New York Times muhabiri, Ebola virüsünün yeniden hortladığı Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin (DKC) Kuzey Kivu eyaletindeki salgın merkezinden kritik izlenimler aktarıyor. Times’ın Afrika muhabiri, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) acil durum ilan ettiği bölgede, sağlık çalışanlarının karşılaştığı zorlukları, aşılama çalışmalarını ve yerel halkın tepkilerini yerinde gözlemliyor. Salgının başladığı günden bu yana en az 31 kişi hayatını kaybetti, 46 vaka doğrulandı. Ancak asıl korku, bölgenin çatışma bölgesi olması nedeniyle sağlık ekiplerinin erişim kısıtlamaları ve halk arasında yayılan yanlış bilgiler.
Salgının Arka Planı: Savaş ve Hastalık Kıskacında Bir Bölge
DKC’nin doğusundaki Kuzey Kivu, yıllardır silahlı grupların çatışmalarına sahne oluyor. Bu durum, Ebola gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadeleyi neredeyse imkânsız hale getiriyor. Times muhabiri, sağlık merkezlerine ulaşmanın günler sürdüğünü, bazı bölgelere ise ancak askeri konvoy eşliğinde girilebildiğini belirtiyor. Aşılama kampanyaları ise hem lojistik zorluklar hem de halkın aşıya karşı güvensizliği nedeniyle yavaş ilerliyor. Özellikle 2018-2020 arasındaki büyük salgının ardından benzer bir krizin tekrarlanması, WHO’yu harekete geçirdi. Ancak finansman eksikliği ve siyasi istikrarsızlık, müdahale çabalarını sekteye uğratıyor.
Muhabir, bölgede bir karantina merkezini ziyaret ettiğini ve sağlık çalışanlarının koruyucu ekipman olmadan çalışmak zorunda kaldığını aktarıyor. Ayrıca yerel halkın, “ebola virüsünün bir batı komplosu” olduğuna inandığını ve bu nedenle hastaların hastanelere başvurmaktan kaçındığını ekliyor. Bu durum, virüsün yayılmasını hızlandırıyor. Bölgedeki en büyük risk ise, Uganda ve Ruanda sınırına yakın olması. Sınır ötesi geçişlerin kontrolü, salgının komşu ülkelere sıçramasını önlemek için hayati önem taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Afrika Boynuzu’ndan Dünyaya Yayılma Tehdidi
Ebola, yalnızca DKC için değil, tüm Orta Afrika için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Uganda ve Ruanda, sınırlarında sıkı denetim başlatırken, WHO bölge ülkelerine acil durum fonu ayırdı. Ancak pandemi sonrası dönemde, gelişmiş ülkelerin Afrika’daki sağlık krizlerine ilgisi azalmış durumda. Times muhabiri, “Kovid-19 sonrası dünyada Ebola unutuldu” yorumunu yapıyor. Oysa virüsün mutasyon geçirme riski ve mevcut aşıların sınırlı etkinliği, bir sonraki küresel salgının habercisi olabilir. Bu durum, uluslararası toplumun sürveyans sistemlerini güçlendirmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Ayrıca bölgedeki çatışmalar, sağlık çalışanlarına yönelik saldırıları da beraberinde getiriyor. 2023’te iki sağlık çalışanı silahlı gruplar tarafından kaçırılmıştı. Bu tür olaylar, zaten kırılgan olan sağlık sistemini iyileştirme çabalarını baltalıyor. Eğer uluslararası destek artırılmazsa, Ebola’nın kentsel alanlara sıçraması ve büyük bir insani krize dönüşmesi kaçınılmaz görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’nin Afrika’yla artan ticari ve diplomatik ilişkileri düşünüldüğünde, DKC’deki Ebola salgını dolaylı etkiler yaratabilir. Türk iş insanları ve STK’lar bölgede faaliyet göstermektedir. Salgın, lojistik zincirleri ve seyahat kısıtlamaları yoluyla ticareti olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, sağlık diplomasisi kapsamında Afrika ülkelerine aşı ve tıbbi malzeme desteği sağlamaktadır. Salgının yayılması, bu yardımların planlanmasında öncelik değişikliğine yol açabilir. Güvenlik boyutunda ise, bölgedeki istikrarsızlık Türkiye’nin Somali ve Sudan’daki barış girişimlerine yansıyabilir. Ancak doğrudan Türkiye’ye yönelik bir tehdit bulunmamaktadır.