2000'li yılların başında yaşanan dot-com çöküşü, küresel ekonomide yaklaşık 5 trilyon dolarlık bir kayba neden olmuştu. Bugün ise ekonomistler, bir sonraki büyük finansal krizin bu rakamı dört katına çıkarabileceği uyarısında bulunuyor. Yapay zeka, kripto paralar ve aşırı değerlenen teknoloji hisseleri, yeni bir balonun habercisi olarak görülüyor. Peki bu kriz nasıl şekillenecek ve dünya ekonomisini nasıl etkileyecek?
Dot-com krizinden bugüne: Balonlar ve kırılmalar
1990'ların sonunda internet şirketlerine yönelik aşırı spekülasyon, 2000 yılının Mart ayında Nasdaq'ın zirve yapmasının ardından hızla sönmüştü. O dönemde birçok teknoloji şirketi iflas ederken, ABD borsaları trilyonlarca dolar değer kaybetmişti. Benzer bir tablo, 2008 küresel finans krizinde de yaşandı. Emlak ve mortgage balonunun patlamasıyla dünya çapında 2 trilyon dolarlık bir daralma meydana gelmişti.
Bugün ise finansal piyasalar, tarihin en büyük balonlarından birinin içinde. Özellikle yapay zeka girişimlerine yapılan yatırımlar, 2023 itibarıyla 150 milyar doları aşarken, birçok şirketin gerçek gelirleri bu beklentilerin çok gerisinde kalıyor. Ayrıca kripto para piyasasının toplam değeri 2 trilyon doların üzerinde seyrediyor. Bitcoin ve Ethereum gibi varlıklar, herhangi bir temel değerden yoksun olmalarına rağmen yüksek fiyatlardan işlem görüyor. Ekonomistler, bu iki alanın birleşik etkisinin dot-com krizine kıyasla dört kat daha büyük bir kayba yol açabileceğini belirtiyor.
Kriz nasıl tetiklenebilir? Fed ve jeopolitik riskler
Uzmanlara göre bir sonraki krizin fitilini ateşleyebilecek en önemli faktör, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikaları. Yüksek enflasyonla mücadele kapsamında faizleri artırmaya devam eden Fed, likiditeyi daraltarak balonların sönmesine neden olabilir. Ayrıca Çin'deki emlak krizi ve Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı jeopolitik belirsizlikler, küresel tedarik zincirlerini zorluyor. Dünya Bankası verilerine göre, küresel borçluluk oranı GSYH'nin %250'sine ulaşmış durumda. Bu, 2008 öncesine göre çok daha kırılgan bir yapıya işaret ediyor.
Krizin Avrupa'ya yansıması özellikle sert olabilir. Almanya ekonomisi resesyon sinyalleri verirken, Fransa ve İtalya'da kamu borçları tarihi zirvelerde. Gelişmekte olan ülkeler ise artan dolar borçları ve sermaye çıkışları nedeniyle zor bir dönemeçte. IMF, 2024 yılı için küresel büyüme tahminini %2,9'a düşürürken, en kötü senaryoda bu rakamın %1,5'in altına gerileyebileceği uyarısını yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel finansal krizlerden en çok etkilenen ülkeler arasında yer alan Türkiye, yüksek döviz borcu ve cari açık nedeniyle kırılgan bir konumda. Yapay zeka ve kripto para balonlarının patlaması, özellikle teknolojiye yatırım yapan Türk şirketleri ve bireysel yatırımcılar için ciddi kayıplar anlamına gelebilir. Ayrıca, küresel likidite daralması, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını artırarak TL'de değer kaybına yol açabilir. Merkez Bankası'nın rezervleri ve swap anlaşmaları, kriz anında bir tampon görevi görebilir ancak yapısal reformlar olmadan bu tamponun yeterli olmayacağı değerlendiriliyor.