Afrika'nın en eski milli parkı unvanını taşıyan Virunga Ulusal Parkı, eşi benzeri görülmemiş bir krizle karşı karşıya. Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin (DKC) doğusunda yer alan bu UNESCO Dünya Mirası alanı, bir yandan IŞİD bağlantılı silahlı grupların saldırılarına maruz kalırken diğer yandan da yeni bir Ebola salgını tehdidiyle boğuşuyor. Parkın korucuları, her biri ölümcül sonuçlar doğurabilecek bu iki cephede aynı anda savaşmak zorunda kalıyor.
İki cepheli mücadele: Güvenlik ve sağlık krizi
Virunga, 1925 yılında Belçika Kralı Albert tarafından kurulduğunda sadece bir doğa koruma alanıydı. Ancak bugün park, bölgedeki çatışmaların ve yoksulluğun gölgesinde varlığını sürdürüyor. Park sınırları içinde ve çevresinde faaliyet gösteren silahlı gruplar arasında en dikkat çekeni, IŞİD'in Orta Afrika koluna bağlı olduğu belirtilen "Kongo Müttefik Demokratik Güçleri" (ADF). Bu grup, 2023 yılında park bekçilerine yönelik saldırılar düzenleyerek en az 10 korucunun hayatını kaybetmesine neden oldu.
Park yönetimi, bu tehditlere karşı 800'den fazla korucuyu seferber etmiş durumda. Ancak korucular sadece çatışmalarla değil, aynı zamanda bölgede yeniden baş gösteren Ebola salgınıyla da mücadele ediyor. Son olarak Nisan 2024'te Virunga yakınlarında bir Ebola vakası tespit edilmesiyle birlikte park yönetimi acil eylem planı devreye soktu. Park bekçileri, hem hastalığın yayılmasını önlemek hem de virüsü taşıyabilecek maymunlar gibi hayvanları izlemek için eğitiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Kaynak savaşı ve biyolojik çeşitlilik
Virunga'nın önemi sadece tarihi statüsünden kaynaklanmıyor. Park, dünyadaki son dağ gorillerinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapıyor ve bu türün korunması için kritik bir alan. Ayrıca parkın altında büyük petrol rezervleri olduğu tahmin ediliyor; bu da bölgede uluslararası enerji şirketlerinin ilgisini çekiyor. 2022'de İngiliz petrol şirketi Soco International, parkta arama yapma izni almıştı ancak yoğun protestolar sonucu projeden çekilmişti. Ne var ki silahlı gruplar, bu kaynaklar üzerinde kontrol sağlamak için parkı bir gelir kaynağı olarak kullanmaya devam ediyor.
Ebola tehdidi ise bölgesel bir sağlık krizine dönüşme potansiyeli taşıyor. DKC, 2018-2020 yılları arasında ülkenin doğusunda yaşanan en büyük Ebola salgınında binlerce kişinin hayatını kaybetmesiyle hafızalarda taze bir yara taşıyor. Park korucularının sağlık altyapısına katkısı, kırsal bölgelerde hastalığın erken teşhisi için hayati önem taşıyor. Ancak yetersiz finansman ve silahlı grupların yarattığı istikrarsızlık, bu çabaları sekteye uğratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye için bu kriz, aynı anda birden fazla krizle mücadele eden devlet dışı yapıların jeopolitik istikrarsızlığı artırma potansiyelini bir kez daha ortaya koymaktadır. DKC'de faaliyet gösteren IŞİD bağlantılı gruplar, terör örgütünün Afrika'da yayılması bağlamında Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesine yönelik güvenlik politikalarını yakından ilgilendirmektedir. Ayrıca Ebola gibi salgın hastalıkların küresel dolaşımı, Türkiye'nin sağlık diplomasisi ve sınır güvenliği açılarından dikkatle izlenmesi gereken bir konudur. Türkiye'nin bölgede artan diplomatik ve ticari varlığı, bu tür krizlerde insani yardım ve sağlık desteği açısından bir köprü vazifesi görebilir.