ABD'de 6. Bölge Temyiz Mahkemesi, Michigan eyaletinin hassas seçmen bilgilerini Donald Trump yönetimine teslim etmek zorunda olmadığına karar verdi. Çarşamba günü açıklanan karar, üç yargıçtan oluşan heyetin 2'ye 1 oyuyla alındı. Mahkeme, 1960 tarihli Sivil Haklar Yasası'nın III. Başlığı'nın, Adalet Bakanlığı'na eyaletlerden bu tür verileri talep etme yetkisi vermediğine hükmetti. Karar, Trump yönetiminin 2020 seçimlerinde usulsüzlük iddialarını araştırmak için başlattığı geniş çaplı veri taleplerine karşı eyaletlerin direnişini güçlendiriyor.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, 2020 başkanlık seçimlerinin ardından Seçim Güvenliği Komisyonu aracılığıyla tüm eyaletlerden seçmen listeleri, oy verme geçmişi ve seçmen kayıt verileri gibi hassas bilgileri talep etmişti. Michigan, bu talebi reddeden eyaletlerin başını çekiyordu. Eyalet yetkilileri, verilerin federal hükümet tarafından siyasi amaçlarla kullanılabileceği endişesini dile getirmişti. Adalet Bakanlığı, talebin yasal olduğunu savunurken, mahkeme kararında "Adalet Bakanlığı'na eyaletlerden seçmen verilerini talep etme konusunda açık bir yasal yetki verilmediği" vurgulandı.
Kararda, 1960 Sivil Haklar Yasası'nın III. Başlığı'nın sadece seçimlerde ayrımcılığı önlemeye yönelik dar bir kapsamı olduğu belirtildi. Mahkeme, yasanın eyaletlerin veri paylaşımını zorlamak için kullanılamayacağına karar verdi. Karşı oy kullanan yargıç ise, yasanın federal hükümete seçim güvenliğini sağlama konusunda geniş yetkiler verdiğini savundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, ABD genelinde seçim güvenliği ve federal hükümetin eyaletler üzerindeki yetkileri konusunda önemli bir emsal oluşturuyor. Trump yönetimi, 2020 seçimlerinde hile olduğuna dair kanıt bulamazken, seçmen verilerine erişim talebi eyaletlerle federal hükümet arasında hukuki bir mücadeleye dönüşmüştü. Karar, diğer eyaletlerin de benzer taleplere direnmesini teşvik edebilir. Küresel ölçekte ise, seçim süreçlerinin bağımsızlığı ve veri gizliliği konularındaki tartışmaları derinleştiriyor. ABD'deki bu gelişme, demokratik süreçlerin korunması açısından diğer ülkelere de örnek teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, ABD'de federal hükümet ile eyaletler arasındaki yetki paylaşımına ilişkin önemli bir örnek teşkil etmektedir. Türkiye, üniter yapısı gereği farklı bir idari sisteme sahip olsa da, benzer yetki tartışmaları yerel yönetimler ve merkezi hükümet arasında yaşanabilmektedir. Özellikle dijital dönüşüm ve veri güvenliği konularında, devlet kurumlarının veri talepleri ile bireysel mahremiyet arasındaki dengenin sağlanması Türkiye için de önemli bir konudur. Uluslararası alanda ise, seçim güvenliği tartışmaları Türkiye'nin de dahil olduğu birçok ülkeyi etkilemektedir. Bu karar, demokratik süreçlerin bağımsızlığının korunması açısından dikkate alınması gereken bir emsal olarak değerlendirilebilir.