Avrupa Birliği'nin dijital düzenleme hamlesi, dünyanın en popüler yapay zeka sohbet robotu ChatGPT'yi resmen kapsamına aldı. Ancak Brüksel'in bu hamlesi, sohbet robotunu bir 'arama motoru' olarak sınıflandırdığı için, ChatGPT'nin sohbet etme, metin yazma ve kod üretme gibi temel işlevlerinin büyük bölümü düzenleme dışında kalıyor. Uzmanlar, bu sınıflandırmanın yapay zeka düzenlemesinde ciddi bir boşluk yarattığı görüşünde.
Düzenlemenin Arka Planı: DSA ve ChatGPT
Avrupa Birliği'nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA), çok büyük çevrimiçi platformları 'çok büyük çevrimiçi arama motorları' veya 'çok büyük çevrimiçi platformlar' olarak tanımlıyor. ChatGPT, 2024 yılında Avrupa Komisyonu tarafından 'çok büyük çevrimiçi arama motoru' kategorisine dahil edildi. Bu sınıflandırma, OpenAI'nin sahibi olduğu sistemin, arama sonuçları ve kullanıcı verileri konusunda şeffaflık, risk değerlendirmesi ve bağımsız denetim gibi yükümlülüklere tabi olması anlamına geliyor.
Ancak DSA'nın arama motoru tanımı, kullanıcıların bilgi aramak için sorgu girdiği sistemleri kapsıyor. ChatGPT ise yalnızca arama yapmıyor; aynı zamanda diyalog kuruyor, içerik üretiyor, özet çıkarıyor, kod yazıyor ve yaratıcı metinler oluşturuyor. Bu işlevler, geleneksel arama motoru tanımının dışında kalıyor. Dolayısıyla, ChatGPT'nin sohbet ve içerik üretme yetenekleri, DSA'nın getirdiği yükümlülüklerden muaf tutulmuş oluyor.
Avrupa Komisyonu yetkilileri, sınıflandırmanın 'mevcut yasal çerçeve içinde' yapıldığını savunuyor. Ancak eleştirmenler, yapay zekanın hızla gelişen doğası karşısında mevcut düzenlemelerin yetersiz kaldığını belirtiyor. Özellikle dezenformasyon, telif hakkı ihlalleri ve kullanıcı manipülasyonu gibi riskler, sohbet robotlarının asıl işlevleriyle doğrudan ilişkili.
Küresel Boyut: Yapay Zeka Düzenlemesinde Yarış
Avrupa Birliği, Yapay Zeka Yasası (AI Act) ile yapay zeka sistemlerini risk kategorilerine ayırarak düzenlemeyi hedefliyor. Ancak bu yasa, henüz tam olarak yürürlüğe girmedi ve geçiş süreci devam ediyor. DSA ise halihazırda yürürlükte olan bir düzenleme. Bu nedenle, ChatGPT gibi sistemler şu an için AI Act kapsamında değil, DSA kapsamında değerlendiriliyor. Bu durum, yapay zeka düzenlemesinde geçici bir boşluk oluşturuyor.
ABD'de ise federal düzeyde kapsamlı bir yapay zeka yasası bulunmuyor; ancak eyaletler ve federal kurumlar çeşitli düzenlemeler getiriyor. Çin'de ise yapay zeka hizmetleri için özel düzenlemeler mevcut. Türkiye'de ise yapay zeka düzenlemesi henüz taslak aşamasında. Bu küresel tablo, yapay zeka yönetişiminde uluslararası işbirliğinin ne kadar zor olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, ChatGPT'nin 'arama motoru' olarak sınıflandırılmasının, diğer yapay zeka sohbet robotları için de emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. Google'ın Bard'ı (şimdi Gemini), Anthropic'in Claude'u ve Microsoft'un Copilot'u da benzer işlevler sunuyor. Eğer bu sistemler de arama motoru olarak sınıflandırılırsa, aynı düzenleme boşluğu onlar için de geçerli olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa Birliği'nin ChatGPT'yi arama motoru olarak sınıflandırması, Türkiye için hem bir uyarı hem de bir fırsat niteliğinde. Türkiye, yapay zeka düzenlemelerinde henüz erken aşamada. AB'nin bu yaklaşımı, yapay zeka sistemlerinin çok yönlü işlevlerini tek bir kategoriye sığdırmanın zorluğunu gösteriyor. Türkiye, kendi yapay zeka yasasını hazırlarken, sohbet robotlarının tüm işlevlerini kapsayacak daha bütüncül bir tanım geliştirebilir. Ayrıca, AB'nin düzenleme boşluğu, Türk yapay zeka girişimleri için avantaj yaratabilir; ancak uzun vadede, uluslararası uyum ve etik standartlar açısından riskler barındırıyor.