Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde (KDC) devam eden Ebola salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı resmî olarak 1.000’i aştı. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ülkenin doğusundaki Kuzey Kivu ve Ituri eyaletlerinde 2018 Ağustos’undan bu yana toplam 1.008 kişinin virüs nedeniyle öldüğü bildirildi. Aynı dönemde 1.500’den fazla vakanın kayıtlara geçtiği salgın, ülke tarihinde şimdiye kadar görülen en büyük ikinci Ebola salgını olarak kayıtlara geçti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) salgını temmuz ayında ‘uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu’ ilan etmişti.
Gelişmenin arka planı ve salgının seyri
Ebola virüsü hemorajik ateşe neden olan, yüksek ateş, kusma, ishal ve iç kanama ile seyreden bir hastalık. Virüsün insandan insana bulaşması, hasta bireylerin vücut sıvılarıyla doğrudan temasla gerçekleşiyor. KDC’deki mevcut salgın, özellikle silahlı çatışmaların sürdüğü bölgelerde kontrol altına alınmakta güçlük çekiyor. Sağlık ekipleri, salgın bölgelerinde toplumsal direnç, güvenlik sorunları ve altyapı yetersizlikleri gibi engellerle karşı karşıya.
DSÖ ve partner kuruluşlar, bölgede aşılama kampanyaları yürütüyor. Bugüne kadar 250 binden fazla kişiye deneysel Ebola aşısı uygulandı. Ancak hastalığın yayılmasını tamamen durdurmak için yeterli değil. Salgının en yoğun olduğu Katwa, Butembo ve Bunia gibi şehirlerde saha çalışanları, virüsün her yeni odağını hızla izole etmeye çalışıyor.
Dinamikler, 2014-2016 yıllarında Batı Afrika’da 11 bin kişinin ölümüne yol açan salgından farklı. O dönemde kentsel alanlara hızla yayılan virüs, bu kez daha kırsal ve gerilla savaşına sahne olan bölgelerde seyrediyor. Bu durum, lojistik ve güvenlik açısından müdahaleyi zorlaştırıyor.
Küresel boyut ve uluslararası tepkiler
Ebola’nın komşu ülkelere sıçrama riski devam ediyor. Uganda, Ruanda, Güney Sudan ve Burundi sınırlarında tarama noktaları oluşturuldu. Uganda’da geçen ay iki hastada Ebola tespit edilmiş, ancak virüsün yayılmadan kontrol altına alındığı açıklanmıştı. DSÖ, uluslararası toplumu daha fazla kaynak ve personel desteğine çağırıyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) de salgına karşı teknik destek sağlıyor.
Birleşmiş Milletler, salgınla mücadele için 287 milyon dolarlık acil yardım çağrısında bulunmuş, ancak şimdiye kadar bu miktarın yalnızca yarısı toplanabilmiş durumda. Salgının kontrol altına alınamaması halinde, bölgesel ve küresel sağlık güvenliğine yönelik tehdit büyüyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
KDC’deki Ebola salgını, Türkiye açısından doğrudan bir tehdit oluşturmamakla birlikte, küresel sağlık güvenliği zincirinin bir halkası olarak değerlendirilmelidir. Türkiye, Afrika’da artan ticari ve diplomatik varlığıyla, salgın bölgelerine insani yardım ve sağlık desteği sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye’nin DSÖ ile iş birliği çerçevesinde, benzer salgınlara karşı sınır güvenliği ve acil durum hazırlık kapasitesini gözden geçirmesi önem taşıyor. Ebola’nın hava yoluyla bulaşmadığı hatırlanmalı, ancak uluslararası seyahatler nedeniyle vaka taşınma riski düşük de olsa mevcuttur.