Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Direktörü Hans Kluge, Türkiye'nin 2023 yılında yaşanan yıkıcı Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası ortaya koyduğu acil durum müdahale kapasitesini, küresel sağlık güvenliği açısından bir model olarak nitelendirdi. Kluge, yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin deprem sonrası gösterdiği hazırlık, afetlerin beklemediği bir yaklaşımla, sağlık sistemlerinin dayanıklılığının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi” dedi. DSÖ yetkilisi, özellikle sahra hastaneleri, mobil sağlık ekipleri ve psikososyal destek hizmetlerinin hızlı devreye alınmasının, uluslararası topluma önemli dersler verdiğini vurguladı.
Deprem sonrası sağlık altyapısı nasıl çalıştı?
2023 yılının Şubat ayında meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, Türkiye’nin güneydoğusunda geniş bir alanda ağır yıkıma neden olmuş, resmi rakamlara göre 50 binden fazla kişi hayatını kaybetmişti. Afetin hemen ardından Sağlık Bakanlığı, AFAD ve Kızılay koordinasyonunda geniş çaplı bir sağlık seferberliği başlatıldı. Bölgeye 30'dan fazla sahra hastanesi kurulurken, binlerce sağlık personeli görevlendirildi. Ayrıca, depremzedelere yönelik psikolojik destek programları da hızla hayata geçirildi. Kluge, bu koordinasyonun, DSÖ’nün afetlere karşı “hazırlık beklemez” prensibiyle birebir örtüştüğünü belirtti. Türkiye’nin, 2011 Van depremi ve 1999 Marmara depremi gibi önceki afetlerden alınan derslerle oluşturduğu ulusal afet müdahale planının, 2023 depremlerinde başarıyla uygulandığı ifade ediliyor.
Küresel sağlık güvenliği için çıkarılan dersler
DSÖ Avrupa Bölge Ofisi, iklim değişikliği, savaşlar ve salgın hastalıklar gibi küresel tehditler karşısında sağlık sistemlerinin dayanıklılığını artırmayı öncelikli hedef olarak belirlemiş durumda. Kluge, Türkiye’nin deprem deneyiminin, özellikle doğal afetlere karşı kırılgan bölgelerdeki ülkeler için bir yol haritası sunduğunu söyledi. DSÖ, Türkiye’nin sağlık altyapısındaki hızlı dönüşümü, erken uyarı sistemleri ve lojistik planlamayı diğer ülkelerle paylaşmaya hazır olduğunu ifade etti. Bu kapsamda, DSÖ’nün “Sağlık Sistemleri Dayanıklılık Programı” kapsamında Türkiye’nin iyi uygulama örneklerinin bir veri tabanına dönüştürülmesi planlanıyor. Ayrıca, BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, Türkiye’ye deprem sonrası yapılan uluslararası yardım miktarı 1 milyar doları aşmış, bu yardımların koordinasyonunda DSÖ kritik bir rol oynamıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
DSÖ’nün bu övgüsü, Türkiye’nin uluslararası sağlık diplomasisinde elini güçlendirecek bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Özellikle, Kahramanmaraş depremlerinin ardından sağlık alanında yaşanan kriz yönetimi başarısı, ülkenin afetlere karşı hazırlık kapasitesinin küresel düzeyde tanınmasını sağlamıştır. Bu durum, Türkiye’nin sadece iç politikada değil, dış politikada da, özellikle Kafkasya, Orta Asya ve Afrika gibi afet riski taşıyan bölgelerle sağlık alanında işbirliğini artırma potansiyelini ortaya koymaktadır. Ayrıca, DSÖ’nün model olarak sunduğu bu deneyim, Türkiye’nin uluslararası yardım kuruluşları nezdindeki itibarını yükseltecek ve gelecekte olası krizlerde daha etkin bir koordinasyon rolü üstlenmesine katkı sağlayacaktır.