ancak insan kaynaklı iklim değişikliği bu olayın etkilerini daha da güçlendiriyor. Her bir El Niño olayı, bir öncekinden daha sıcak bir dünyada meydana geliyor” diyor.
El Niño’nun etkileri küresel çapta hissediliyor: Güney Amerika’da şiddetli yağış ve seller, Avustralya ve Endonezya’da kuraklık ve orman yangınları, Afrika’da ise gıda güvensizliği artıyor. WMO, bu olayın milyonlarca insanı etkileyebileceğini ve ekonomik kayıpların yüksek olabileceğini belirtiyor. Redmond-King, “El Niño, iklim değişikliğinin turboşarjıdır. Sıcaklıkları yükseltir, aşırı hava olaylarını şiddetlendirir ve toplumların adaptasyon kapasitesini zorlar” şeklinde konuşuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
El Niño’nun etkileri her bölgede farklı şekilde görülüyor. Asya’da muson yağmurlarının düzensizleşmesi tarımı tehdit ederken, Afrika’da yağış rejimindeki değişiklikler kuraklığa yol açıyor. Latin Amerika’da ise aşırı yağışlar sel ve heyelanlara neden oluyor. Redmond-King, “Bu sadece bir hava olayı değil; ekonomileri, gıda güvenliğini ve su kaynaklarını doğrudan etkileyen bir kriz” diyor. WMO, ülkeleri erken uyarı sistemlerini güçlendirmeye ve afet hazırlıklarını artırmaya çağırıyor. Ayrıca, El Niño’nun küresel ortalama sıcaklığı geçici olarak 1,5°C eşiğinin üzerine çıkarabileceği belirtiliyor. Bu, Paris Anlaşması’nın uzun vadeli hedefinin aşıldığı anlamına gelmiyor, ancak iklim değişikliğinin hızı konusunda ciddi bir uyarı niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
El Niño’nun Türkiye’ye doğrudan etkisi sınırlı olsa da, dolaylı yoldan önemli sonuçlar doğurabilir. Küresel gıda fiyatlarındaki artış ve tarımsal üretimdeki düşüş, Türkiye’nin gıda enflasyonunu tetikleyebilir. Ayrıca, Orta Doğu ve Akdeniz havzasında kuraklık riski artabilir; bu da su kaynakları yönetimini ve enerji üretimini (hidroelektrik) etkileyebilir. Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele politikalarında El Niño’nun etkilerini dikkate alması, özellikle tarım ve su sektörlerinde uyum stratejileri geliştirmesi önem taşıyor. Küresel ısınmanın hızlanması, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzasını daha kırılgan hale getiriyor.