Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) devam eden Ebola salgını, resmi olarak dünya tarihindeki en büyük ikinci Ebola salgını olarak kayıtlara geçti. Ülke yetkilileri, salgının şimdiye kadar görülen en hızlı yayılan Ebola salgını olduğunu açıklarken, dünyayı 'çok daha fazla dikkat göstermeye' çağırdı. DRC Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, salgın Kuzey Kivu ve Ituri eyaletlerinde hızla yayılmaya devam ediyor ve şu ana kadar 1.500'den fazla vaka tespit edildi.
Gelişmenin Arka Planı
Salgın ilk olarak 1 Ağustos 2018'de Kuzey Kivu eyaletinde tespit edildi. O tarihten bu yana virüs, çatışma bölgelerine yayılarak sağlık ekiplerinin çalışma koşullarını zorlaştırdı. DRC Sağlık Bakanlığı, son haftalarda günlük ortalama 20 ila 30 yeni vaka bildirildiğini açıkladı. Yetkililer, bu hızın Batı Afrika'daki 2014-2016 Ebola salgınından bile daha yüksek olduğunu belirtiyor. O dönemde Gine, Liberya ve Sierra Leone'de 28.000'den fazla vaka görülmüş, 11.000'den fazla kişi hayatını kaybetmişti.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, salgının kontrol altına alınması için uluslararası toplumun daha fazla kaynak ayırması gerektiğini vurguladı. DSÖ, geçtiğimiz aylarda salgının bölgesel bir tehdit olduğunu açıklamış ancak küresel acil durum ilanı konusunda kararsız kalmıştı. Ancak uzmanlar, salgının şu anki seyrinin küresel bir tehdit haline gelebileceği uyarısında bulunuyor.
Ebola virüsü, yüksek ateş, kanama ve organ yetmezliği gibi belirtilerle seyrediyor ve ölüm oranı yüzde 50-70 arasında değişiyor. Ancak ''rVSV-ZEBOV'' adlı deneysel aşı, salgınla mücadelede umut verici sonuçlar gösteriyor. DRC'de bugüne kadar 130.000'den fazla kişinin aşılandığı bildirildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ebola salgını, DRC'nin doğu sınırlarında Uganda, Ruanda ve Güney Sudan ile paylaşılan bölgelerde yoğunlaşıyor. Bu bölgelerde yaşanan çatışmalar, sağlık ekiplerinin erişimini kısıtlıyor ve virüsün yayılma riskini artırıyor. BM Mülteci Ajansı (UNMISS), bölgede 1 milyondan fazla kişinin yerinden edildiğini açıkladı.
Salgının komşu ülkelere sıçraması halinde, bölgesel bir krizin kaçınılmaz olacağı belirtiliyor. Uganda, daha önce sınırında alınan önlemleri artırarak tarama merkezleri kurdu. Öte yandan Orta Afrika ülkeleri, sağlık sistemlerinin yetersizliği nedeniyle olası bir yayılma karşısında hazırlıksız görünüyor.
Küresel boyutta ise uluslararası yardım kuruluşları, salgının kontrol altına alınması için milyonlarca dolarlık fon çağrısında bulunuyor. Dünya Bankası, salgının bölge ekonomisine yıllık maliyetinin 5 milyar doları bulabileceğini tahmin ediyor. Bu durum, savaş ve yoksullukla mücadele eden DRC'nin sağlık sistemine ağır bir yük bindiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
DR Kongo'daki Ebola salgını, küresel sağlık tehdidi olarak Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir gelişme olmasa da, bölgesel istikrarsızlığın artmasına yol açabilir. Türkiye, Afrika kıtasıyla artan ekonomik ve diplomatik ilişkileri kapsamında bölgeye insani yardımlarını sürdürüyor. Salgının kontrol altına alınamaması halinde, göç hareketleri ve sınır güvenliği riskleri doğabilir. Türkiye'nin, DSÖ aracılığıyla yürütülen uluslararası mücadeleye destek vermesi ve Afrika'daki insani diplomasi politikasını güçlendirmesi bekleniyor. Ayrıca, Türk sağlık ekiplerinin deneyimleri, bu tür salgınlara karşı uluslararası işbirliklerinde önemli bir avantaj sağlayabilir.