Dünya genelinde hanehalkı tasarruf oranları beklenmedik bir hızla düşüyor. Pandemi sonrası dönemde biriken tasarruflar, artan jeopolitik gerilimler, yüksek enflasyon ve resesyon korkularıyla hızla eriyor. Ekonomistler, bu düşüşün "dünyanın sonu" senaryolarına yönelik hazırlık harcamalarından kaynaklandığını belirtiyor. İnsanlar belirsiz bir gelecekte hayatta kalmak için stok yapmaya, dayanıklı tüketim mallarına ve güvenli liman varlıklara yöneliyor. Ancak bu davranış, makroekonomik dengeleri sarsıyor.
Tasarruf Oranlarındaki Düşüşün Arka Planı
ABD'de kişisel tasarruf oranı, 2020'deki %33'lük zirvesinden 2023 itibarıyla %3'ün altına geriledi. Avrupa'da da benzer bir eğilim var; Euro Bölgesi'nde hanehalkı tasarruf oranı %14'ten %12'ye düştü. Bu düşüşün arkasında birkaç faktör var: Birincisi, pandemi döneminde devlet destekleriyle artan tasarruflar, normalleşmeyle birlikte harcamaya dönüştü. İkincisi, enflasyonun alım gücünü eritmesi, insanları birikimlerini korumak için harcamaya itti. Üçüncüsü, iklim krizi, savaşlar ve salgınlar gibi varoluşsal tehditler, bireyleri "son gün" hazırlığına yönlendirdi: konserve gıda, su arıtma cihazı, jeneratör, silah ve kripto para gibi alternatif varlıklara talep arttı.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, bu eğilimin küresel büyümeyi olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Tasarruf azalınca yatırım fonları da daralıyor; bu da uzun vadeli altyapı ve teknoloji yatırımlarını sekteye uğratıyor. Öte yandan, aşırı harcama talebi şişirerek enflasyonu körüklüyor. Merkez bankaları faiz artırımlarıyla bu baskıyı dengelemeye çalışsa da, hanehalkı borçluluğu rekor seviyelerde.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Gelişmiş ülkelerde tasarruf düşüşü, gelişmekte olan ülkeleri de etkiliyor. Sermaye akımları güvenli limanlara yönelirken, kırılgan ekonomiler daha yüksek borçlanma maliyetleriyle karşı karşıya. Çin'de ise tam tersi bir durum var: Hanehalkı tasarruf oranı %30'un üzerinde seyrediyor; ancak bu kez de iç talep yetersizliği büyümeyi yavaşlatıyor. ABD'de tasarruf düşüşü, cari açığı artırarak doların değerini dalgalandırıyor. Avrupa'da ise enerji krizi ve Ukrayna savaşı, savunma harcamalarını artırırken sosyal harcamalardan kısıntıya gidilmesi tasarrufları azaltıyor.
Bu tablo, küresel ekonominin "tasarruf paradoksu" ile karşı karşıya olduğunu gösteriyor: Bireyler belirsizlik karşısında daha fazla tasarruf etmek isterken, toplam talep düşüyor ve ekonomik durgunluk riski artıyor. Ancak şu anki eğilim tam tersi; insanlar belirsizlik nedeniyle bugün harcamayı, yarını garanti altına almaya tercih ediyor. Bu da "dünyanın sonu için harcama" olarak nitelendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de hanehalkı tasarruf oranı zaten yapısal olarak düşük; enflasyon ve kur dalgalanmaları birikimleri eritiyor. Küresel tasarruf düşüşü, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını daha da kritik hale getiriyor. Yabancı yatırımcıların risk iştahı azalırken, cari açık ve dış borç çevrimi zorlaşıyor. Öte yandan, Türk vatandaşları da altın, döviz ve gayrimenkule yönelerek birikimlerini korumaya çalışıyor; bu da iç talebi ve enflasyonu besliyor. Politika yapıcılar için tasarrufu teşvik eden, güvenilir finansal araçlar sunan ve makroekonomik istikrarı sağlayan bir yol haritası şart. Aksi halde küresel rüzgarlar Türkiye'yi daha sert vuracak.