ABD Demokratik Sosyalistleri’nin (DSA) bazı üyeleri, örgütün adaylarının ve seçilmiş yetkililerinin, filozof Mahmood Mamdani’ye siyasi danışmanlık yapan Morris Katz ve onun firması Fight Agency ile olan tüm ilişkilerini kesmelerini talep eden bir bildiri yayımladı. Bildiride, “Biz, aşağıda imzası bulunanlar, DSA adaylarını ve seçilmiş yetkililerini, Morris Katz veya onun siyasi danışmanlık firması Fight Agency ile artık sözleşme yapmamaya veya onlarla çalışmamaya çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi. The Intercept’te yayımlanan haber, DSA içindeki bu bölünmenin, örgütün İsrail-Filistin politikasına yönelik artan gerilimlerin bir yansıması olduğunu ortaya koyuyor.
Gelişmenin Arka Planı: Mamdani’nin Açıklamaları ve DSA Tepkisi
Mahmood Mamdani, Uganda doğumlu tanınmış bir akademisyen ve yazar olup, özellikle sömürgecilik sonrası siyaset ve şiddet üzerine çalışmalarıyla biliniyor. Mamdani, geçtiğimiz aylarda İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin yaptığı açıklamalarla tartışmaların odağına oturdu. Mamdani, Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırısını “bir direniş eylemi” olarak nitelendirirken, İsrail’in Gazze’ye yönelik operasyonlarını da “soykırım” olarak tanımladı. Bu söylemler, DSA içinde özellikle Yahudi üyeler ve İsrail’in meşru müdafaa hakkını savunanlar arasında büyük rahatsızlık yarattı. Morris Katz, Mamdani’nin bu açıklamalarının ardından onunla danışmanlık anlaşması yaparak, kamuoyu önünde Mamdani’nin pozisyonunu savunmak için bir strateji geliştirdi. DSA üyeleri, Katz’ın bu hamlesini örgütün resmi duruşuyla çelişen bir adım olarak değerlendiriyor. DSA, daha önce İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını kınamış ve ateşkes çağrısı yapmış olsa da, Mamdani’nin ifadelerinin örgütün çizgisinin ötesine geçtiği düşünülüyor.
İmzacılar arasında DSA’nın yerel şubelerinden yöneticiler, eski kampanya çalışanları ve örgütün önde gelen aktivistleri bulunuyor. Bildiride, Katz ve Fight Agency’nin, DSA’nın anti-emperyalist ve anti-siyonist ilkeleriyle bağdaşmayan bir ajandası olduğu öne sürülüyor. Ayrıca, “Morris Katz, Mamdani’nin soykırım savunuculuğunu meşrulaştırmak için çalıştı. Bu, DSA’nın Filistin halkının kurtuluşu için verdiği mücadeleye ihanettir” deniliyor. DSA’nın resmi bir açıklama yapmamasına rağmen, bu iç muhalefet hareketi, örgütün Filistin meselesindeki tutumunun ne kadar hassas olduğunu gözler önüne seriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD Solunda Filistin Çatlağı
Bu olay, ABD’deki sol siyasi hareketlerin Filistin meselesinde giderek derinleşen bölünmelerini yansıtıyor. DSA, ABD’nin en büyük sosyalist örgütü olarak, İsrail-Filistin çatışmasında net bir Filistin yanlısı duruş sergiliyor. Ancak, özellikle 7 Ekim saldırılarından sonra, örgüt içinde Hamas’ın şiddetini nasıl tanımlayacakları konusunda anlaşmazlıklar baş gösterdi. Bir kesim, her türlü direnişi meşru görürken, diğer kesim Hamas’ın eylemlerini terörizm olarak nitelendiriyor. Mamdani’nin tartışmalı konumu, bu ayrımın tam ortasında yer alıyor. Öte yandan, Fight Agency gibi siyasi danışmanlık firmalarının, ideolojik olarak uyumlu olmayan kişilere hizmet vermesi, ABD solunda etik tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bazı DSA üyeleri, örgütün kaynaklarının ve itibarının, örgütün değerlerine aykırı çalışan danışmanlar tarafından kullanılmasını eleştiriyor.
Küresel ölçekte ise, bu tür iç çatışmalar, ABD solunun Filistin meselesini nasıl ele alacağı konusunda bir emsal teşkil edebilir. Özellikle genç seçmenler arasında artan Filistin yanlısı duygular, Demokrat Parti içinde de yankı buluyor. DSA’nın bu çekişmesi, ABD’deki ilerici hareketlerin Filistin konusundaki hassasiyetini artırabilir ve benzer boykot çağrılarının diğer sol örgütlerde de duyulmasına yol açabilir. Ayrıca, Mamdani gibi entelektüellerin, İsrail karşıtı söylemlerinin akademik ve siyasi çevrelerde nasıl karşılandığı, ifade özgürlüğü ve akademik özerklik tartışmalarını da alevlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Filistin meselesine verdiği geleneksel desteğin ABD solunda da yankı bulduğunu göstermekle birlikte, asıl önemi ABD’deki siyasi atmosferin anlaşılması açısından ortaya çıkıyor. Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasında iki devletli çözümü savunurken, DSA içindeki bu tür tartışmalar, ABD’nin Filistin politikasına yönelik iç dinamikleri etkileyebilir. Ancak doğrudan bir Türkiye etkisi bulunmamaktadır. Bununla birlikte, ABD solundaki bu bölünmeler, Türkiye’nin uluslararası kamuoyunda Filistin yanlısı söylemlerine katkı sağlayabilir veya tersine, Türkiye’nin Hamas’a yönelik tutumunu zorlaştırabilir. Özellikle Türk hükümetinin Hamas’ı terör örgütü olarak görmemesi, DSA içindeki Mamdani destekçileriyle paralellik taşıyor. Bu durum, Türkiye’nin ABD’deki sol çevrelerle potansiyel bir iş birliği zemini oluşturabilir, ancak dikkatli bir diplomatik yaklaşım gerektiriyor.