İngiltere hükümeti, LGBT bireyleri 'oldukları kişiyi değiştirmeye' yönelik 'istismar edici eylemlerden' korumak için hazırladığı yeni yasa tasarısını parlamentoya sundu. Dönüşüm terapisi olarak bilinen uygulamaları suç sayan tasarı, bu tür faaliyetlerde bulunanlara hapis cezası ve sınırsız para cezası verilmesini öngörüyor. Başbakan Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümetinin öncelikli gündem maddelerinden biri olan yasa, uzun süredir LGBT hakları savunucuları tarafından talep ediliyordu. Tasarının önümüzdeki aylarda parlamentodan geçmesi ve kraliyet onayının ardından yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Arka Plan: Dönüşüm Terapisi Nedir ve Neden Yasaklanıyor?
Dönüşüm terapisi, bir kişinin cinsel yönelimini veya cinsiyet kimliğini değiştirmeyi amaçlayan psikolojik, dini veya tıbbi müdahaleleri kapsıyor. Uygulamalar, konuşma terapilerinden elektroşok tedavisine, dini telkinlerden hormon tedavisine kadar geniş bir yelpazede yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü, Amerikan Psikiyatri Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlar, dönüşüm terapisinin etkisiz olduğunu ve ciddi psikolojik travmalara yol açtığını defalarca vurgulamıştır.
İngiltere'de yapılan araştırmalar, LGBT bireylerin yaklaşık %5'inin hayatlarının bir döneminde bu tür terapilere maruz kaldığını gösteriyor. Bu oran, trans bireylerde daha da yüksek. Mağdurlar, depresyon, anksiyete, intihar düşünceleri ve travma sonrası stres bozukluğu gibi ciddi sağlık sorunları yaşıyor. Hükümet, yeni yasa ile bu zararlı uygulamaların tamamen ortadan kaldırılmasını hedefliyor.
Tasarının Detayları ve Tepkiler
Yasa tasarısı, dönüşüm terapisini teşvik eden, reklamını yapan veya bu tür hizmetleri sunan kişilere 7 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Ayrıca mahkemeler, suçlu bulunanlara sınırsız miktarda para cezası kesme yetkisine sahip olacak. Tasarı, ebeveyn izniyle bile olsa 18 yaş altındaki çocuklara dönüşüm terapisi uygulanmasını da kapsıyor. Ancak, yalnızca cinsel yönelim veya cinsiyet kimliği konusunda aile içinde yapılan konuşmalar veya dini danışmanlık hizmetleri yasanın dışında tutuldu.
Tasarı, LGBT hakları örgütleri tarafından memnuniyetle karşılanırken, bazı dini gruplar ve muhafazakar çevreler, ifade özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle eleştirdi. Stonewall derneğinin CEO'su Nancy Kelley, 'Bu yasa, yıllardır süren adalet mücadelesinin bir zaferi. Artık hiçbir ebeveyn çocuğuna 'düzeltici' terapiler dayatamayacak' dedi. Öte yandan, bazı dini liderler, ebeveynlerin çocuklarına doğruyu öğretme hakkının kısıtlandığını savundu. Hükümet, yasanın inanç özgürlüğünü koruyacak şekilde tasarlandığını ve sadece zorlayıcı, istismar edici uygulamaları hedef aldığını belirtiyor.
Küresel Boyut: Dönüşüm Terapisi Yasağı Dünyada Nerede?
İngiltere, dönüşüm terapisini ulusal düzeyde yasaklayan ülkeler arasına katılıyor. Almanya, Fransa, Malta, Belçika ve İspanya gibi Avrupa ülkelerinin yanı sıra, Kanada, Ekvador ve Brezilya gibi ülkeler de bu tür uygulamaları suç saymış durumda. ABD'de ise 20'den fazla eyalet dönüşüm terapisini yasaklarken, federal düzeyde henüz bir yasa bulunmuyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, 2020'de kabul ettiği bir kararla dönüşüm terapisinin küresel olarak kınanmasını talep etmişti.
Uluslararası af örgütü Amnesty International, İngiltere'nin adımını memnuniyetle karşıladı ve diğer ülkeleri de benzer yasalar çıkarmaya çağırdı. Özellikle Afrika ve Orta Doğu'da LGBT bireylerin dönüşüm terapisi de dahil olmak üzere şiddet ve ayrımcılığa maruz kaldığına dikkat çeken örgüt, yasal düzenlemelerin yaygınlaşmasını önemli bir insan hakları kazanımı olarak değerlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki bu yasal düzenleme Türkiye'deki insan hakları tartışmalarına doğrudan bir etki yapmasa da, AB normlarına uyum sürecinde benzer adımların Türkiye'de de gündeme gelmesine zemin hazırlayabilir. Türkiye'de LGBT hakları konusunda yasal bir boşluk bulunurken, dönüşüm terapisi açıkça yasaklanmış değildir. Bu durum, özellikle AB ve Avrupa Konseyi üyeliği bağlamında Türkiye'nin insan hakları karnesinde bir eksiklik olarak değerlendirilebilir. Küresel ölçekte ise, dönüşüm terapisinin yasaklanması yönündeki eğilim artarken, Türkiye'nin bu konuda ilerleme kaydetmesi uluslararası itibarı açısından önem taşımaktadır.