Stanford Üniversitesi araştırmacılarının yayımladığı yeni bir çalışma, mutfakların vazgeçilmezi olan doğalgaz ocaklarının, sanılandan çok daha ciddi bir iç mekan hava kirliliği kaynağı olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, bu ocakların kullanımı sırasında açığa çıkan nitrojen dioksit (NO₂) seviyeleri, Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği güvenli sınırların katbekat üzerine çıkabiliyor. Özellikle çocuklar ve astım hastaları için büyük risk oluşturan bu kirletici, her yıl binlerce ölüme ve solunum yolu hastalığına neden oluyor.
Bir Mutfak Aletinin Görünmeyen Bedeli
ABD'de hanelerin yaklaşık yüzde 35'inde doğalgaz ocakları kullanılıyor. Bu oran, Kaliforniya gibi bazı eyaletlerde yüzde 70'lere kadar çıkıyor. Araştırma, doğalgaz ocaklarının yaydığı NO₂'nin, evin diğer bölgelerine yayıldığını ve saatler boyunca yüksek seviyelerde kaldığını gösteriyor. Çalışma kapsamında 100'den fazla evde yapılan ölçümlerde, ocak kullanımı sırasında NO₂ seviyelerinin, EPA'nın dış ortam için belirlediği bir saatlik sınır olan 100 ppb'nin (milyarda bir birim) üzerine çıktığı tespit edildi. Uzun süreli maruziyetin astım ataklarını tetiklediği, akciğer gelişimini olumsuz etkilediği ve kardiyovasküler hastalık riskini artırdığı biliniyor.
Stanford Üniversitesi'nden çevre bilimci Prof. Rob Jackson'a göre, gaz ocakları kaynaklı kirlilik, konutların büyüklüğü, havalandırma sistemi ve kullanım süresine bağlı olarak değişmekle birlikte, genellikle hava kalitesi standartlarını aşıyor. Prof. Jackson, "Doğalgaz ocakları, otomobillerden veya fabrikalardan daha az konuşulsa da, aslında insanların soluduğu hava üzerinde çok daha doğrudan bir etkiye sahip," diyor. Araştırma, gaz ocaklarının yaydığı kirleticilerin, evde sigara içilmediği varsayıldığında, iç mekan hava kirliliğine en büyük katkıyı yapan kaynaklardan biri olduğunu belirtiyor.
Elektrikli Alternatifler ve Düzenleme Çağrıları
Çalışma, doğalgaz ocaklarına elektrikli indüksiyonlu ocaklar gibi alternatiflerin, NO₂ kirliliğini tamamen ortadan kaldırabileceğini gösteriyor. ABD'de bazı şehirler, yeni binalarda doğalgaz bağlantısını yasaklamayı değerlendiriyor. New York ve San Francisco gibi şehirlerde doğalgaz ocaklarının yasaklanmasına yönelik adımlar atıldı. Ancak fosil yakıt endüstrisinin yoğun lobi faaliyetleri, bu düzenlemelerin önünde engel oluşturuyor. Öte yandan, araştırmacılar mevcut gaz ocakları için daha iyi havalandırma sistemleri ve davlumbaz kullanımının önemine dikkat çekiyor. Ancak birçok evdeki davlumbazların yeterli filtreleme kapasitesine sahip olmadığı veya dışarıya hava tahliye etmediği belirtiliyor.
NO₂ kirliliği sadece iç mekanlarla sınırlı değil. Doğalgaz kullanımı, atmosfere salınan sera gazı emisyonlarına da katkıda bulunuyor. Metan sızıntıları ve yanma kaynaklı karbondioksit, iklim değişikliğini körüklüyor. Bu nedenle, gaz ocaklarından vazgeçmek hem sağlık hem de iklim açısından iki yönlü bir fayda sağlayabilir. Uzmanlar, politika yapıcıları, halkı bilinçlendirme kampanyaları ve sübvansiyonlarla elektrikli ocaklara geçişi teşvik etmeye çağırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de doğalgaz ocakları, özellikle kentleşmenin yoğun olduğu bölgelerde yaygın olarak kullanılıyor. Ülkenin doğalgaz altyapısı neredeyse tüm şehirlere ulaşmış durumda. Bu araştırma, Türkiye'de de iç mekan hava kalitesine yönelik benzer risklerin bulunduğunu gösteriyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye'de her yıl hava kirliliğine bağlı 30 binden fazla erken ölüm gerçekleşiyor. Doğalgaz ocaklarından kaynaklanan NO₂ kirliliğinin bu rakama katkısı henüz yeterince araştırılmamış olsa da, potansiyel bir halk sağlığı riski oluşturuyor. Türkiye'nin enerji dönüşümü hedefleri kapsamında, elektrikli aletlere geçiş teşvik edilebilir. Ancak mevcut konut stokunda havalandırma standartlarının iyileştirilmesi ve farkındalık artırıcı kampanyalar daha acil çözümler olarak öne çıkıyor.