Dünya genelinde demans vakalarının, özellikle yaşlı nüfusta, beklenenden çok daha hızlı bir şekilde azaldığı ortaya çıktı. Uzun yıllardır artacağı tahmin edilen demans oranları, gelişmiş ülkelerde yapılan son araştırmalara göre düşüş trendine girdi. Bu gelişme, küresel sağlık politikalarının ve toplumsal yaşam tarzı değişikliklerinin etkisini gözler önüne seriyor. Özellikle eğitim seviyesinin yükselmesi, kalp-damar sağlığına verilen önemin artması ve sigara kullanımının azalması, demans riskini azaltan başlıca faktörler olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin arka planı: Demans oranları neden düşüyor?
Son yirmi yılda yapılan boylamsal çalışmalar, demansın görülme sıklığının (insidans) yılda yaklaşık %2-3 oranında düştüğünü gösteriyor. Bu düşüş özellikle ABD, İngiltere ve Batı Avrupa ülkelerinde belirgin. Örneğin, ABD'de 65 yaş üstü bireylerde demans prevalansı, 2000 yılında %12 iken 2020'de %8,6'ya geriledi. Uzmanlar, bu başarıyı üç ana etkene bağlıyor: daha iyi eğitim olanakları, kardiyovasküler hastalıkların daha iyi yönetilmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaşması.
Eğitim seviyesinin yükselmesi, beyin rezervini artırarak demansa karşı koruyucu bir kalkan oluşturuyor. Ayrıca, hipertansiyon, diyabet ve obezite gibi risk faktörlerinin daha iyi kontrolü, beyin damar sağlığını olumlu etkiliyor. Sigara kullanımındaki düşüş ve fiziksel aktivitedeki artış da demans riskini azaltan diğer önemli unsurlar. Bununla birlikte, demans tedavisinde henüz kesin bir çare bulunamadı; ancak bu önleyici tedbirler, hastalığın yükünü hafifletmede kritik rol oynuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Gelişmekte olan ülkeler risk altında
Demans oranlarındaki düşüş gelişmiş ülkelerde umut verici olsa da, düşük ve orta gelirli ülkelerde durum farklı. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, demans vakalarının %60'ından fazlası gelişmekte olan ülkelerde yaşanıyor ve bu oranın artması bekleniyor. Nüfus yaşlanması, eğitim seviyesinin düşüklüğü ve sağlık hizmetlerine erişimdeki kısıtlılıklar, bu bölgelerde demans yükünü artırabilir. Küresel olarak demansla mücadelede eşitsizliklerin azaltılması, uluslararası sağlık politikalarının öncelikli hedefleri arasında yer almalı. Özellikle Asya ve Afrika ülkeleri, demansın ekonomik ve sosyal etkilerine karşı hazırlıklı olmalı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hızla yaşlanan bir nüfusa sahip. Yaşlı nüfus oranının 2023'te %10,2'ye ulaştığı ülkemizde, demans vakalarının da artması bekleniyor. Bu nedenle, gelişmiş ülkelerde demans oranlarının düşmesine yol açan faktörlerin Türkiye'de de uygulanması büyük önem taşıyor. Eğitim seviyesinin yükseltilmesi, kalp-damar hastalıklarıyla mücadele ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının teşviki, Türkiye'de demansın önlenmesinde kilit rol oynayabilir. Ayrıca, sağlık sisteminin nörolojik hastalıklara yönelik kapasitesinin artırılması ve yaşlı bakım hizmetlerinin güçlendirilmesi, gelecekteki demans yükünü hafifletebilir.