Brezilya, İsrail, Sırbistan ve ABD, 10 günlük bir süre içinde seçimlere gidiyor. Bu dört seçim, otoriter sağın küresel kazanımlarını kalıcı hale getirip getirmeyeceğini veya demokrasi yanlısı güçlerin geri dönüş yapıp yapamayacağını gösterecek. Dört kıtada eş zamanlı yapılacak seçimler, küresel siyaseti derinden etkileyebilir.
Seçimlerin Arka Planı
Brezilya'da 2 Ekim'de yapılacak genel seçimlerde, Devlet Başkanı Jair Bolsonaro ile eski Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva karşı karşıya geliyor. Anketler Lula'nın önde olduğunu gösterse de, Bolsonaro'nun seçim sonuçlarını kabul etmeyebileceği endişesi var. Brezilya, Latin Amerika'nın en büyük ekonomisi ve bölgesel bir güç olarak, seçim sonuçları tüm kıtayı etkileyecek.
İsrail'de 1 Kasım'da yapılacak seçimler, dört yıl içindeki beşinci seçim olacak. Eski Başbakan Binyamin Netanyahu'nun geri dönüşü ve aşırı sağcı partilerin yükselişi, İsrail siyasetinde önemli bir dönüm noktası olabilir. İsrail, Orta Doğu'da istikrarın anahtarı konumunda ve seçim sonuçları bölgesel dengeleri etkileyebilir.
Sırbistan'da 3 Kasım'da yapılacak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri, Devlet Başkanı Aleksandar Vučić'in otoriter eğilimlerini pekiştirip pekiştirmeyeceğini belirleyecek. Sırbistan, Batı ile Rusya arasında denge politikası izliyor ve Avrupa Birliği üyelik sürecinde kritik bir konumda.
ABD'de 8 Kasım'da yapılacak ara seçimler, Başkan Joe Biden'ın politikaları ve demokrasinin geleceği açısından kritik. Cumhuriyetçilerin Kongre'yi ele geçirmesi halinde, Biden'ın yasama gündemi sekteye uğrayabilir ve 2024 başkanlık seçimleri için zemin hazırlanabilir.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Bu dört seçim, otoriter sağın küresel yükselişi ile demokrasi yanlısı güçler arasındaki mücadelenin bir yansıması. Brezilya'da Bolsonaro, Macaristan'da Viktor Orban ve ABD'de Donald Trump gibi liderler, liberal demokrasinin normlarına meydan okuyor. Seçim sonuçları, bu akımın gücünü gösterecek.
Brezilya seçimleri, Amazon yağmur ormanlarının geleceği ve iklim değişikliğiyle mücadele açısından da önemli. Lula'nın zaferi, çevre politikalarında bir dönüşüm anlamına gelebilir. İsrail seçimleri ise, İran nükleer anlaşması ve Filistin sorunu gibi bölgesel meselelerde belirleyici olacak. Sırbistan seçimleri, Balkanlar'da istikrar ve AB genişlemesi sürecini etkileyebilir. ABD ara seçimleri ise, Ukrayna savaşı ve NATO'nun geleceği açısından kritik.
Bu seçimler, aynı zamanda dezenformasyon ve seçim güvenliği konularını da gündeme getiriyor. Özellikle Brezilya ve ABD'de, seçim sonuçlarına yönelik itirazlar ve şiddet olayları riski bulunuyor. Uluslararası gözlemciler, seçim süreçlerini yakından takip ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dört seçim, Türkiye'nin dış politikası ve ekonomisi açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Brezilya'da Lula'nın kazanması, Türkiye ile ticari ilişkileri güçlendirebilir; ancak Bolsonaro'nun seçim sonuçlarını tanımaması, küresel piyasalarda dalgalanma yaratabilir. İsrail'de Netanyahu'nun dönüşü, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir dönem başlatabilir. Sırbistan'da Vučić'in konumu, Türkiye'nin Balkanlar'daki etkisini sınırlayabilir. ABD ara seçimleri ise, Türkiye-ABD ilişkilerinde Kongre'nin rolünü artırabilir. Özellikle F-16 satışı ve Suriye politikası gibi konularda Kongre'nin tutumu belirleyici olacak. Türkiye, bu seçimleri yakından izleyerek stratejik konumunu korumaya çalışacak.