Dolar, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimi beklentilerini törpüleyen güçlü ekonomik veriler ve Körfez bölgesinde tırmanan jeopolitik gerilimlerin etkisiyle, neredeyse bir yılın en iyi aylık performansını sergilemeye hazırlanıyor. Yatırımcılar, bu hafta açıklanacak kritik istihdam verilerine ve İran ile ABD arasındaki gerilimin seyrine odaklanmış durumda. Dolar endeksi, Nisan ayı başından bu yana yaklaşık yüzde 2,5 değer kazanarak, Mayıs 2024'ten bu yana en güçlü aylık yükselişini kaydetmeye hazırlanıyor. Analistler, doların bu güçlü seyrinin, Fed'in faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği endişeleri ve jeopolitik risklerin güvenli liman talebini artırmasıyla desteklendiğini belirtiyor.
ABD istihdam verileri ve Fed politikası
Piyasalar, bu hafta Cuma günü açıklanacak Mart ayı tarım dışı istihdam verilerine kilitlenmiş durumda. Beklentiler, ekonominin 240 bin civarında yeni iş eklediği yönünde. Ancak geçen hafta açıklanan ve beklenenden güçlü gelen dayanıklı mal siparişleri ile tüketici güveni verileri, istihdam piyasasının da dirençli kalabileceği sinyalini verdi. Fed yetkilileri, enflasyonun hedefe düşmesi için daha fazla kanıt görmek istediklerini vurgularken, piyasalarda ilk faiz indiriminin Eylül ayına ertelenebileceği konuşuluyor. Doların bu ayki yükselişinde, Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası'nın da Fed'den daha erken faiz indirimi yapabileceği beklentileri etkili oldu. Euro ve sterlin karşısında değer kazanan dolar, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde de baskı oluşturuyor.
Öte yandan, analistler ABD istihdam verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi durumunda doların kazanımlarını hızlandırabileceğini, aksi senaryoda ise kısa vadeli bir düzeltme yaşanabileceğini ifade ediyor. Ancak genel görünüm, Fed'in faiz indiriminde aceleci olmayacağı ve doların bu yılın ikinci çeyreğinde de güçlü kalabileceği yönünde.
Körfez'de artan gerginlik ve emtia fiyatları
Doların yükselişinde bir diğer önemli faktör ise Körfez bölgesinde artan jeopolitik gerginlik. İran ile ABD arasında son haftalarda yaşanan gerilim, özellikle de İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehditleri, petrol fiyatlarını yukarı iterken, yatırımcıları güvenli liman varlıklarına yöneltiyor. Brent petrol, bu hafta itibarıyla varil başına 90 doların üzerinde işlem görerek yılbaşından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Petrol fiyatlarındaki bu yükseliş, küresel enflasyonist baskıları yeniden canlandırarak merkez bankalarının faiz indirim planlarını zorlaştırabilir.
Analistler, Körfez'deki durumun tırmanması halinde doların güvenli liman talebiyle daha da değer kazanabileceğini, ancak aynı zamanda petrol ithalatçısı gelişmekte olan ülkeler üzerindeki baskıyı artırabileceğini belirtiyor. Asya'da Çin ve Hindistan gibi büyük ekonomiler, petrol fiyatlarındaki yükselişten doğrudan etkilenirken, doların güçlenmesi bu ülkelerin para birimlerini daha da zayıflatıyor. Türkiye gibi enerji ithalatı yüksek ülkeler de benzer risklerle karşı karşıya.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Doların küresel ölçekte güçlenmesi ve petrol fiyatlarının yükselmesi, enerji ithalatında dışa bağımlı Türkiye ekonomisi için çifte risk oluşturuyor. Yüksek enerji maliyetleri cari açığı büyütürken, güçlü dolar da TL üzerinde baskıyı artırabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle geliştirdiği ticari ve diplomatik ilişkiler, bölgesel gerilimlerin olası etkilerini hafifletme potansiyeli taşıyor. Ancak küresel piyasalardaki bu dalgalanma, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın para politikası duruşunu da yakından ilgilendiriyor. Fed'in faiz indirimlerini ertelemesi, TCMB'nin rezerv yönetimi ve faiz kararlarında daha dikkatli olmasını gerektirebilir. Kısa vadede dolar/TL'de oynaklığın sürmesi bekleniyor.