İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), 15 Şubat 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, deniz kuvvetlerinin ülkenin güneyinde ABD'nin "saldırganlığına" karşılık olarak Amerikan askeri mevzilerini hedef aldığını bildirdi. Devlet televizyonunda yayınlanan açıklamada, ABD'nin ateşkes taahhütlerini ihlal ettiği ve bu nedenle misilleme yapıldığı belirtildi. IRGC, operasyonun ayrıntılarına ilişkin bilgi vermezken, bölgedeki gerilimin arttığına dikkat çekti.
Gelişmenin arka planı
Saldırı, İran'ın güney kesimlerinde daha önce meydana gelen ve ABD tarafından desteklendiği iddia edilen eylemlerin ardından geldi. Tahran yönetimi, son haftalarda Amerikan güçlerini bölgedeki istikrarsızlığı körüklemekle suçluyordu. IRGC açıklamasında, ABD'nin 2023'te imzalanan ve Basra Körfezi'nde deniz güvenliğini düzenleyen anlaşmanın şartlarını ihlal ettiği öne sürüldü. Bu anlaşma, bölgedeki tansiyonu düşürmek amacıyla İran ile Körfez ülkeleri arasında Çin arabuluculuğunda varılmıştı. Ancak son olaylar, anlaşmanın kırılgan yapısını gözler önüne serdi. IRGC ayrıca, ABD'ye ait insansız hava araçlarının İran kara sularını ihlal ettiğini ve bu ihlallerin misillemeyi haklı çıkardığını savundu.
Bölgedeki askeri kaynaklara göre, çatışmaların odağı Hürmüz Boğazı yakınlarında yoğunlaşmış durumda. İran'ın stratejik öneme sahip bu geçitte kontrolü elinde tutma çabası, ABD ile yaşanan gerginliklerin ana nedenlerinden biri olarak görülüyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak bölgedeki Amerikan varlığının arttırıldığı ve keşif uçuşlarının sıklaştırıldığı bildiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Ortadoğu'da zaten kırılgan olan güç dengesini daha da karmaşık hale getiriyor. İran'ın misillemesi, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinde endişeyle karşılandı. Bu ülkeler, İran'ın balistik füze programı ve vekil güçler aracılığıyla bölgesel nüfuzunu genişletme çabalarından tedirgin. Öte yandan, İsrail de İran'ın hamlelerini yakından takip ediyor; Tel Aviv yönetimi, İran'ın nükleer programına yönelik endişelerini sık sık dile getiriyor. ABD Başkanı'nın Orta Doğu Özel Temsilcisi, tarafları itidal çağrısında bulunarak krizin kontrolden çıkmaması için müzakerelere devam edilmesi gerektiğini vurguladı.
Küresel enerji piyasaları da bu gelişmelerden etkilenmiş durumda. Petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğine ilişkin endişelerle birlikte yükselişe geçti. Analistler, olası bir deniz çatışmasının dünya petrol arzını ciddi şekilde sekteye uğratabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, özellikle enerji ithalatına bağımlı ülkeler için risk oluşturuyor. Aynı zamanda, Çin'in bölgedeki arabuluculuk rolü yeniden sorgulanmaya başlandı. Pekin, hem İran'a hem de Körfez ülkelerine yönelik dengeli bir politika izlemeye çalışırken, son çatışmalar bu dengeyi zorluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Basra Körfezi'ndeki bu gerilimi yakından takip etmek zorunda. Zira Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrolün yaklaşık yüzde 30'u Türkiye'ye gidiyor ve olası bir kapatma enerji maliyetlerini artırabilir. Ayrıca Türkiye, İran ile sınır komşusu olarak güvenlik risklerine karşı tetikte olmalı; PKK/YPG bağlantılı unsurların bu çatışmayı fırsat bilerek sınır ötesi faaliyetlerini artırması ihtimal dahilinde. Dış politikada ise Ankara, hem ABD ile ilişkilerini hem de Tahran'la ekonomik işbirliğini dengelemek durumunda. Bu kriz, Türkiye'nin enerji güvenliğini ve bölgesel istikrarını tehdit edebilecek potansiyele sahip olduğundan, diplomasi kanallarının açık tutulması kritik önem taşıyor.