ABD'nin en tartışmalı istihbarat toplama araçlarından biri olan Yabancı İstihbarat Gözetleme Yasası'nın (FISA) 702. maddesi, Dünya Kupası gibi büyük uluslararası etkinliklerde artan güvenlik tehditleri endişeleri arasında süresinin dolmasına ramak kala belirsizliğini koruyor. Yetkililer, programı ABD'nin en önemli terörle mücadele ve casusluk araçlarından biri olarak tanımlarken, Kongre'deki kısmi yenileme çabaları, siyasi ayrışmalar ve sivil özgürlükler konusundaki endişeler nedeniyle tıkanmış durumda. Programın sona ermesi, ABD'nin yurt dışındaki hedeflerden iletişim verilerini toplama kabiliyetini ciddi şekilde engelleyebilir ve bu da küresel terör ağlarına karşı yürütülen operasyonları olumsuz etkileyebilir.
Gelişmenin arka planı: FISA 702 ve tartışmalı geçmişi
FISA'nın 702. maddesi, ABD istihbarat topluluğuna, ABD dışında bulunan ve “yabancı hedef” olarak tanımlanan kişilerin telefon görüşmeleri, e-postaları ve diğer elektronik iletişimlerini, mahkeme kararı olmaksızın izleme yetkisi veriyor. 2008 yılında yürürlüğe giren bu düzenleme, özellikle 11 Eylül saldırıları sonrası artan güvenlik endişeleriyle şekillenmişti. Program, her ne kadar yabancı istihbarat toplamayı hedeflese de, zamanla ABD vatandaşlarının da iletişimlerinin bu kapsamda “tesadüfen” toplanmasına yol açtığı gerekçesiyle yoğun eleştirilere maruz kaldı.
ABD İç Güvenlik Bakanlığı ve Ulusal İstihbarat Direktörlüğü tarafından yapılan açıklamalarda, 702. maddenin son beş yılda en az 50 büyük terör saldırısını önlemede kritik rol oynadığı belirtiliyor. Yetkililer, programın özellikle IŞİD ve El Kaide gibi yapıların yanı sıra, siber saldırılar ve casusluk faaliyetlerine karşı da önemli bir istihbarat kaynağı olduğunu vurguluyor. Ancak sivil haklar savunucuları, programın dördüncü maddede düzenlenen ABD vatandaşlarının anayasal haklarını ihlal ettiğini ve kitlesel gözetim uygulamalarının 4. Değişiklik'e aykırı olduğunu savunuyor.
Kongre'deki görüşmelerde, programın yenilenmesi için iki farklı yaklaşım öne çıkıyor. Cumhuriyetçi kanat, mevcut haliyle yetkilerin genişletilmesini savunurken, bazı Demokratlar ve sivil özgürlükçü Cumhuriyetçiler, daha sıkı denetim mekanizmaları ve ABD vatandaşlarının verilerinin korunması için yeni düzenlemeler talep ediyor. Bu siyasi çıkmaz, programın süresinin dolmasına neden olabilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Dünya Kupası ve artan tehditler
Dünya Kupası gibi milyonlarca kişinin katıldığı devasa organizasyonlar, terör örgütleri için cazip hedefler oluşturuyor. ABD, özellikle Katar'da düzenlenen 2022 Dünya Kupası sırasında, terör gruplarının olası saldırı planlarını engellemek için 702. madde kapsamında toplanan istihbarata büyük ölçüde güvenmişti. Benzer şekilde, 2026'da ABD, Kanada ve Meksika'da ortaklaşa düzenlenecek Dünya Kupası öncesinde, güvenlik yetkilileri programın süresinin dolmasının büyük bir risk oluşturduğunu belirtiyor.
Programın sona ermesi, yalnızca ABD'nin değil, aynı zamanda istihbarat paylaşımı yaptığı müttefiklerinin de güvenlik çabalarını etkileyebilir. Özellikle NATO ve Five Eyes ittifakı, ABD'nin sağladığı istihbarat akışına bağımlıdır. Programın askıya alınması, bu ülkelerin terörle mücadele ve siber savunma kapasitelerini de zayıflatabilir. Ayrıca, Çin ve Rusya gibi rakip ülkelerin, ABD'nin bu zayıflığından yararlanarak kendi istihbarat faaliyetlerini yoğunlaştırması bekleniyor.
Öte yandan, Avrupa Birliği ülkeleri, programın AB vatandaşlarının verilerini koruma konusunda yetersiz olduğu gerekçesiyle daha önce endişelerini dile getirmişti. Ancak güvenlik yetkilileri, bu kaygıların terörle mücadeledeki başarılar karşısında ikinci plana atılması gerektiğini savunuyor. Programın yenilenmemesi, ABD ile AB arasında veri paylaşımına ilişkin yeni bir krize yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin FISA 702 programının süresinin dolması, Türkiye açısından dolaylı güvenlik etkileri yaratabilir. Türkiye, özellikle PKK/YPG ve FETÖ gibi terör örgütlerine karşı mücadelede ABD ile istihbarat paylaşımına bel bağlamaktadır. Programın askıya alınması, bu paylaşımın kalitesini düşürebilir ve Türkiye'nin terörle mücadele operasyonlarında istihbarat açığı oluşturabilir. Ayrıca, küresel terör ağlarının ABD'deki zafiyetten yararlanma olasılığı, Türkiye'yi de hedef alan saldırıları artırabilir. Öte yandan, programın kitlesel gözetim uygulamaları nedeniyle eleştirilmesi, Türkiye'nin kendi istihbarat yasalarını şekillendirirken dikkate alabileceği bir model sunmaktadır. Ankara, bu süreci yakından izleyerek kendi güvenlik politikalarını gözden geçirebilir.