Dünya Bankası, ABD yönetiminin yoğun eleştirileri sonrasında iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında belirlediği finansman hedeflerini iptal etti. Banka, daha önce İklim Değişikliği Eylem Planı çerçevesinde toplam fonlarının yüzde 45'ini emisyonları azaltan veya toplulukların iklim değişikliğine uyum sağlamasına yardımcı olan projelere ayırmayı taahhüt etmişti. Ancak ABD Hazine Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı'nın bu hedefin "aşırı ve pratik olmadığı" yönündeki eleştirileri, Banka'yı geri adım atmaya itti. Karar, gelişmekte olan ülkelerde iklim finansmanının geleceği konusunda endişelere yol açarken, küresel iklim politikalarında yeni bir tartışma başlattı.
Gelişmenin arka planı: ABD baskısı ve Dünya Bankası'nın yeni yönelimi
Dünya Bankası, 2021 yılında açıkladığı İklim Değişikliği Eylem Planı ile 2025 yılına kadar fonlarının yüzde 45'ini iklim projelerine ayıracağını duyurmuştu. Bu hedef, özellikle gelişmekte olan ülkelerde yenilenebilir enerji, kuraklıkla mücadele ve sel önleme gibi alanlarda büyük beklentiler yaratmıştı. Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci döneminde uygulamaya koyduğu "America First" politikaları, uluslararası kuruluşların iklim odaklı yaklaşımlarını hedef aldı. ABD Hazine Bakanlığı, Banka'nın iklim hedeflerinin "enerji arzı güvenliğini tehdit ettiğini" ve "gelişmekte olan ülkelerin kalkınma ihtiyaçlarını göz ardı ettiğini" savundu.
Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga, yaptığı açıklamada, "Hedeflerimizi gözden geçiriyoruz ve daha esnek bir yaklaşım benimsememiz gerektiğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Banga, iklim değişikliğiyle mücadelenin hala öncelikleri arasında olduğunu ancak finansmanın ülkelerin özel koşullarına göre şekillendirilmesi gerektiğini vurguladı. Uzmanlar, bu kararın Dünya Bankası'nın Çin ve Hindistan gibi büyük karbon emisyonu üreticisi ülkelerde fosil yakıt projelerine yeniden finansman sağlayabileceği anlamına geldiğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Gelişmekte olan ülkeler ve iklim taahhütleri
Dünya Bankası'nın bu adımı, özellikle Asya-Pasifik ve Afrika'da iklim değişikliğinin en ağır etkilerini yaşayan ülkelerde büyük hayal kırıklığı yarattı. Bangladeş, Vietnam ve Kenya gibi ülkeler, taşkınlar ve kuraklıklarla mücadele için Banka fonlarına bel bağlamıştı. Örneğin Bangladeş, 2024 sel felaketinde 10 milyar dolardan fazla zarar görmüş ve Dünya Bankası'ndan acil iklim uyum fonu talep etmişti. Karar, aynı zamanda Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşma çabalarını da sekteye uğratma riski taşıyor.
Öte yandan, ABD'nin bu hamlesi, uluslararası finans kuruluşlarının bağımsızlığı konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler yetkilileri, Dünya Bankası'nın ABD baskısına boyun eğmesinin "çok taraflılığı zedelediğini" savunurken, Çin ve Rusya ise bu durumu "ABD hegemonyası" olarak nitelendirdi. Dünya Bankası'nın en büyük hissedarı olan ABD, kurumun politika yöneliminde belirleyici rol oynuyor; bu da benzer kararların gelecekte de alınabileceği endişesini doğuruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Dünya Bankası'nın iklim finansmanı hedeflerini iptal etmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri doğrudan etkileyebilir. Türkiye, özellikle yenilenebilir enerji yatırımları ve kuraklık yönetimi projeleri için Dünya Bankası kredilerine bağımlı durumda. Bu karar, Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşmasını zorlaştırabilir. Ayrıca Türkiye, iklim değişikliğine uyum projeleri için Dünya Bankası'ndan yaklaşık 3 milyar dolarlık fon beklerken, bu kaynakların sekteye uğraması olası. Küresel düzeyde ise bu karar, ABD-AB iklim politikaları arasındaki uçurumu derinleştirirken, Türkiye'nin bu iki blok arasında denge politikası izlemesini gerektirecek. Türkiye'nin, ulusal iklim stratejilerini çeşitlendirerek alternatif finansman kaynaklarına yönelmesi kritik hale geliyor.