Dünya Bankası, İsrail'in Kasım 2023'te başlattığı ve giderek yoğunlaştırdığı saldırılar nedeniyle Lübnan ekonomisinin 2024 yılında yüzde 6,4 oranında daralacağını öngördü. Banka, çatışmaların devam etmesi halinde ülkenin gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) bu yıl toplam 8,5 milyar dolar kayba uğrayacağını ve ekonomik daralmanın daha da derinleşebileceğini açıkladı. Bu tahmin, bölgede artan jeopolitik gerilimlerin bir yansıması olarak, Ortadoğu'nun en kırılgan ekonomilerinden biri olan Lübnan'ın savaşın yıkıcı etkisiyle başa çıkmakta ne kadar zorlanacağını gözler önüne seriyor.
Çatışmanın Ekonomik Tahribatı: Sektörler ve Altyapı
Dünya Bankası'nın 'Lübnan Ekonomik İzleme Raporu'na göre, savaşın en büyük darbesi inşaat, tarım ve ticaret sektörlerinde hissedilecek. Hizmet sektörünün de ciddi kayıplar yaşaması bekleniyor. Saldırılar nedeniyle ülkenin güney bölgeleri ve Bekaa Vadisi'ndeki tarım arazileri büyük ölçüde tahrip oldu; bu durum gıda güvenliğini tehdit ederken, milyonlarca insanın geçim kaynağını yok ediyor. Ayrıca, savaş nedeniyle ülke genelinde altyapı yatırımları durma noktasına geldi. Elektrik, su ve iletişim hatlarının bir kısmı hasar gördü, bu da zaten kronikleşmiş enerji krizini daha da derinleştirdi.
Lübnan ekonomisi, 2019'dan bu yana yaşanan finansal çöküşün ardından zaten yüzde 40'ın üzerinde küçülmüş ve para birimi büyük değer kaybına uğramıştı. Savaşın ek yükü, ülkenin toparlanma umutlarını neredeyse sıfırlamış durumda. Dünya Bankası yetkilileri, çatışmaların sürmesi halinde GSYİH kaybının 9 milyar doları aşabileceği ve yoksulluğun daha da yaygınlaşacağı uyarısında bulunuyor. Raporda, insani durumun da vahim olduğu vurgulanıyor: yüz binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı ve ülke içinde yerinden edilme krizi büyüyor. Ayrıca, sağlık sistemi aşırı yük altında; hastaneler saldırılar nedeniyle zarar görürken, tıbbi malzeme ve personel eksikliği yaşanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Ateşkes Beklentileri
Bu ekonomik çöküntü, yalnızca Lübnan'ı değil, bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Lübnan'ın uzun süredir devam eden siyasi krizi, kurumsal zafiyeti ve dış borçları, ülkeyi bölgedeki güç mücadelelerinin bir parçası haline getiriyor. Uluslararası toplum, özellikle ABD ve Fransa'nın arabuluculuğuyla ateşkes sağlanması için diplomatik çabalarını sürdürüyor. Ancak İsrail'in askeri operasyonlarını genişletmesi ve Hizbullah'ın roket saldırılarına devam etmesi, bu çabaların sonuçsuz kalmasına neden oluyor. Ateşkes sağlanamazsa, Lübnan'ın ekonomik çöküşü, göç hareketlerini artırabilir ve bölgedeki diğer kırılgan ülkelere de sıçrayabilir. Ayrıca, bu tablo, uluslararası enerji ve ticaret yolları üzerinde de risk oluşturuyor; Doğu Akdeniz'deki doğalgaz kaynaklarının işletilmesine yönelik planlar sekteye uğrayabilir.
Uzmanlar, Lübnan'ın yeniden imarı ve ekonomik toparlanması için uluslararası bir yardım paketi ve kapsamlı reformlar gerektiğini belirtiyor. Ancak siyasi elitin değişime direnmesi ve yolsuzluğun yaygın olması, bu reformların önündeki en büyük engel olarak görülüyor. Dünya Bankası'nın raporu, bu yapısal sorunlara dikkat çekmeden edemiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki ekonomik çöküşün Türkiye'ye doğrudan etkileri sınırlı kalmakla birlikte, dolaylı etkileri bölgesel istikrar açısından önemlidir. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları konusunda Lübnan ile iş birliği potansiyeli taşıyor; ancak ülkenin istikrarsızlığı bu tür girişimleri zayıflatıyor. Ayrıca, Lübnan'a komşu olan Suriye'deki durum, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını doğrudan etkilerken, Lübnan'daki çatışmalar bölgedeki göç hareketlerini artırabilir. Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı mülteci nüfusunun yükü göz önüne alındığında, yeni bir göç dalgası Ankara'yı zor durumda bırakabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin bölgesel barış için ateşkes çağrılarını desteklemesi ve Lübnan'a insani yardım sağlaması beklenir.