Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Türk diplomatik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, görüşmede İran'ın ABD ile sürdürdüğü müzakereler ve bölgesel gelişmeler ele alındı. Görüşme, Tahran ile Washington arasında nükleer program başta olmak üzere çeşitli başlıklarda yürütülen dolaylı görüşmelerin devam ettiği bir dönemde gerçekleşti.
Müzakerelerin Arka Planı
İran ile ABD arasındaki müzakereler, 2021 yılından bu yana kesintilerle sürüyor. Viyana'da başlayan ve daha sonra farklı formatlarda devam eden görüşmelerde, İran'ın nükleer programına getirilen kısıtlamalar ile ABD'nin uyguladığı yaptırımların kaldırılması arasında bir denge aranıyor. 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) ABD'nin 2018'de tek taraflı çekilmesi sonrasında süreç sekteye uğramıştı. Son dönemde ise taraflar arasında yeniden temasların arttığı gözlemleniyor.
Türkiye, İran ile ABD arasındaki müzakerelerde arabuluculuk yapmaya istekli olduğunu birçok kez dile getirdi. Dışişleri Bakanı Fidan, daha önceki açıklamalarında İran'ın nükleer meselesinin diplomatik yollarla çözülmesinin bölge istikrarı için kritik olduğunu vurgulamıştı. İran Dışişleri Bakanı Arakçi de göreve geldiğinden bu yana Türk mevkidaşı ile sık sık telefon görüşmeleri yapıyor.
Telefon görüşmesinin içeriğine dair detaylı bir açıklama yapılmadı. Ancak diplomatik kaynaklar, görüşmede müzakerelerin mevcut durumunun yanı sıra Gazze'deki insani durum, Suriye'deki gelişmeler ve Güney Kafkasya'daki son durumun da ele alındığını belirtiyor. Türkiye ve İran, bölgesel konularda farklı önceliklere sahip olsalar da, özellikle Suriye ve Irak bağlamında diyalog kanallarını açık tutuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın nükleer programı, Orta Doğu'nun en hassas meselelerinden biri olmayı sürdürüyor. İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası askeri müdahale tehditleri, bölgede gerilimi artırıyor. ABD yönetimi, İran ile diplomatik çözüm arayışlarını sürdürürken, aynı zamanda İsrail'e verdiği güvenlik garantilerini de koruyor. Bu denklemde Türkiye, hem İran ile iyi ilişkilere sahip olması hem de NATO üyesi olarak ABD ile müttefiklik bağları bulunması nedeniyle potansiyel bir arabulucu olarak öne çıkıyor.
Öte yandan, İran'ın Rusya ve Çin ile geliştirdiği yakın ilişkiler, Batı ile yürütülen müzakereleri etkileyebilecek bir faktör. Tahran, özellikle enerji ve savunma alanında Moskova ve Pekin ile iş birliğini derinleştirirken, Batı'ya karşı elini güçlendirmeye çalışıyor. Ancak İran ekonomisinin maruz kaldığı yaptırımlar, halk üzerindeki baskıyı artırıyor ve yönetimin diplomatik bir çıkış yolu aradığı yorumları yapılıyor.
Türkiye'nin arabuluculuk çabaları, sadece İran-ABD hattında değil, aynı zamanda İran ile Suudi Arabistan arasındaki normalleşme sürecinde de kendini göstermişti. 2023'te Çin'in arabuluculuğuyla sağlanan İran-Suudi Arabistan yakınlaşması, bölgesel dengeleri değiştirmişti. Türkiye, benzer bir rolü İran-ABD hattında oynamak istiyor.
Görüşmenin zamanlaması da dikkat çekici. ABD'de yönetim değişikliği sonrasında İran'a yönelik politikaların yeniden şekillendiği bir dönemde, Türkiye'nin devreye girmesi, Ankara'nın bölgesel nüfuzunu artırma çabası olarak okunabilir. İran tarafı ise Türkiye'yi Batı'ya açılan bir kapı olarak görüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile ABD arasındaki müzakerelerde arabuluculuk yaparak hem bölgesel istikrara katkı sağlamayı hem de Batı ile ilişkilerinde elini güçlendirmeyi hedefliyor. İran'ın nükleer programı konusunda diplomatik bir çözüm, Türkiye'nin güvenliği için doğrudan önem taşıyor; zira olası bir askeri çatışma, enerji hatları ve ticaret yolları üzerinden Türkiye ekonomisini olumsuz etkiler. Ayrıca Türkiye, İran ile olan ticaretini sürdürmek ve yaptırımlardan muaf tutulmak istiyor. Görüşme, Ankara'nın Orta Doğu'da arabuluculuk rolünü pekiştirme çabasının bir parçası olarak öne çıkıyor.