Asya piyasalarında haftanın son işlem gününe doların güçlenmesi damga vururken, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) şahin duruşunu sürdüreceği beklentileri ve jeopolitik risklerle yükselen petrol fiyatları yatırımcıların odağında. Japon yeni ise 40 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine gerileyerek dikkat çekiyor. Bu gelişmeler, küresel risk iştahını baskılarken, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için de yeni bir belirsizlik dalgası yaratıyor.
Fed'in şahin duruşu ve doların yükselişi
Fed yetkililerinin son açıklamaları, para politikasında henüz gevşeme sinyali vermekten uzak. Enflasyonun hedefin üzerinde seyretmesi ve iş gücü piyasasının güçlü kalması, faiz indirim beklentilerini ötelemeye devam ediyor. Geçtiğimiz hafta Fed Başkanı Jerome Powell'ın ‘şahin’ tonu, dolar endeksini (DXY) üç ayın zirvesine taşıdı. Asya seansında dolar, başlıca para birimleri karşısında değer kazanırken, euro ve sterlin karşısında da yükselişini sürdürdü. Piyasalar, Fed'in önümüzdeki toplantıda faizi sabit tutmasını beklerken, 2024 yılı sonuna kadar yalnızca bir indirim yapılabileceği fiyatlanıyor. Bu durum, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturuyor.
Petrol toparlanıyor; arz endişeleri devam ediyor
Petrol fiyatları, geçtiğimiz haftalardaki düşüşün ardından toparlanma eğilimine girdi. Brent petrol varil fiyatı 85 doların üzerine çıkarken, ABD ham petrolü (WTI) 81 dolar civarında işlem görüyor. Toparlanmada, Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler ve OPEC+'ın üretim kesintilerine yönelik devam eden belirsizlikler etkili. Irak ve Suudi Arabistan arasındaki tansiyon, arz tarafı risklerini artırırken, ABD'deki petrol stoklarının beklentilerin altında kalması da fiyatları destekledi. Analistler, yaz aylarında talebin artmasıyla birlikte petrol piyasasında yukarı yönlü hareketin sürebileceğini belirtiyor.
Yen 40 yılın dibinde, Japonya'dan müdahale sinyali
Japon yeni, dolar karşısında 160 seviyesini test ederek 1986'dan bu yana en düşük seviyeyi gördü. Japonya Merkez Bankası'nın faiz artırımına gitme konusundaki isteksizliği ve ABD-Japonya arasındaki geniş faiz farkı, yen üzerindeki baskıyı artırıyor. Japonya Maliye Bakanı Shunichi Suzuki, “aşırı” hareketlere karşı müdahale dahil uygun adımları atacaklarını belirtse de, piyasalar bu sözlü uyarıların etkisini sınırlı buluyor. Japon yetkililer, daha önce Nisan ve Mayıs aylarında rekor müdahaleler yapmış ancak kalıcı bir çözüm sağlanamamıştı. Yen'deki zayıflık, Japon ithalatçıların maliyetlerini artırırken, ihracatçılar için ise rekabet avantajı yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel piyasalardaki bu gelişmeler, Türkiye ekonomisi için karmaşık bir tablo çiziyor. Güçlenen dolar, Türk lirası üzerinde baskı oluştururken, ithalat maliyetlerinin artmasına yol açıyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş ise Türkiye'nin enerji faturasını artırarak cari açık ve enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk yaratıyor. Diğer yandan, Fed'in şahin duruşu, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, yurtiçinde uyguladığı sıkı para politikası ve dengelenme çabalarına rağmen, dış şoklara karşı kırılganlığını koruyor. Merkez Bankası'nın rezerv yönetimi ve TL'yi desteklemeye yönelik adımları, bu süreçte daha da önem kazanıyor.