Bu yılın ikinci yarısında etkili olması beklenen güçlü bir El Nino hava olayı, Afrika kıtasının büyük bir bölümünü kuraklık, sel ve insani krizle tehdit ediyor. Bilim insanları ve yardım kuruluşları, özellikle Doğu Afrika'da yağış düzeninin tamamen bozulacağı, Güney Afrika'da ise kuraklığın şiddetleneceği uyarısında bulunuyor. Uzmanlar, mevcut erken uyarı sistemlerinin yeterli olduğunu ancak hükümetlerin felaket vurmadan önce etkili önlem alıp alamayacağının kritik bir soru işareti olduğunu vurguluyor. Birleşmiş Milletler ve meteoroloji kuruluşları, Afrika Boynuzu'ndan Sahel bölgesine kadar geniş bir alanda olağanüstü hal ilan edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Gelişmenin arka planı: El Nino nedir ve Afrika'yı nasıl etkiler?
El Nino, Pasifik Okyanusu'nun ekvatoral bölgesinde deniz suyu sıcaklıklarının ortalamanın üzerine çıkmasıyla tetiklenen ve küresel hava düzenini altüst eden bir iklim olayıdır. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), 2023-2024 kışından itibaren La Nina'dan El Nino'ya geçiş sinyalleri aldığını ve bu yıl Haziran-Ağustos arasında El Nino'nun yüzde 80 ihtimalle başlayacağını, Kasım 2024'te ise zirveye ulaşacağını duyurdu.
Afrika, El Nino'dan en fazla etkilenen kıtalardan biri. Doğu Afrika'da Ekim-Aralık dönemi yağışları El Nino yıllarında genellikle ortalamanın üzerinde seyrederek sele yol açar. Bu durum, çoğu geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan milyonlarca insanı doğrudan etkiliyor. Kenya, Somali, Etiyopya ve Uganda'da su baskınları, altyapı hasarı, salgın hastalıklar ve mülteci akınları kaçınılmaz görünüyor.
Güney Afrika ise tam tersi bir durumla karşı karşıya. Bölgede El Nino tipik olarak ortalamanın altında yağış getirerek kuraklığı tetikler. Zimbabve, Mozambik, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Malavi'de tarım üretimi düşer, su kıtlığı ve gıda güvensizliği artar. 2015-2016 El Nino'su sırasında bölgede 50 milyondan fazla insan gıda yardımına muhtaç kalmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut: Afrika'da yeni bir insani kriz mi?
Afrika Boynuzu'nda 2010-2012 arasında yaşanan şiddetli El Nino, Somali, Kenya ve Etiyopya'da 260 binden fazla insanın ölümüne neden olmuştu. Bu kez uyarılar daha erken yapılıyor; ancak bölgedeki siyasi istikrarsızlık, kırılgan ekonomiler ve devam eden çatışmalar (özellikle Sudan ve Etiyopya'da) hazırlıkları zorlaştırıyor.
Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), El Nino'nun tetikleyeceği krizin, halihazırda 250 milyon insanın açlıkla mücadele ettiği kıtada durumu daha da vahim hale getireceğini belirtiyor. Sağlık yetkilileri ise sel sularının kolera, sıtma, dang humması gibi hastalıkları yayma riskine dikkat çekiyor. Aynı zamanda, iklim değişikliğinin El Nino'nun etkilerini daha da şiddetlendirdiği biliniyor - daha sıcak bir atmosfer daha fazla buhar taşıyor ve aşırı yağış olaylarının sıklığını artırıyor.
Uluslararası kriz yönetimi uzmanları, mevcut erken uyarı sistemlerinin etkili olduğunu ancak hayat kurtarmak için yeterli olmadığını söylüyor: "Uyarılar yapılıyor, ancak fonlama ve politik taahhüt olmazsa bu sadece kağıt üzerinde kalır." Afrika Birliği ve bölgesel kuruluşlar, üye ülkeleri acil durum planlarını devreye sokmaya çağırıyor; ancak birçok ülkenin mali kaynakları kısıtlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesinde artan diplomatik ve insani yardım faaliyetleriyle dikkat çekiyor. TİKA, AFAD ve Kızılay aracılığıyla Somali başta olmak üzere kriz bölgelerinde sağlık, eğitim ve su kuyusu projeleri yürütülüyor. Olası bir El Nino kaynaklı insani krizde, Türkiye'nin lojistik kapasitesi ve bölgedeki saha varlığı, yardımların hızlı ulaştırılması için kritik avantaj sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin tarımsal teknoloji işbirliği ve kuraklığa dayanıklı tohum geliştirme projeleri, kriz sonrası yeniden yapılanma döneminde Afrika ülkeleriyle ilişkileri derinleştirebilir. Küresel tahıl tedarik zincirinde oluşabilecek aksamalar ise Türkiye'nin gıda arz güvenliği politikasını etkileyebilir; bu nedenle erken uyarı sistemlerinin takibi ve stratejik stok yönetimi önem kazanıyor.