Avrupa Birliği'nin gelecek 7 yıllık bütçesi, bugün Dublin'de düzenlenen gayriresmi Genel İşler Konseyi toplantısında ana gündem maddesi oldu. Toplantıda, bütçenin büyüklüğü konusundaki anlaşmazlık devam ederken, çeşitli üye ülkelerin kırmızı çizgileri yavaş yavaş şekillenmeye başladı. Podcast sunucusu Zoya Sheftalovich'in aktardığına göre, müzakereler hâlâ çıkmazda. AB'nin 2021-2027 dönemi için planlanan bütçesi, Birleşik Krallık'ın ayrılmasının ardından oluşan mali boşluk ve yeni öncelikler nedeniyle kritik önem taşıyor.
Bütçe Müzakerelerinde Tıkanıklık ve Kırmızı Çizgiler
Dublin'deki toplantı, üye ülkelerin bütçe konusundaki pozisyonlarını netleştirmesi açısından bir kilometre taşı olarak görülüyor. AB'nin çok yıllı mali çerçevesi (MFF), 2021-2027 dönemini kapsıyor ve toplam büyüklüğü üzerinde henüz bir uzlaşı sağlanamadı. Özellikle net katkı sağlayıcı ülkeler (Almanya, Fransa, Hollanda, İsveç, Avusturya ve Danimarka gibi) bütçenin GSYİH'nın %1'i civarında tutulmasını isterken, yeni üyeler ve AB'nin uyum politikasından faydalanan ülkeler (Polonya, Macaristan, Çekya, Slovakya, Baltık ülkeleri ve Yunanistan gibi) daha yüksek bir bütçe talep ediyor. Ayrıca, göç, iklim değişikliği, dijital dönüşüm ve savunma gibi yeni öncelikler için ek kaynak ayrılması gerekiyor. Bu durum, mevcut bütçe kalemlerinden kısıntı yapılmasını zorunlu kılıyor.
Konsey toplantısında, bazı üye ülkelerin kırmızı çizgileri şu şekilde öne çıkıyor: Almanya, bütçenin disiplinini korumak ve yeni vergi kaynaklarına karşı çıkmakta kararlı. Fransa, Ortak Tarım Politikası (CAP) bütçesinin korunmasını ve savunma alanında daha fazla fon ayrılmasını istiyor. Hollanda ve İsveç gibi ülkeler, bütçenin küçültülmesi ve modernizasyonu gerektiğini savunuyor. Doğu Avrupa ülkeleri ise uyum fonlarının kesilmemesi konusunda ısrarcı. Ayrıca, hukukun üstünlüğü mekanizması kapsamında Macaristan ve Polonya'ya yönelik fon kesintileri tartışmaların bir diğer boyutunu oluşturuyor.
Toplantının ardından bir açıklama yapılmadı ancak diplomatik kaynaklar, müzakerelerin zorlu geçtiğini ve önümüzdeki aylarda ek toplantılar yapılacağını belirtiyor. AB Konseyi Başkanı Charles Michel'in öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında, Şubat 2020'de özel bir zirve düzenlenmesi planlanıyor. Ancak şu ana kadar somut bir ilerleme kaydedilemedi. Bütçe konusunda anlaşma sağlanamazsa, 2021'den itibaren geçici bütçe uygulamaları gündeme gelebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB bütçesi, sadece Birliğin iç işleyişi için değil, aynı zamanda küresel jeopolitik dengeler açısından da büyük önem taşıyor. AB'nin iklim değişikliğiyle mücadele, dijitalleşme, savunma ve dış yardımlar gibi alanlardaki taahhütleri, bütçenin büyüklüğüne bağlı. Özellikle AB'nin 2050 karbon nötr hedefi ve Avrupa Yeşil Mutabakatı için ayrılacak fonlar, bütçe müzakerelerinin kilit unsurları arasında. Ayrıca, AB'nin göç politikası ve sınır güvenliği için ayrılan kaynaklar, üye ülkeler arasında tartışma yaratıyor. Küresel ticaret savaşları ve ABD-Çin rekabeti ortamında, AB'nin ekonomik ve siyasi ağırlığını koruması için etkili bir bütçeye ihtiyacı var. Bütçe anlaşmazlığı, AB'nin uluslararası arenada bir aktör olarak etkinliğini zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin 2021-2027 bütçesi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren katılım öncesi mali yardımlar (IPA) kalemini içeriyor. Türkiye, AB'ye aday ülke olarak bu fonlardan yararlanıyor ancak son yıllarda hukukun üstünlüğü ve demokrasi alanındaki gerilemeler nedeniyle fonlarda kesintiye gidilmişti. Yeni bütçede Türkiye'ye ayrılacak kaynağın belirsizliği, Ankara'nın AB ile ilişkilerini ve reform sürecini etkileyebilir. Ayrıca, AB'nin savunma ve güvenlik alanına ayıracağı fonlar, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu ve Avrupa savunma projelerine katılımını dolaylı olarak etkileyebilir. Bütçe müzakerelerinde Türkiye'ye yönelik olası fon kesintileri, AB-Türkiye ilişkilerinde yeni bir gerilim hattı oluşturabilir.