Doğu Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) devam eden Ebola salgını, bölge halkının gündelik yaşamını köklü bir biçimde değiştiriyor. Korku, doğru bilgiden çok daha hızlı yayılırken, sağlık merkezleri birer bakım noktası olmaktan çıkarak acil müdahale ve izolasyon üslerine dönüşüyor. NPR muhabirleri, salgının merkez üssü olarak nitelendirilen Kuzey Kivu ve Ituri eyaletlerinden aktardıklarına göre, halk arasında panik ve güvensizlik hâkim. Sağlık ekipleri ise hem virüsle hem de toplumsal dirençle mücadele ediyor.
Salgının Arka Planı ve Mevcut Durum
DRC Sağlık Bakanlığı'nın son verilerine göre, 2025 yılının başından bu yana ülkede 200'den fazla Ebola vakası tespit edildi ve bunların yaklaşık yarısı hayatını kaybetti. Salgın, özellikle çatışma bölgelerinde faaliyet gösteren silahlı grupların kontrolündeki alanlarda yayılma eğilimi gösteriyor. Bu durum, sağlık çalışanlarının erişimini kısıtlarken, aşı kampanyalarını da sekteye uğratıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bölgeye ek ekipler sevk ederken, yerel yetkililer halkı bilgilendirme çalışmalarını yoğunlaştırmış durumda. Ancak yanlış bilgiler ve söylentiler, aşı karşıtlığını körüklüyor; bazı köylerde sağlık görevlilerine taşlı saldırılar düzenleniyor.
NPR raporuna göre, hastaneler artık sadece Ebola hastalarını değil, olası vakaları da karantinaya almak zorunda kalıyor. Bu da sıtma, tifo gibi diğer hastalıklara yakalananların tedaviye ulaşmasını geciktiriyor. Sağlık çalışanları, kişisel koruyucu ekipman eksikliği ve maaş gecikmeleri nedeniyle zorluk çekerken, bazıları greve gitme tehdidinde bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ebola salgını sadece DRC için değil, komşu ülkeler için de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Ruanda, Uganda ve Burundi sınır kapılarında termal kameralar ve sağlık taramaları başlatırken, seyahat kısıtlamaları henüz uygulamaya konulmuş değil. DSÖ, salgının uluslararası yayılma riskini 'yüksek' olarak değerlendiriyor. Öte yandan, küresel ilaç şirketleri yeni nesil Ebola aşıları geliştirirken, bu aşıların lojistik dağıtımı ve soğuk zincir gereksinimleri bölgede büyük bir engel teşkil ediyor. Batılı ülkelerin sağlık bütçeleri, COVID-19 pandemisinin ardından kısıldığı için Afrika'ya yapılan yardımlar da azalmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kongo'daki Ebola salgını, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesindeki sağlık diplomasisi açısından dolaylı bir sınav niteliği taşıyor. Türkiye, DRC ile ikili ilişkilerinde sağlık iş birliğine önem veriyor; Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) bölgede daha önce su kuyusu ve sağlık ocağı projeleri yürüttü. Salgının yayılması halinde, Türkiye'nin Afrika'ya yönelik insani yardım politikaları ve lojistik desteği gündeme gelebilir. Ayrıca, Ebola'nın küresel bir halk sağlığı acil durumuna dönüşmesi, Türkiye'nin sınır ötesi sağlık güvenliği stratejilerini yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Şu an için doğrudan bir etki olmasa da, salgının tırmanması Türk dış politikasında Afrika'ya yönelik sağlık odaklı bir hamleyi tetikleyebilir.