Ebola salgınında doğrulanan vaka sayısı 550’yi aştı. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), salgının 2014-2016 yıllarındaki rekor seviyeye ulaşabileceği uyarısında bulunurken, yerel yetkililer Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ve Uganda’da 90’dan fazla kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Salgın, özellikle DRC’nin doğusundaki Kuzey Kivu eyaletinde yoğunlaşmış durumda. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bölgede güvenlik sorunları ve toplumsal direnç nedeniyle müdahale çalışmalarının sekteye uğradığını bildirdi.
Salgının arka planı ve mevcut durum
Ebola virüsü, ilk olarak 1976 yılında Sudan ve DRC'de tespit edilmişti. 2014-2016 yıllarında Batı Afrika'da 28.000'den fazla vaka ve 11.000 ölümle sonuçlanan en büyük salgın yaşanmıştı. Mevcut salgın ise DRC’nin doğusunda Ağustos 2018’de başladı ve şu ana kadar 2.000'den fazla vaka kaydedildi. 2025 yılının ilk aylarında vaka sayısı hızla artarak 550 doğrulanmış vakaya ulaştı. Uganda’da da sınır ötesi bulaşma nedeniyle vakalar görülmeye başlandı. Yetkililer, ölüm oranının yüzde 60-70 arasında olduğunu belirtiyor.
WHO, bölgeye sağlık ekipleri göndermiş olsa da, silahlı grupların varlığı ve halkın sağlık çalışanlarına güvensizliği nedeniyle aşılama çalışmaları yavaş ilerliyor. Ayrıca, virüsün kuluçka süresinin 2-21 gün olması ve semptomların sıtma gibi diğer hastalıklarla karıştırılması, salgının kontrolünü zorlaştırıyor. CDC Direktörü Dr. Rochelle Walensky, “Bu salgının seyri, 2014-2016 salgınına benzer bir patlama yaşanabileceğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Ebola salgını, sadece DRC ve Uganda için değil, tüm Orta Afrika ve küresel sağlık güvenliği için büyük bir tehdit oluşturuyor. Sınır ötesi seyahatler, virüsün komşu ülkelere yayılma riskini artırıyor. Rwanda, Burundi ve Güney Sudan gibi ülkeler, sınırlarında tarama noktaları kurdu. ABD, Avrupa Birliği ve Çin, bölgeye ek finansal ve lojistik destek sağlama sözü verdi. Ancak, salgının merkezindeki bölgelerdeki çatışmalar ve siyasi istikrarsızlık, uluslararası yardımların etkin bir şekilde ulaşmasını engelliyor. WHO Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Bu salgını durdurmak için küresel bir dayanışma şart. Aksi takdirde, sonuçları yıkıcı olabilir” dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika kıtasıyla artan ticari ve diplomatik ilişkileri nedeniyle Ebola salgınından dolaylı olarak etkilenebilir. DRC ve Uganda'daki sağlık krizi, bölgedeki ekonomik istikrarı tehdit ederken, Türk iş insanlarının faaliyetlerini de sekteye uğratabilir. Öte yandan, Türkiye Sağlık Bakanlığı, pandemi döneminde kazandığı deneyimle Afrika’ya sağlık altyapısı desteği sağlayabilir. Ancak, salgının doğrudan Türkiye’ye sıçrama riski düşük olmakla birlikte, uluslararası seyahatler nedeniyle dikkatli olunması gerekiyor. Türkiye’nin bu tür küresel sağlık krizlerine karşı hazırlıklı olması, dış politikada insani yardım kapasitesini artırması açısından önem taşıyor.