Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, Pazartesi günü Demokratik Kongo Cumhuriyeti Devlet Başkanı Félix Tshisekedi ile bir araya gelerek ülkede devam eden Ebola salgınını ele aldı. Görüşme, uluslararası yardım kuruluşu Uluslararası Kurtarma Komitesi'nin (IRC), salgının resmi rakamların gösterdiğinden çok daha büyük olabileceği uyarısının ardından gerçekleşti. Kongo hükümeti, doğrulanmış Ebola vakalarının 321'e yükseldiğini açıkladı. Salgın, ülkenin doğusundaki Kuzey Kivu ve Ituri eyaletlerinde yoğunlaşırken, DSÖ ve yerel sağlık ekipleri aşılama ve temas takibi çalışmalarını sürdürüyor.
Salgının seyri ve müdahale çabaları
Ebola salgını, Ağustos 2018'den bu yana Kongo'nun doğusunda etkili oluyor ve bu, ülkenin onuncu Ebola salgını olarak kayıtlara geçti. Şu ana kadar 321 doğrulanmış vaka ve 198 ölüm bildirilirken, DSÖ'ye göre ölüm oranı yüzde 60'ın üzerinde. Sağlık çalışanları, hastalığın yayılmasını önlemek için yoğun çaba sarf etse de, bölgedeki güvenlik sorunları ve toplumun direnci müdahaleyi zorlaştırıyor. IRC'nin raporuna göre, resmi veriler salgının gerçek boyutunu yansıtmıyor; çünkü birçok vaka sağlık sistemine bildirilmiyor ya da ölümler Ebola dışı nedenlere atfediliyor. DSÖ, aşılama kampanyalarına hız vermiş durumda; 90 binin üzerinde kişi aşılanırken, yeni bir deneysel aşı da kullanıma sunuldu. Ancak uzmanlar, salgının kontrol altına alınması için daha fazla uluslararası finansman ve lojistik desteğe ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ebola salgını sadece Kongo için değil, komşu ülkeler için de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Ruanda, Uganda, Güney Sudan ve Burundi gibi ülkeler sınırlarında sıkı sağlık kontrolleri başlatırken, DSÖ salgının uluslararası yayılma riskini 'yüksek' olarak değerlendiriyor. 2014-2016 yıllarında Batı Afrika'yı vuran büyük Ebola salgını 11 binden fazla can almış ve küresel sağlık sistemini sarsmıştı. Bu deneyim, uluslararası toplumun hızlı müdahale mekanizmalarını geliştirmesine yol açsa da, Kongo'daki salgın, özellikle çatışma bölgelerinde sağlık hizmetlerine erişimin ne kadar zor olduğunu bir kez daha gösteriyor. DSÖ, salgını kontrol altına almak için 148 milyon dolar ek bütçeye ihtiyaç duyduğunu açıklarken, şu ana kadar sadece yüzde 45'i finanse edilebildi. Küresel sağlık güvenliği açısından, Kongo'daki Ebola salgını, uluslararası işbirliğinin ve hazırlıklı olmanın önemini hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika'da artan sağlık diplomasisi faaliyetleri kapsamında Kongo ile ilişkilerini güçlendirmektedir. Ebola salgını, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım ve kalkınma projelerini doğrudan etkileyebilir. Türkiye, DSÖ ve Afrika Birliği ile işbirliği içinde salgının yayılmasını önlemek için sağlık ekipmanı ve uzman desteği sağlayabilir. Ayrıca, salgının komşu ülkelere sıçraması halinde, Türkiye'nin bu ülkelerle olan ticari ve diplomatik ilişkileri olumsuz etkilenebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin salgının kontrol altına alınmasına yönelik uluslararası çabalara katkıda bulunması, hem bölgesel istikrar hem de kendi çıkarları açısından önem taşımaktadır.