İsrail'de eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, Başbakan Binyamin Netanyahu'yu koltuğundan edebilecek isim olarak öne çıkıyor. Sade siyah kıyafetleri, duraklamalı İngilizcesi ve askeri kültürün şekillendirdiği madde işaretli yanıtlarıyla Eisenkot, İsrail siyasetinde alışılmadık bir profil çiziyor. 2023 Ekim'inden bu yana devam eden Gazze savaşı ve Netanyahu'nun yargı reformu tartışmaları, İsrail seçmenini yeni arayışlara itmiş durumda. Eisenkot, bu ortamda sessiz ama etkili bir muhalefet yürütüyor.
Askeri geçmişten siyasete uzanan yol
Gadi Eisenkot, 2015-2019 yılları arasında İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Genelkurmay Başkanı olarak görev yaptı. Askeri kariyeri boyunca özellikle Lübnan ve Suriye cephelerinde önemli operasyonlara imza attı. 2019'da emekli olduktan sonra siyasete atılan Eisenkot, önce Benny Gantz'ın liderliğindeki Mavi-Beyaz ittifakına katıldı. Ancak 2022 seçimlerinin ardından ittifak dağıldı ve Eisenkot kendi siyasi hareketini kurdu. Şimdi ise Netanyahu'nun sağcı koalisyonuna karşı merkez sol ve liberal seçmenin umudu haline gelmiş durumda.
Eisenkot'un kampanya tarzı, İsrail siyasetinde nadir görülen bir ölçülülük sergiliyor. Mitinglerde yüksek sesli sloganlardan kaçınıyor, sosyal medyada aktif değil ve genellikle askeri brifingleri andıran kısa, net açıklamalar yapıyor. Bu tutum, özellikle son yıllarda kutuplaşan İsrail toplumunda bir kesim tarafından 'güvenilir' ve 'istikrarlı' olarak yorumlanıyor. Ancak eleştirmenler, bu sessizliğin Netanyahu'nun agresif kampanya makinesi karşısında yetersiz kalabileceğini savunuyor.
Netanyahu'nun zorlu sınavı
Binyamin Netanyahu, İsrail'in en uzun süre görev yapan başbakanı olarak 2022 seçimlerinden bu yana iktidarda. Ancak yargı reformu protestsu, Gazze savaşının uzaması ve rehine krizi gibi konular hükümetin popülaritesini eritmiş durumda. Son anketler, Netanyahu'nun Likud partisinin sandalye kaybettiğini ve merkez sol blokun çoğunluğu sağlayabileceğini gösteriyor. Eisenkot, bu tabloda Netanyahu'nun en güçlü alternatifi olarak görülüyor. Yine de İsrail seçim sistemi ve koalisyon dinamikleri, tek başına bir liderin yükselişini garanti etmiyor.
Eisenkot'un en büyük avantajı, askeri geçmişi ve güvenlik konularındaki deneyimi. İsrail seçmeni için güvenlik her zaman öncelikli olduğundan, Eisenkot'un bu alandaki kredibilitesi yüksek. Ancak ekonomik ve sosyal politikalar konusunda henüz net bir program sunmuş değil. Bu belirsizlik, özellikle genç ve seküler seçmende tereddüt yaratabilir. Öte yandan, Netanyahu'nun yargı reformu ve yolsuzluk davaları, muhalefetin elini güçlendiriyor. Eisenkot, bu konularda sessiz kalmayı tercih etse de, danışmanları aracılığıyla Netanyahu'nun 'bölücü' siyasetine karşı birleştirici bir mesaj vermeye çalışıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail'deki siyasi belirsizlik, Orta Doğu'nun kırılgan dengelerini doğrudan etkiliyor. Gazze'deki savaş ve Lübnan sınırındaki gerilim, bölgesel bir çatışma riskini canlı tutuyor. Netanyahu hükümetinin sert politikaları, ABD ve Avrupa başkentlerinde rahatsızlık yaratırken, Eisenkot'un olası bir başbakanlığı daha ılımlı ve diplomasiye açık bir dönemin habercisi olarak görülüyor. Özellikle Suudi Arabistan ile normalleşme süreci ve Filistin meselesi, Eisenkot'un öncelikli gündem maddeleri arasında. Ancak İsrail iç siyasetindeki dalgalanmalar, dış politikada istikrarsızlık riskini de beraberinde getiriyor.
Eisenkot, henüz resmi bir seçim kampanyası başlatmış değil; ancak anketlerde sürekli adının geçmesi, erken seçim ihtimalini güçlendiriyor. İsrail'de bir sonraki seçimlerin 2026'da yapılması planlanıyor olsa da, koalisyon içi çatlaklar ve kamuoyu baskısı erken seçimi gündeme getirebilir. Bu durumda Eisenkot'un sessiz ama kararlı duruşu, seçmen nezdinde 'güvenilir liman' arayışının bir yansıması olarak okunabilir. Yine de siyasi tecrübesizliği ve net bir ekonomi programının eksikliği, onun en zayıf noktaları olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki liderlik değişimi ihtimali, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından dikkatle izlenmesi gereken bir süreç. Netanyahu hükümeti ile yaşanan gerilim, özellikle Gazze savaşı ve Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti bağlamında Türk dış politikasını doğrudan etkiliyor. Eisenkot'un olası başbakanlığı, iki ülke arasında diplomasi kanallarının yeniden açılması ve ticari ilişkilerin canlanması için bir fırsat olabilir. Ancak Eisenkot'un da güvenlik odaklı bir çizgide olması, Türkiye'nin Filistin konusundaki hassasiyetini dengelemesini gerektirecek. Bölgesel istikrar açısından ılımlı bir İsrail hükümeti, Türkiye'nin enerji koridoru projeleri ve Suriye krizi gibi konularda iş birliği imkanlarını artırabilir.