Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) bu haftaki toplantısında faiz artırımına gitme olasılığı, ekonomistler tarafından 2011 yılında yapılan ve avro krizini derinleştiren hatanın tekrarlanması riski taşıdığı gerekçesiyle sert bir dille eleştiriliyor. Uzmanlar, ECB'nin enflasyonu düşürme konusundaki kararlılığının, ekonomik büyümeyi gereksiz yere frenleyerek avro bölgesini resesyona sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Almanya ve Fransa gibi büyük ekonomilerde yavaşlamanın belirginleştiği bir dönemde, agresif faiz artışlarının işsizliği artırabileceği ve borç krizini tetikleyebileceği belirtiliyor.
ECB'nin karar süreci ve piyasa beklentileri
ECB'nin Perşembe günü yapacağı toplantıda gösterge faiz oranını 25 baz puan artırarak yüzde 4,25'e çıkarması bekleniyor. Ancak bu karar, bankanın 2011 yılında durgunluk riskine rağmen faiz artırdığı dönemi akıllara getiriyor. O dönemde faiz artışı, avro bölgesi borç krizini derinleştirmiş ve birçok ülkeyi kurtarma paketlerine mecbur bırakmıştı. Şimdiki durumda ise enflasyonun yüzde 6,1 ile hâlâ hedefin üzerinde seyretmesine rağmen, çekirdek enflasyonda düşüş işaretleri görülüyor. Özellikle hizmet sektörü fiyatlarındaki yavaşlama, ECB'nin daha temkinli adım atması gerektiğini gösteriyor. ING Başekonomisti Carsten Brzeski, “ECB, enflasyonla mücadele kredibilitesini korumak isterken büyüme dinamiklerini göz ardı etmemeli. 2011 dersini unutmamalı” ifadelerini kullandı.
Avro bölgesinin en büyük ekonomisi Almanya'da sanayi üretimi art arda dördüncü ayda da düşüş gösterdi. İhracat siparişlerindeki azalma ve yüksek enerji maliyetleri, Alman ekonomisini resesyonun eşiğine getirdi. Fransa'da ise tüketici harcamalarındaki yavaşlama dikkat çekiyor. Bu tablo karşısında bazı ECB üyeleri, büyüme verilerinin faiz artışını erteleme yönünde güçlü sinyaller verdiğini savunuyor. Ancak şahin kanat, enflasyon beklentilerinin çıpasını kaybetmemesi için kararlı duruşun sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.
Küresel ve bölgesel yansımalar
ECB'nin faiz kararı, küresel piyasalar üzerinde de doğrudan etkili olacak. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırım döngüsünü sonlandırmaya yaklaştığı bir dönemde ECB'nin agresif adım atması, avro-dolar paritesinde dalgalanmalara yol açabilir. Gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı riskini artırabilir. Öte yandan, avro bölgesindeki bir resesyon, küresel talebi daraltarak Çin ve diğer Asya ekonomilerini de olumsuz etkileyebilir. Uluslararası Para Fonu (IMF) ise avro bölgesi büyüme tahminini yüzde 1,3'ten yüzde 1,1'e düşürürken, ECB'yi veri odaklı bir yaklaşım benimsemeye çağırdı. Uzmanlar, ECB Başkanı Christine Lagarde'ın toplantı sonrası yapacağı açıklamalarda, gelecekteki adımların ekonomik verilere bağlı olduğunu vurgulamasının piyasaları rahatlatabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ECB'nin faiz artışı, Türkiye ekonomisi için dolaylı ancak önemli sonuçlar doğurabilir. Avro bölgesindeki olası bir daralma, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı olan AB'ye yönelik talebi azaltarak ihracat gelirlerini düşürebilir. Ayrıca, Fed'in faiz indirimine gittiği bir ortamda ECB'nin faiz artırması, avronun değer kazanmasına yol açarak Türkiye'nin avro cinsi borç yükünü artırabilir. Öte yandan, küresel risk iştahının azalması, Türkiye'ye yönelik portföy yatırımlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın faiz politikaları ile ECB arasındaki farklılaşma, kur oynaklığını artırabilir.