Yeni yayımlanan bir araştırma, dünya genelinde hükümetlerin dinî inanç ve uygulamalar üzerindeki kısıtlamalarının en yoğun olduğu ülkeleri ortaya koydu. Pew Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan rapor, 2021-2023 döneminde 198 ülke ve bölgede dinî özgürlüklerin durumunu analiz ediyor. Verilere göre, Çin, Suudi Arabistan, İran ve Türkmenistan gibi ülkeler, hükümet kaynaklı dinî kısıtlamalarda en üst sıralarda yer alıyor. Rapor, aynı zamanda küresel çapta dinî kısıtlamaların giderek arttığına dikkat çekiyor.
Kısıtlamaların Arka Planı ve Yükselişi
Pew'in "Küresel Dinî Kısıtlamalar" başlıklı raporu, hükümetlerin dinî gruplara yönelik müdahalelerini iki ana kategoride inceliyor: hükümet kısıtlamaları ve toplumsal düşmanlıklar. 2021-2023 döneminde, hükümet kısıtlamalarının yüksek veya çok yüksek olduğu ülke sayısı 54'ten 56'ya yükseldi. Bu artış, özellikle Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Asya-Pasifik bölgelerinde belirginleşiyor.
Çin, hükümetin dinî faaliyetleri sıkı bir şekilde denetlediği ve Uygur Müslümanlar başta olmak üzere azınlık gruplarına yönelik baskılarıyla öne çıkıyor. Suudi Arabistan'da ise İslam'ın resmî din olarak belirlenmesi ve diğer dinlerin açıkça ibadet etmesine getirilen sınırlamalar dikkat çekiyor. İran'da dinî azınlıklara yönelik yasal kısıtlamalar ve zorunlu dinî uygulamalar, ülkeyi üst sıralara taşıyor. Türkmenistan'da da hükümetin dinî grupları kayıt altına alması ve bağımsız dinî faaliyetleri engellemesi rapora yansıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rapor, dinî kısıtlamaların sadece hükümet politikalarıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda toplumsal düşmanlıkların da arttığını gösteriyor. Toplumsal düşmanlıkların yüksek olduğu ülke sayısı 50'den 52'ye çıktı. Bu durum, din temelli ayrımcılık, şiddet ve nefret suçlarının yaygınlaştığına işaret ediyor.
Avrupa'da ise durum daha karmaşık. Fransa ve Almanya gibi ülkelerde laiklik ilkesi çerçevesinde dinî sembollere getirilen sınırlamalar, hükümet kısıtlamaları arasında sayılıyor. Öte yandan, Birleşik Devletler'de dinî özgürlükler geniş olsa da, toplumsal düşmanlıkların arttığı gözlemleniyor. Rapora göre, düşük dinî kısıtlamalara sahip ülkeler arasında Brezilya, Kanada ve Avustralya gibi ülkeler öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Raporda Türkiye, hükümet kısıtlamaları açısından orta seviyede sınıflandırılıyor. Bu durum, Türkiye'nin laiklik anlayışı ve din-devlet ilişkilerindeki hassas dengelerden kaynaklanıyor. Özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı'nın geniş yetkileri ve zorunlu din dersi uygulaması, uluslararası kuruluşlar tarafından sıkça eleştiriliyor. Küresel çapta dinî kısıtlamaların artışı, Türkiye'nin dış politikasında dinî özgürlükler konusunu daha fazla gündeme taşımasına yol açabilir. AB ile müzakereler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, Türkiye'deki dinî özgürlüklerin geleceğini şekillendirebilir. Rapor, Türkiye'nin bu alandaki reformlarını hızlandırması gerektiğine işaret ediyor.