Dolar, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz oranlarını artırmaya devam edeceği beklentilerinin güçlenmesiyle birlikte iki ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Diğer yandan Japon yeni, Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) ultra gevşek para politikasını sürdürmesi nedeniyle dolar karşısında değer kaybetmeyi sürdürüyor. Bu gelişmeler, küresel döviz piyasalarında önemli bir hareketliliğe yol açarken, yatırımcıların risk iştahını da etkiliyor.
Fed'in sıkılaşma sinyalleri doları destekliyor
Fed yetkililerinin son haftalarda yaptığı açıklamalar, enflasyonla mücadele kapsamında faiz oranlarının daha da yükseltilebileceği sinyalini veriyor. Özellikle Fed Başkanı Jerome Powell'ın Jackson Hole sempozyumundaki şahin duruşu, piyasalarda faiz artış beklentilerini canlı tuttu. Bu durum, doların diğer para birimleri karşısında güçlenmesini sağladı. Dolar endeksi, geçtiğimiz hafta içinde 104 seviyesini aşarak Temmuz ayından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.
Piyasalar, Fed'in Eylül toplantısında faiz oranını 25 baz puan artırmasını yüksek olasılıkla fiyatlarken, yıl sonuna kadar bir artış daha bekleniyor. ABD ekonomisinin dirençli görünümü ve güçlü işgücü piyasası da Fed'in şahin duruşunu destekleyen unsurlar arasında. Bu durum, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluştururken, Türk lirası da dolar karşısında değer kaybediyor.
Japonya'nın farklı rotası yen'i vuruyor
Japonya Merkez Bankası, diğer büyük merkez bankalarının aksine ultra gevşek para politikasını korumaya devam ediyor. BOJ Başkanı Kazuo Ueda, enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2'nin üzerine çıkmadığı sürece mevcut politikanın süreceğini belirtti. Bu durum, dolar-yen paritesinin 146 seviyesini aşmasına neden oldu. Geçen yıl 151 seviyesinde görülen parite, BOJ'un müdahale olasılığını gündeme getiriyor. Ancak yetkililer şimdilik piyasaları sakinleştirmek için sözlü müdahale ile yetiniyor.
Yen'in değer kaybı, Japonya'nın ithalat faturalarını artırarak tüketici fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Enerji ve gıda fiyatlarındaki artış, hanelerin alım gücünü zayıflatıyor. Ancak zayıf yen, Japon ihracatçılarının rekabet gücünü artırarak ekonomik büyümeyi destekleyebilir.
Küresel döviz piyasalarındaki bu ayrışma, yatırımcıların taşıma ticareti (carry trade) stratejilerine yönelmesine neden oluyor. Düşük faizli yen ile borçlanıp yüksek faizli dolar cinsinden varlıklara yatırım yapmak, kısa vadede cazip getiriler sağlayabiliyor. Ancak volatilitenin artması durumunda bu tür işlemler büyük kayıplara da yol açabilir.
Asya'da diğer önemli para birimleri de dolar karşısında değer kaybetti. Çin yuanı, ekonomik yavaşlama endişeleri ve merkez bankasının sürpriz faiz indirimiyle bir yılın en düşük seviyesine geriledi. Güney Kore wonu ve Tayvan doları da benzer şekilde baskı altında. Gelişmekte olan Asya ekonomileri, küresel talepteki zayıflama ve doların güçlenmesiyle ihracat gelirlerinde düşüş yaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Doların küresel ölçekte güçlenmesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için ek bir baskı unsuru oluşturuyor. Türk lirası, yılbaşından bu yana dolar karşısında yüzde 30'a yakın değer kaybederken, artan dış ticaret açığı ve yüksek enflasyonla mücadele eden Türkiye, doların güçlenmesiyle ithalat faturalarının daha da yükselmesi riskiyle karşı karşıya. Öte yandan, Japon yeni gibi düşük faizli para birimlerine yönelik carry trade işlemleri, TL'nin de volatilitesini artırarak finansal istikrarı tehdit edebilir. Merkez Bankası'nın faiz politikası ve rezerv yönetimi bu dönemde daha da kritik hale geliyor.