Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC), eski Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte'nin Kasım ayında başlaması planlanan duruşmalara katılmaya fiziksel ve zihinsel olarak uygun olup olmadığını belirlemek üzere yeni bir tıbbi değerlendirme yapılmasına karar verdi. Duterte, 2016-2022 yılları arasında yürüttüğü tartışmalı uyuşturucuyla mücadele politikası kapsamında binlerce kişinin ölümüne neden olduğu iddiasıyla insanlığa karşı suçlarla itham ediliyor.
İkinci Sağlık Değerlendirmesi ve Davanın Seyri
Bu, Duterte için yapılacak ikinci sağlık kontrolü. İlk değerlendirme, eski liderin avukatları tarafından müvekkillerinin yaşı ve sağlık durumu nedeniyle yargılanamayacağı yönündeki itirazlarının ardından gerçekleştirilmişti. ICC yetkilileri, Duterte'nin yargılanabilirliği konusunda net bir karar verebilmek için bağımsız tıp uzmanlarından oluşacak bir heyet tarafından kapsamlı bir inceleme yapılmasını istedi. Değerlendirme sonucunun, Kasım ayında başlaması beklenen duruşmaların takvimi üzerinde doğrudan etkili olması bekleniyor.
Duterte, ülkesindeki uyuşturucu ticaretini bitirme sözüyle 2016'da iktidara gelmiş ve polis ile kimliği belirsiz silahlı kişilerce binlerce şüphelinin öldürüldüğü kanlı bir kampanya başlatmıştı. İnsan hakları örgütlerine göre, bu operasyonlarda en az 12 bin kişi hayatını kaybetti; resmi rakamlar ise 6 bini aşkın ölümden söz ediyor. Duterte yönetimi, bu operasyonların yasal olduğunu savunsa da, ICC savcıları delillerin çoğunun sistematik ve yaygın bir şiddet politikasını işaret ettiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Duterte davası, uluslararası hukukun egemen devletlerin iç işlerine müdahalesi konusunda önemli bir eşik olarak görülüyor. Filipinler, 2019 yılında ICC'den çekilmiş olsa da, mahkemenin yargı yetkisi ülkenin henüz üye olduğu dönemde işlenen suçları kapsıyor. Bu durum, uluslararası hukukun üstünlüğü ile devlet egemenliği arasındaki gerilimi yeniden alevlendirdi. Özellikle Asya-Pasifik bölgesinde, Çin ve Hindistan gibi büyük güçler ICC'ye üye değilken, Filipinler gibi bir ülkenin eski liderinin yargılanması, bölgedeki hukuki emsaller açısından yakından takip ediliyor.
Duterte'nin halefi Ferdinand Marcos Jr. yönetimi, dava konusunda temkinli bir tutum sergiliyor. Manila, ICC ile işbirliği yapma konusunda resmi bir açıklama yapmazken, Duterte ailesinin hâlâ önemli siyasi nüfuza sahip olduğu göz önüne alındığında, iç politikada dengeleri gözetmek zorunda. Ayrıca, dava sürecinin Filipinler'in uluslararası itibarı ve yabancı yatırım çekme kabiliyeti üzerinde etkili olması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Duterte davası, Türkiye'nin de dahil olduğu ICC üyesi ülkeler açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Uluslararası ceza hukukunun uygulanması ve eski devlet başkanlarının yargılanabilirliği konusundaki bu süreç, benzer durumlarla karşılaşabilecek ülkeler için referans niteliği taşıyor. Türkiye, ICC'nin kurucu üyelerinden biri olmasa da, Roma Statüsü'nü imzalamış ve 2016'da Güney Afrika'nın Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'i yakalamaması gibi vakalarda taraf olmuştu. Duterte kararı, uluslararası adalet mekanizmalarının gücü ve sınırları açısından Türk dış politika yapıcıları için de dikkate alınması gereken bir gelişme. Ayrıca, Filipinler'in Güney Çin Denizi'ndeki hakemlik kararına ilişkin tutumu ve Türkiye'nin bölgedeki artan diplomatik varlığı düşünüldüğünde, davanın sonucu Ankara-Manila ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir.