Brüksel/Singapur — Dünyanın iklim değişikliği konusundaki en yetkili bilimsel organı olan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), bir sonraki büyük değerlendirme raporunun yayımlanma takvimi üzerinde anlaşmaya varamadı. Reuters muhabirleri Kate Abnett ve Sudarshan Varadhan'ın haberine göre, kararın dakikalar içinde alınması bekleniyordu; ancak yaklaşık üç yıldır süren müzakerelere rağmen IPCC üyeleri hâlâ bir sonraki raporun ne zaman yayımlanacağı konusunda uzlaşamıyor. Bu durum, küresel iklim politikalarının bilimsel temelini geciktirme riski taşıyor.
IPCC'nin Kritik Rolü ve Yaşanan Çıkmaz
IPCC, 1988 yılında Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından kurulmuş, iklim değişikliğinin bilimsel, teknik ve sosyo-ekonomik boyutlarını değerlendiren uluslararası bir kuruluştur. Panel, yayımladığı kapsamlı değerlendirme raporlarıyla hükümetlere politika oluşturma süreçlerinde rehberlik eder. Son büyük raporu olan Altıncı Değerlendirme Raporu (AR6), 2021-2023 yılları arasında parçalar halinde yayımlanmış ve iklim krizinin ciddiyetini ortaya koymuştu.
Şimdi ise IPCC, Yedinci Değerlendirme Döngüsü (AR7) için hazırlık yapıyor. Ancak Reuters'a konuşan kaynaklara göre, üye ülkeler arasında zaman çizelgesi konusunda derin görüş ayrılıkları var. Bazı ülkeler, raporun 2027'de tamamlanmasını isterken, diğerleri daha geniş bir katılım ve daha kapsamlı bir değerlendirme için 2028 veya sonrasını öneriyor. Ayrıca, raporun formatı, bölüm yapısı ve özellikle şehirler, gençlik ve iş dünyası gibi konulara odaklanan özel raporların içeriği de tartışma konusu.
Reuters'ın ulaştığı bilgilere göre, kararın birkaç dakika içinde alınması beklenirken, müzakereler saatler hatta günler süren oturumlara dönüştü. Bu durum, IPCC'nin karar alma mekanizmasının konsensüs esasına dayanmasından kaynaklanıyor: tüm üyelerin onayı olmadan karar alınamıyor. 195 üye ülkenin her birinin veto hakkı bulunuyor. Bu da en küçük bir anlaşmazlığın bile süreci tıkamasına yol açabiliyor.
Zaman Çizelgesi Anlaşmazlığının Nedenleri
Anlaşmazlığın temelinde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki farklı öncelikler yatıyor. Gelişmiş ülkeler, iklim biliminin hızla değişen doğası gereği daha sık ve güncel raporlar talep ederken, gelişmekte olan ülkeler daha fazla bilim insanının katkıda bulunabileceği, daha kapsamlı ve kapsayıcı bir süreç istiyor. Ayrıca, bazı ülkeler AR7'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamındaki küresel envanter döngüsüyle uyumlu olmasını savunuyor. Küresel envanter, ülkelerin iklim taahhütlerini gözden geçirdiği beş yıllık bir süreç ve bir sonraki envanter 2028'de tamamlanacak.
Bazı delegeler, AR7'nin 2027'de yayımlanması halinde bilimsel bulguların envanter sürecine yetişemeyeceğini, dolayısıyla politika yapıcıların en güncel bilimsel verilerden yoksun kalacağını belirtiyor. Diğerleri ise raporun gecikmesinin iklim eylemini yavaşlatacağını ve kamuoyunun ilgisini azaltacağını savunuyor.
IPCC'nin çalışma yöntemi, her değerlendirme döngüsünün yaklaşık 6-7 yıl sürmesi üzerine kurulu. AR6 2023'te tamamlandı; şimdi AR7 için takvim belirlenmeye çalışılıyor. Ancak üç yıldır süren belirsizlik, IPCC'nin etkinliğini ve itibarını zedeliyor. Bilim insanları, iklim değişikliğinin hızı göz önüne alındığında bu gecikmelerin kabul edilemez olduğunu vurguluyor.
Küresel İklim Diplomasisi Üzerindeki Etkileri
IPCC raporları, Paris Anlaşması'nın uygulanmasında kilit rol oynuyor. Ülkeler, ulusal iklim planlarını (NDC'ler) bu raporlardaki bilimsel bulgulara dayanarak güncelliyor. Raporun gecikmesi, ülkelerin daha az güncel bilimsel veriyle politikalarını şekillendirmesine neden olabilir. Özellikle 2025'te yapılacak olan ve ülkelerin yeni iklim hedeflerini açıklaması beklenen COP30 zirvesi öncesinde IPCC'nin net bir takvim sunamaması, müzakerelerde belirsizlik yaratıyor.
Ayrıca, IPCC'nin karar alma sürecindeki tıkanıklık, çok taraflı iklim yönetişiminin genel işleyişine dair soru işaretleri doğuruyor. Uzmanlar, konsensüs mekanizmasının reforme edilmesi gerektiğini, aksi takdirde benzer tıkanıklıkların diğer BM iklim organlarında da yaşanabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, IPCC'nin bir üyesi olarak iklim müzakerelerinde aktif rol alıyor ve Paris Anlaşması kapsamında 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda politikalar geliştiriyor. IPCC raporları, Türkiye'nin iklim politikalarını şekillendirmesinde önemli bir bilimsel dayanak oluşturuyor. Zaman çizelgesindeki belirsizlik, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzasını iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerden biri olarak yakından ilgilendiriyor. Sıcaklık artışı, kuraklık ve deniz seviyesi yükselmesi gibi risklerle mücadelede güncel bilimsel verilere ihtiyaç duyuluyor. Ayrıca Türkiye, yeşil mutabakat ve karbon sınır düzenlemeleri gibi AB politikalarına uyum sağlarken IPCC'nin bulgularına güvenmek durumunda. Raporun gecikmesi, Türkiye'nin iklim adaptasyon ve azaltım stratejilerini planlamasını zorlaştırabilir.