Küresel piyasalar, tarihsel olarak oynaklığın yüksek olduğu Eylül ayını geride bırakarak 2024'ün dördüncü çeyreğine adım attı. Son çeyreğin ilk işlem gününde Asya borsaları karışık seyrederken, yatırımcılar ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim döngüsünün hızı, Çin'in ekonomik teşvik paketleri ve jeopolitik riskleri fiyatlamaya çalışıyor.
Eylül'ün Ardından Piyasa Dinamikleri
Eylül ayı, küresel piyasalar için dalgalı bir dönem oldu. Fed'in 18 Eylül'de politika faizini 50 baz puan indirerek 4,75-5,00 aralığına çekmesi, piyasalarda kısa süreli bir rahatlama yarattı. Ancak sonrasında açıklanan ekonomik veriler, ABD ekonomisinin yavaşladığına işaret etti. Özellikle istihdam verilerindeki zayıflama, resesyon endişelerini yeniden gündeme getirdi. Buna karşın enflasyonun %2 hedefine doğru ilerlediğine dair sinyaller, Fed'in daha fazla indirim yapabileceği beklentisini güçlendirdi.
Çin'de ise hükümetin emlak piyasasını canlandırmak ve tüketimi artırmak için açıkladığı teşvik önlemleri, Asya piyasalarında kısa süreli bir iyimserlik yarattı. Ancak Çin ekonomisindeki yapısal sorunlar ve deflasyon baskısı devam ediyor. Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) negatif faiz politikasından çıkış sinyalleri, yen üzerinde dalgalanmaya neden olurken, Japonya borsası Eylül'de dalgalı bir seyir izledi.
Avrupa'da ise Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz indirimlerine devam ederken, Almanya'da sanayi üretimindeki düşüş ve enerji fiyatlarındaki artış endişe kaynağı. İngiltere Merkez Bankası (BoE) ise enflasyonun inatçı seyretmesi nedeniyle temkinli bir duruş sergiliyor.
Dördüncü Çeyrekte Beklentiler ve Riskler
Dördüncü çeyreğe girerken piyasaların odak noktasında birkaç kritik başlık var. Öncelikle ABD'de başkanlık seçimleri yaklaşıyor. 5 Kasım'da yapılacak seçimler, ekonomik politikalar ve ticaret ilişkileri açısından belirsizlik yaratıyor. Seçim sonuçlarına göre maliye ve ticaret politikalarında önemli değişiklikler olabilir. Ayrıca Fed'in yılın geri kalanında atacağı adımlar, piyasaların yönünü belirleyecek. Fed Başkanı Jerome Powell, son açıklamalarında "veri odaklı" bir yaklaşım izleyeceklerini ve aceleci davranmayacaklarını vurguladı.
Petrol fiyatları da dördüncü çeyrekte belirleyici olacak. OPEC+ ülkelerinin üretim politikaları ve Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler, petrol fiyatlarında oynaklığa neden olabilir. Eylül'de Brent petrol varil fiyatı 70-75 dolar bandında seyretti. Küresel ekonomik yavaşlama endişeleri petrol talebini baskılarken, arz yönlü riskler fiyatları yukarı çekebilir.
Asya-Pasifik borsaları için ise Çin'in teşviklerinin etkisi ve Japonya'nın para politikası normalleşmesi kritik. Çin'de emlak krizi ve yerel yönetim borçları, büyümeyi sınırlıyor. Ancak hükümetin altyapı yatırımları ve yeşil enerji projeleri, orta vadede destekleyici olabilir. Japonya'da ise ücret artışları ve enflasyonun seyri, BOJ'un faiz artırım takvimini etkileyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel piyasalardaki dalgalanma ve Fed'in faiz indirimleri, Türkiye ekonomisi için doğrudan sonuçlar doğuruyor. Fed'in faiz indirimleri, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını artırabilir; bu da Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını hafifletebilir. Ancak ABD seçimleri ve jeopolitik riskler, risk iştahını bozabilir. Ayrıca petrol fiyatlarındaki olası artış, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını yükselterek cari açığı olumsuz etkileyebilir. TCMB'nin faiz politikası ve enflasyonla mücadele sürecinde küresel koşullar belirleyici olacak. Türkiye, ihracat pazarlarındaki yavaşlama ve Avrupa'daki durgunluk nedeniyle dış talep açısından da risklerle karşı karşıya.