İsrail askerlerinin işgal altındaki Batı Şeria'nın El Halil kentinde düzenlediği bir baskında, biri 12 yaşında bir çocuk olmak üzere iki Filistinli hayatını kaybetti. Olay, yerel kaynaklara göre, İsrail güçlerinin kente girmesiyle başlayan çatışmalar sırasında meydana geldi. Filistin Sağlık Bakanlığı, ölenlerin kimliklerini açıklarken, çocuğun başından vurulduğunu ve olay yerinde hayatını kaybettiğini duyurdu. İsrail ordusu ise baskının, bir Filistinlinin askerlere ateş açması üzerine gerçekleştiğini ve karşılık verildiğini iddia etti. Ancak Filistinli yetkililer, sivillerin hedef alındığını savunuyor.
Baskının arka planı
El Halil, Batı Şeria'nın en büyük şehirlerinden biri olup, İsrail-Filistin çatışmasının en sıcak noktalarından biridir. Kentte, İsrail yerleşimcileri ile Filistinliler arasında sık sık gerilim yaşanıyor. Son baskın, İsrail güçlerinin kentin H2 bölgesi olarak bilinen ve İsrail kontrolündeki kesiminde gerçekleşti. Filistinli kaynaklar, baskında kullanılan mühimmatın aşırı güç içerdiğini ve çocuğun evinin önünde oynarken vurulduğunu bildirdi. İsrail ordusu ise olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu. Ancak bu tür soruşturmaların çoğu zaman sonuçsuz kaldığı biliniyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023 yılında Batı Şeria'da İsrail güçleri tarafından en az 150 Filistinli öldürüldü ve bunların önemli bir kısmı çocuklardı.
Filistinli yetkililer ve uluslararası insan hakları örgütleri, İsrail'in Batı Şeria'da uyguladığı işgal politikalarını ve askeri operasyonlarını sık sık eleştiriyor. Baskınlar, yerleşimci şiddeti ve seyahat kısıtlamaları, Filistinlilerin günlük yaşamını olumsuz etkiliyor. Bu olay, uluslararası toplumun dikkatini bir kez daha bölgeye çevirdi. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, İsrail'e itidalli olma çağrısı yaparken, ABD ise İsrail'in güvenlik endişelerine vurgu yapıyor. Olayın, devam eden Gazze savaşı ve Batı Şeria'daki gerginlikler ışığında daha da büyük bir krize yol açabileceğinden endişe ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
El Halil'deki bu son ölümler, bölgede zaten kırılgan olan ateşkes çabalarını daha da zora sokuyor. İsrail-Filistin çatışmasının çözümüne yönelik uluslararası çabalar, özellikle ABD'nin arabuluculuk girişimleri, son aylarda sonuçsuz kalmıştı. Bu olay, Hamas gibi Filistinli grupların tepkisini çekerken, İsrail'deki aşırı sağcı hükümetin sert politikalarını da haklı çıkarmak için kullanılabilecek bir argüman sunuyor. Bölgesel olarak, İran ve Hizbullah gibi aktörler, olayı İsrail'in işgalci politikalarının bir kanıtı olarak gösterecek ve söylemlerini güçlendirecektir. Ayrıca, bu tür olaylar, İsrail'in uluslararası alandaki imajına zarar vermeye devam ediyor ve birçok ülkede İsrail aleyhtarı protestolara yol açıyor.
Küresel ölçekte, Batı Şeria'daki şiddet, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde tartışmalara neden olsa da, ABD'nin veto yetkisi nedeniyle somut bir karar alınamıyor. Çatışmanın çözümü için iki devletli çözüm modeli gündemde kalmaya devam ediyor, ancak sahada yaşanan bu tür olaylar, barış sürecini her geçen gün daha da imkansız hale getiriyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin İsrail hakkında yürüttüğü savaş suçu soruşturması da bu olayla birlikte yeniden gündeme gelebilir. Ancak İsrail'in bu soruşturmalara yönelik direnci, uluslararası hukukun uygulanabilirliğini sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
El Halil'deki bu olay, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasına verdiği desteği bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye, İsrail'in işgal politikalarını sert dille eleştirirken, iki devletli çözümü ve Kudüs'ün statüsünü koruma çağrılarını sürdürüyor. Ancak bu olay, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerginlik yaratmayabilir, çünkü iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler zaten sınırlı ve soğuk. Bölgesel olarak, Türkiye'nin İran ve Katar gibi ülkelerle birlikte Filistin'e yönelik insani yardım ve siyasi destek faaliyetleri, bu tür olaylar sonrasında daha da önem kazanıyor. Türkiye, İsrail'in uluslararası hukuka aykırı uygulamalarını Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda gündeme getirmeye devam edecektir. Bu gelişmenin, Türkiye'nin iç kamuoyunda Filistin yanlısı duyguları güçlendirmesi ve hükümetin Filistin politikalarına desteği artırması bekleniyor.