Dolmabahçe Sarayı'nın görkemli salonlarında, bu yıl dördüncüsü düzenlenen Küresel İslam Ekonomisi Zirvesi (GIES) gala yemeği, dünyanın dört bir yanından gelen devlet ve hükümet başkanları, bakanlar, iş insanları ve akademisyenleri bir araya getirdi. Zirve, İslam iş birliği teşkilatı üyesi ülkeler arasında ekonomik entegrasyonu ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmeyi amaçlıyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte, küresel ekonominin karşı karşıya olduğu zorluklar ve fırsatlar masaya yatırıldı.
Küresel Belirsizliklerin Gölgesinde Dayanışma Vurgusu
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, gala yemeğinde yaptığı konuşmada, dünya genelinde derinleşen jeopolitik gerilimler, salgın sonrası ekonomik toparlanmanın kırılganlığı ve iklim değişikliğinin yarattığı tehditler karşısında İslam ülkeleri arasındaki iş birliğinin hiç olmadığı kadar önemli hale geldiğini belirtti. Yılmaz, "At a time when global uncertainties are deepening, solidarity and sustainable growth have become more critical than ever," diyerek dayanışma ve sürdürülebilir büyümenin önemine dikkat çekti. İslam ekonomisinin sadece dini bir kavram değil, aynı zamanda etik, adil ve kapsayıcı bir ekonomik model olduğunu vurguladı. Helal ürünlerden İslami finansa, yeşil enerjiden teknolojiye kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren sektörlerin, Müslüman ülkeler için büyük bir potansiyel taşıdığını ifade etti.
Zirveye katılan Malezya Başbakanı Enver İbrahim, Endonezya Cumhurbaşkanı Joko Widodo ve Suudi Arabistan Ticaret Bakanı Macid el-Kasabi gibi üst düzey isimler de kendi ülkelerinin İslam ekonomisi alanındaki deneyimlerini ve önceliklerini paylaştı. Ortak vurgu, İslami finans araçlarının altyapı yatırımlarını finanse etmede ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmada kilit rol oynayabileceği yönündeydi. Özellikle yeşil sukuk (İslami tahvil) ve etik yatırım fonları, çevresel sürdürülebilirliği desteklemek için umut verici araçlar olarak öne çıktı.
Bölgesel İş Birliği ve Küresel Etki
Zirve kapsamında düzenlenen panellerde, İslam ülkeleri arasında ticaretin artırılması, dijital dönüşümün teşvik edilmesi, genç girişimciliğin desteklenmesi ve kadınların iş gücüne katılımının artırılması gibi konular ele alındı. Katılımcılar, İslam İş Birliği Teşkilatı ülkeleri arasındaki mevcut ticaret hacminin potansiyelin çok altında olduğunu, bu nedenle tercihli ticaret anlaşmaları, gümrük birliği ve ortak yatırım platformları gibi mekanizmaların hayata geçirilmesi gerektiğini savundu. Ayrıca, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki istikrarsızlığın aşılmasında ekonomik entegrasyonun barış ve güvenliğe katkıda bulunacağı ifade edildi. Zirve, bu yönüyle sadece ekonomik değil, aynı zamanda diplomatik bir işlev de görüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İslam dünyasında hem coğrafi konumu hem de gelişmiş ekonomik altyapısıyla kilit bir aktör konumunda. Dolmabahçe'deki zirve, Türkiye'nin İslam ekonomisi alanındaki iddiasını yeniden perçinlemesi açısından önemli. Türkiye, helal gıda, turizm ve İslami finans gibi sektörlerde bölgesel bir merkez olma hedefini güderken, bu tür etkinlikler uluslararası yatırımcıların dikkatini çekiyor. Ayrıca, Türkiye'nin ev sahipliği yapması, son yıllarda Körfez ülkeleriyle yakınlaşma ve normalleşme politikalarının bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Zirvede alınan kararlar ve kurulan temaslar, Türkiye'nin dış ticaret hacmini artırma ve enerji gibi stratejik alanlarda iş birliğini derinleştirme çabalarına katkı sağlayabilir.