Dünya Bankası, on yılı aşkın süredir savunduğu yeşil büyüme politikalarından ve iklim hedeflerinden sessiz sedasız vazgeçti. Kurum, resmî açıklamalarında artık eski ifadeleri kullanmıyor; 2025-2030 dönemi için hazırlanan strateji belgelerinde iklim değişikliğiyle mücadele taahhütleri önemli ölçüde daraltıldı. Bu değişim, küresel finans mimarisinde kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Yeşil Rüyadan Uyanış
Dünya Bankası, 2010'ların başında iklim değişikliğiyle mücadelede öncü rol üstlenmiş ve yeşil büyüme kavramını kalkınma politikalarının merkezine yerleştirmişti. Kurum, 2021'de yayımladığı İklim Değişikliği Eylem Planı ile 2025 yılına kadar finansmanının %35'ini iklim projelerine ayırmayı taahhüt etmişti. Ancak son dönemde artan enerji fiyatları, jeopolitik gerilimler ve gelişmekte olan ülkelerden gelen borç yükü baskıları, bu hedeflerin gerçekçi olmadığını ortaya çıkardı.
Bankanın 2025 Stratejisi’nde 'yeşil büyüme' ifadesi neredeyse hiç geçmiyor; bunun yerine 'dayanıklılık', 'enerji güvenliği' ve 'ekonomik istikrar' gibi daha genel kavramlar öne çıkıyor. Enerji kredilerinde fosil yakıt finansmanına getirilen kısıtlamalar da esnetildi. 2023’te kabul edilen yeni politika çerçevesinde, doğal gaz projelerine belirli koşullar altında yeniden finansman sağlanabileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Gelişmekte Olan Ülkeler Ne Kaybetti?
Dünya Bankası’nın iklim hedeflerinden geri adım atması en çok gelişmekte olan ülkeleri etkileyecek. Bu ülkeler, hem iklim değişikliğine uyum için gereken finansmana erişmekte zorlanıyor hem de artık bankanın yeşil projelere öncelik vermeyeceği endişesi taşıyor. Afrika ülkeleri ve Güney Asya, bu değişimden en çok etkilenecek bölgeler arasında. Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi büyük karbon salıcıları, bankanın bu dönüşünün kendi enerji politikalarını meşrulaştırdığını düşünebilir.
Uzmanlar, bu kararın Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşılmasını daha da zorlaştıracağı görüşünde. Birleşmiş Milletler Çevre Programı verilerine göre, gelişmekte olan ülkelerin 2030’a kadar iklim finansmanı ihtiyacı yıllık 250 milyar dolar civarında. Dünya Bankası’nın çekilmesi, bu açığı kapatma çabalarını baltalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Dünya Bankası’ndan en fazla kredi kullanan ülkelerden biri. Bankanın yeşil büyüme hedeflerinden vazgeçmesi, Türkiye’nin yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği projelerine yönelik finansman bulmasını zorlaştırabilir. Türkiye’nin 2022’de açıkladığı Ulusal Enerji Planı, 2035’e kadar yenilenebilir enerji kapasitesini iki katına çıkarmayı hedefliyor; ancak bu hedefin gerçekleşmesi için dış kaynak kritik önemde. Bankanın fosil yakıt finansmanına yeniden yeşil ışık yakması, Türkiye’nin kısa vadede doğal gaz ithalatını sübvanse etme eğilimini artırabilir. Uzun vadede ise bu karar, Türkiye’nin yeşil dönüşümü yavaşlatırken, enerji bağımlılığını daha da derinleştirme riski taşıyor.