Galler kırsalında, çevre koruma dernekleri ve mülteci grupları, doğayı iyileştirmek ve sığınmacıların topluma uyumunu desteklemek için ortak bir çalışma yürütüyor. Güneşin kavurduğu bir öğle vakti, Sudanlı sığınmacı Abdullah, Wrexham yakınlarındaki yeşil alanı tarif ederken gözlerini kısıyor: “Burada kendimi ait hissediyorum.” Proje, yalnızca doğal yaşamı canlandırmakla kalmıyor, aynı zamanda sığınmacılara psikolojik ve sosyal destek sağlıyor.
Çevre ve Mülteci Gruplarının Ortak Projesi
Birleşik Krallık’ta “Doğa ve Mülteciler” adı verilen bu girişim, çevre örgütleriyle mülteci yardım kuruluşlarını bir araya getiriyor. Galler’in kırsal bölgelerinde yürütülen çalışmalarda, sığınmacılar ağaç dikme, sulak alan temizliği ve biyolojik çeşitliliği artırma faaliyetlerine katılıyor. Proje koordinatörü Emma Jones, “Bu iş birliği, hem doğaya hem de insana yatırım yapıyor. Katılımcılar, İngilizce pratiği yaparken yeni beceriler kazanıyor ve toplumla bağ kuruyor” diyor.
Abdullah gibi birçok sığınmacı, savaş ve zorunlu göçün travmasını doğayla iç içe çalışarak atlatmaya çalışıyor. Proje kapsamında haftada iki gün düzenlenen etkinliklerde, katılımcılar yaban hayatı gözlemi yapıyor, kuş yuvaları inşa ediyor ve yerel bitki türlerini koruyor. Galler Kuş Koruma Derneği’nden Tomos Davies, “Sığınmacıların doğaya duyarlılığı şaşırtıcı. Çoğu kendi ülkelerinde çiftçilik yapmış, bu yüzden bitki ve hayvanlarla doğal bir bağları var” ifadelerini kullanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Doğa Temelli Uyum Modelleri
Bu tür yeşil iş birliği modelleri, dünyada giderek yaygınlaşıyor. İsveç ve Almanya’da da benzer projeler, mültecilerin doğa koruma çalışmalarına katılımını teşvik ediyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), doğa temelli faaliyetlerin mültecilerin ruh sağlığına olumlu etkisini vurguluyor. Galler’deki proje, özellikle kırsal alanlarda mülteci entegrasyonu için örnek teşkil ediyor. Uzmanlar, bu tür girişimlerin hem çevre bilincini artırdığını hem de toplumsal kabulü hızlandırdığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yaparken, benzer doğa temelli entegrasyon modelleri geliştirebilir. Özellikle kırsal alanlarda yaşayan Suriyeli sığınmacıların tarım ve çevre projelerine katılımı, hem ekonomik katkı sağlayabilir hem de toplumsal uyumu güçlendirebilir. Bu tür girişimler, Türkiye'nin mülteci politikalarına çevre odaklı bir boyut kazandırarak uluslararası iş birliğini artırabilir. Ayrıca, iklim değişikliğiyle mücadelede dezavantajlı grupların dahil edilmesi, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmada kritik önem taşıyor.