Ekim ayında dünya genelinde deniz saldırılarının sayısı rekor seviyeye ulaştı. Uluslararası Denizcilik Bürosu (IMB) ve diğer deniz güvenliği kuruluşlarının raporlarına göre, geçen ay kaydedilen saldırı sayısı, önceki aylara ve geçmiş yıllara kıyasla en yüksek seviyeye çıktı. Artışın başlıca nedeni, Yemen'deki Husi isyancılarının Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde ticari gemilere yönelik düzenlediği saldırılar. Bu durum, küresel deniz ticaretinin güvenliği ve tedarik zincirleri üzerinde ciddi endişelere yol açıyor.
Deniz Saldırılarında Rekor Artışın Arka Planı
Uluslararası Denizcilik Bürosu'nun (IMB) verilerine göre, Ekim 2024'te dünya genelinde bildirilen deniz saldırısı sayısı, son yılların en yüksek aylık rakamına ulaştı. Bu artışta, İsrail-Hamas savaşının başlamasından bu yana Kızıldeniz'de etkinliğini artıran Yemen merkezli Husi grubunun eylemleri belirleyici oldu. Husiler, Kasım 2023'ten itibaren İsrail bağlantılı gemilere ve bölgedeki ticari gemilere yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenliyor. Ekim ayında bu saldırılar yoğunlaşarak rekor seviyeye ulaştı.
IMB raporuna göre, Ekim ayında kaydedilen saldırıların büyük çoğunluğu Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde gerçekleşti. Saldırılar arasında gemilere yapılan füze atışları, intihar botları ve kaçırma girişimleri yer alıyor. Bazı gemiler hasar görürken, mürettebat yaralanmaları ve can kayıpları da rapor edildi. Denizcilik şirketleri, bölgeden geçen gemilerin rotalarını değiştirmek zorunda kaldı; birçok gemi Ümit Burnu'nu dolaşarak daha uzun ve maliyetli bir yol izlemeyi tercih ediyor. Bu durum, navlun ücretlerini ve sigorta primlerini önemli ölçüde artırdı.
Uzmanlar, saldırıların arkasında yatan temel nedenin bölgesel istikrarsızlık olduğunu vurguluyor. Husiler, saldırılarını Filistin halkıyla dayanışma çerçevesinde gerekçelendiriyor. Ancak saldırılar, küresel deniz ticaretinin can damarı olan Kızıldeniz rotasını güvenliksiz hale getirmiş durumda. Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12'si bu rotadan geçiyor. Süveyş Kanalı üzerinden yapılan ticaret, alternatif rotalara kaydıkça küresel tedarik zincirlerinde gecikmeler ve maliyet artışları kaçınılmaz hale geliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Ticaret ve Güvenlik Dengesi
Kızıldeniz'deki saldırılar, sadece bölgesel bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda küresel ekonomiyi doğrudan etkileyen bir kriz haline dönüşmüş durumda. ABD ve Birleşik Krallık, Husilerin saldırılarını engellemek amacıyla Yemen'deki hedeflere hava operasyonları düzenliyor. Ancak bu operasyonlar, saldırıları tamamen durduramamış görünüyor. Bölgede artan askeri varlık, tansiyonun daha da yükselmesine yol açıyor.
Uluslararası toplum, deniz güvenliğini sağlamak için çeşitli girişimler başlattı. ABD öncülüğünde kurulan Refah Muhafızı Operasyonu (Operation Prosperity Guardian) ve AB'nin Aspides misyonu, ticari gemilere refakat ederek güvenliği artırmayı hedefliyor. Ancak uzmanlar, bu çabaların saldırıları caydırmada sınırlı kaldığını belirtiyor. Husilerin elindeki silah kapasitesi ve bölgedeki istihbarat ağları, saldırıların sürmesine olanak tanıyor.
Küresel ticaret üzerindeki etkiler de giderek belirginleşiyor. Kızıldeniz'den geçen gemilerin sayısındaki düşüş, Süveyş Kanalı gelirlerinde önemli kayıplara neden oldu. Mısır, kanal gelirlerinin azalmasıyla ekonomik baskı yaşıyor. Ayrıca, Asya-Avrupa arasındaki tedarik zincirlerinde yaşanan aksamalar, enerji ve emtia fiyatlarını yukarı çekiyor. Özellikle Avrupa ülkeleri, enerji arz güvenliği konusunda endişeli.
Uzmanlar, saldırıların önümüzdeki aylarda da sürebileceği uyarısında bulunuyor. Bölgesel aktörler arasındaki gerilim, Husilerin eylemlerini daha da şiddetlendirebilir. Denizcilik sektörü, uzun vadeli çözüm için diplomatik girişimlerin artırılması çağrısında bulunuyor. Ancak şu an için Kızıldeniz'deki güvenlik açığı, küresel ekonominin en kırılgan noktalarından biri olmayı sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kızıldeniz'deki saldırılar, Türkiye'nin dış ticareti ve enerji güvenliği açısından doğrudan risk oluşturuyor. Türkiye, ihracatının önemli bir kısmını Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa ve Asya pazarlarına ulaştırıyor. Rotadaki aksamalar, Türk ihracatçıları için navlun maliyetlerini artırırken teslimat sürelerini uzatıyor. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ithalatında da bu güzergah kritik öneme sahip. Alternatif rotaların daha pahalı olması, enerji faturalarını yükseltebilir. Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için diplomatik çabalarını yoğunlaştırmalı ve deniz güvenliği işbirliklerinde aktif rol almalı. Husilerle doğrudan bir bağlantısı olmasa da, Türkiye'nin bölgedeki etkisi ve arabuluculuk potansiyeli, krizin çözümünde faydalı olabilir.