Dünya Bankası, İsrail ile yaşanan çatışmaların Lübnan'ın ekonomik toparlanmasını sekteye uğrattığını belirterek, ülke ekonomisinin bu yıl yüzde 6,4 oranında daralacağını tahmin etti. Küresel kreditör, Lübnan'da savaşın yol açtığı yıkımın yanı sıra artan enflasyon ve tüketici fiyatlarının ekonomik istikrarı daha da zayıflattığını vurguladı. Bu oran, ülkenin içinden geçtiği derin ekonomik krizin bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin arka planı ve ekonomik göstergeler
Dünya Bankası'nın son raporuna göre, Lübnan'ın gayri safi yurt içi hasılası (GSYİH) 2024'te yüzde 6,4 küçülecek. Bu düşüş, 2019'da başlayan ve ülkeyi iflasın eşiğine getiren mali çöküşün ardından gelen kırılgan toparlanma çabalarını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Raporda, çatışmaların altyapıya verdiği zararın yanı sıra, turizm ve ticaret gibi kilit sektörlerdeki durma noktasına gelen aktivitenin ekonomik daralmayı hızlandırdığı belirtiliyor.
Enflasyon, savaşın tetiklediği arz şokları ve döviz kurundaki istikrarsızlık nedeniyle yeniden yükselişe geçti. Lübnan'da tüketici fiyatları yıllık bazda üç haneli rakamlara ulaşırken, gıda ve enerji maliyetleri halkın alım gücünü ciddi şekilde düşürüyor. Dünya Bankası yetkilileri, mevcut durumun ülkedeki yoksulluk oranını daha da artırabileceği ve sosyal huzursuzluğu derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Lübnan, 2020'deki Beyrut liman patlamasının ardından zaten tarihinin en kötü ekonomik krizlerinden birini yaşıyordu. Siyasi istikrarsızlık, hükümet kurulamaması ve reform eksikliği nedeniyle uluslararası yardım da sınırlı kalıyor. İsrail ile Ekim 2023'te başlayan çatışmalar ise ülkeyi yeni bir kaosa sürükledi. Sınır bölgelerindeki çatışmalar ve Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırıları, Lübnan ekonomisine ağır bir darbe daha vurdu.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan'daki ekonomik çöküş, sadece ülke sınırlarıyla sınırlı kalmıyor. Doğu Akdeniz'deki bu istikrarsızlık, komşu ülkeleri ve bölgesel ticaret yollarını da etkiliyor. Ülkedeki sığınmacı krizinin derinleşmesi, Ürdün ve Türkiye gibi ülkelere ilave göç dalgaları yaratabilir. Ayrıca, Lübnan'ın enerji kaynaklarına erişimdeki belirsizlikler ve Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetlerinin sekteye uğraması, bölgesel enerji güvenliği açısından da risk teşkil ediyor.
Küresel kurumlar, Lübnan'a yönelik acil destek çağrılarını yineliyor. Ancak ülkenin siyasi elitinin reform yapma konusundaki isteksizliği, uluslararası toplumun yardım paketlerinin etkinliğini sınırlıyor. Ayrıca, İran destekli Hizbullah ile İsrail arasındaki gerilimin tırmanması, geniş çaplı bir bölgesel çatışma riskini artırıyor. Bu durum, Lübnan ekonomisinin toparlanma umutlarını daha da azaltıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki ekonomik kriz ve bölgesel istikrarsızlık, Türkiye için doğrudan etkiler doğuruyor. Türkiye, Lübnan'la tarihi ve kültürel bağlarının yanı sıra ticari ilişkilere de sahip. Çatışmaların derinleşmesi, iki ülke arasındaki ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, olası göç dalgaları Türkiye'nin üzerindeki sığınmacı yükünü artırabilir. Güvenlik açısından, Lübnan'da güçlenen istikrarsızlık, radikal unsurların bölgede daha rahat hareket etmesine zemin hazırlayabilir. Türkiye'nin diplomatik girişimleri, bölgede ateşkesin sağlanması ve kalıcı istikrarın tesisi için hayati önem taşıyor. Ankara, Müslüman toplumlar arasındaki etkisini kullanarak tansiyonun düşürülmesine katkı sunabilir.