Norveç'ten sekiz aylık bir bilimsel keşif gezisi, iklim krizi ve kirliliğin Arktik okyanusunu geri dönüşü olmayan bir şekilde değiştirmesinden önce henüz keşfedilmemiş canlı türlerini bulmak üzere yola çıkmaya hazırlanıyor. Polar Drift adı verilen bu misyon kapsamında altı bilim insanı ve altı mürettebattan oluşan ekip, önümüzdeki ay Norveç'in Rusya sınırına yakın uzak Arktik kasabası Kirkenes'e hareket edecek. Ardından, bir araştırma gemisiyle denize açılacak ve kendilerini bilinçli olarak deniz buzunun içinde mahsur bırakacaklar. Gemi, buz kütleleriyle birlikte sürüklenerek Grönland'a doğru hareket ederken, bilim insanları okyanusun en zorlu koşullarında yaşamın nasıl mümkün olduğunu araştıracak.
Keşif Gezisinin Amaçları ve Arka Planı
Keşif gezisinin lideri Dr. Maria Lundberg, misyonun temel hedefinin, Arktik deniz buzunun altındaki ekosistemi daha iyi anlamak olduğunu belirtiyor. Lundberg, "Buzun altında, ışığın neredeyse hiç ulaşamadığı, sıcaklığın sürekli sıfırın altında olduğu bir ortamda yaşayan organizmalar var. Bunların bazıları henüz bilim tarafından tanımlanmadı. İklim değişikliği bu yaşam alanını hızla yok ediyor, bu yüzden bu türleri kaybetmeden önce belgelemek ve incelemek çok önemli" diye konuştu. Ekip, sualtı kameraları, sensörler ve özel numune alma cihazları kullanarak mikroorganizmalardan balıklara kadar çeşitli canlıları araştırmayı planlıyor.
Polar Drift, daha önce 2019-2020 yıllarında gerçekleştirilen MOSAiC (Multidisciplinary drifting Observatory for the Study of Arctic Climate) seferinin devamı niteliğinde. MOSAiC, Alman araştırma gemisi Polarstern'in bir yıl boyunca buzda sürüklenmesiyle büyük yankı uyandırmıştı. Yeni keşif gezisi, daha küçük bir ekip ve daha kısa bir süre için tasarlanmış olsa da, odak noktası iklim değişikliğinin biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri. Bilim insanları, özellikle deniz buzunun erimesiyle birlikte yeni türlerin ortaya çıkabileceğini veya mevcut türlerin yok olabileceğini düşünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Arktik bölgesi, küresel ısınmanın etkilerini en hızlı gösteren yerlerden biri. Son 40 yılda Arktik deniz buzunun kalınlığı ve yayılımı önemli ölçüde azaldı. Bu durum, yalnızca bölgedeki ekosistemleri değil, aynı zamanda küresel iklim sistemini de etkiliyor. Arktik'teki buzul erimesi, deniz seviyesinin yükselmesine ve okyanus akıntılarının değişmesine neden oluyor. Ayrıca, bölgede yeni nakliye rotalarının açılması ve petrol-doğalgaz arama faaliyetlerinin artması, çevresel riskleri de beraberinde getiriyor. Norveç, Rusya, Kanada ve ABD gibi Arktik ülkeleri, bölgedeki ekonomik fırsatlar ve egemenlik iddiaları nedeniyle jeopolitik rekabet içinde. Bu keşif gezisi, bilimsel iş birliğinin jeopolitik gerilimlerin üzerinde tutulması gerektiğinin bir örneği olarak görülüyor.
Projenin bir diğer önemli boyutu, kirliliğin Arktik ekosistemlere etkisi. Araştırmacılar, özellikle mikroplastiklerin deniz buzu içinde nasıl biriktiğini ve bu durumun besin zincirini nasıl etkilediğini inceleyecek. Lundberg, "Plastik kirliliği artık o kadar yaygın ki, en ücra köşelerde bile izlerine rastlıyoruz. Arktik buzunun erimesiyle birlikte, bu plastikler yeniden suya karışıyor ve deniz canlıları tarafından tüketiliyor. Bunun uzun vadeli sonuçlarını henüz tam olarak bilmiyoruz" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, doğrudan Arktik bölgesiyle sınır paylaşmasa da, iklim değişikliğinin küresel etkilerinden doğrudan etkileniyor. Arktik'teki buzul erimesi, deniz seviyesinin yükselmesine neden olarak Türkiye'nin kıyı bölgelerini tehdit ediyor. Ayrıca, Arktik'teki meteorolojik değişimler, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzasında aşırı hava olaylarını (kuraklık, sel, sıcak hava dalgaları) tetikleyebiliyor. Bu tür bilimsel seferler, küresel iklim modellerinin iyileştirilmesine katkı sağladığı için Türkiye'nin iklim politikalarına dolaylı fayda sağlıyor. Türk bilim insanlarının bu tür uluslararası projelerde yer alması, ülkenin kutup araştırmaları alanındaki varlığını güçlendirebilir.