Petrol zengini Nijerya'da on yıllardır akaryakıt fiyatlarını yapay olarak düşük tutan çok milyarlık dolarlık yakıt sübvansiyonu, Şubat 2023'te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kilit tartışma konusu haline geldi. Ülke, artan kamu borcu ve bütçe açığıyla boğuşurken, sübvansiyonun kaldırılıp kaldırılmaması, hem ekonomik istikrar hem de toplumsal huzur açısından kritik bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Nijerya'nın en büyük ticaret ortağı ve Afrika kıtasındaki en büyük ekonomisi olan ülkenin bu kararı, bölgesel ve küresel enerji piyasalarını da yakından ilgilendiriyor.
Sübvansiyonun Tarihçesi ve Maliyeti
Nijerya'da akaryakıt sübvansiyonu, 1970'lerdeki petrol patlamasıyla birlikte başlamış ve halkın ucuz yakıta erişimini sağlamak amacıyla uygulanagelmiştir. Ancak bu politika, yıllar içinde devlet bütçesi üzerinde ağır bir yük oluşturmuştur. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar, sübvansiyonların kaldırılmasını defalarca tavsiye etmiş, ancak hükümetler, toplumsal tepkilerden çekinerek bu adımı atmaktan kaçınmıştır. 2022 yılında sübvansiyon maliyetinin gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yaklaşık yüzde 2'sine, yani yaklaşık 10 milyar dolara ulaştığı tahmin edilmektedir. Bu durum, ülkenin artan borç yükü ve altyapı yatırımlarına ayrılan kaynakların daralmasına yol açmıştır.
Devlet Başkanı Muhammadu Buhari yönetimi, sübvansiyon sistemini kaldırmaya yönelik çeşitli girişimlerde bulunmuş, ancak her seferinde sendikaların ve sivil toplum örgütlerinin yoğun protestolarıyla karşılaşmıştır. 2022'nin başlarında yapılan bir açıklamada, sübvansiyonların 2023 yılında tamamen kaldırılacağı duyurulmuş, ancak seçimlerin yaklaşmasıyla bu kararın ertelendiği belirtilmiştir. Muhalefet partileri, bu ertelemeyi hükümetin seçim yatırımı olarak nitelendirirken, iktidar partisi ise ekonomik gerekçeleri öne sürmektedir.
Seçimlerde Kilit Bir Vaad: Sübvansiyon Reformu
Şubat 2023'te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri, ülkenin 2023-2027 döneminde izleyeceği ekonomi politikalarını belirlemesi açısından büyük önem taşıyor. Ana muhalefetteki Halkın Demokratik Partisi'nin (PDP) adayı Atiku Abubakar, sübvansiyonların kaldırılması ve ekonomik çeşitlendirme vaadinde bulunurken, iktidardaki Tüm İlericiler Kongresi'nin (APC) adayı Bola Tinubu ise sübvansiyonların kademeli olarak azaltılması ve sosyal yardım programlarının güçlendirilmesi yönünde bir plan öneriyor. Öte yandan, genç seçmenlerin yoğun ilgi gösterdiği İşçi Partisi'nin adayı Peter Obi, yolsuzlukla mücadele ve kamu harcamalarının verimliliğini artırma söylemiyle öne çıkıyor.
Uzmanlar, sübvansiyon reformunun Nijerya'nın ekonomik geleceği için kaçınılmaz olduğunu, ancak bunun toplumsal patlamalara yol açmadan uygulanması için sosyal güvenlik ağlarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Nijerya'da halkın büyük bir kısmı günlük gelirle geçinirken, akaryakıt fiyatlarındaki artış, ulaşım ve gıda fiyatları başta olmak üzere enflasyonu tetikleyerek yoksulluğu derinleştirebilir. Bu nedenle yeni hükümetin, hem ekonomik istikrarı hem de sosyal barışı gözeten bir yol haritası izlemesi bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Nijerya, Afrika'nın en büyük ekonomisi ve en kalabalık ülkesi olmasının yanı sıra, kıtanın önde gelen petrol üreticilerinden biridir. Sahraaltı Afrika'daki en büyük orduya sahip olan Nijerya, aynı zamanda Batı Afrika ülkeleri topluluğu ECOWAS'ın da lokomotifi konumundadır. Dolayısıyla ülkede yaşanacak bir ekonomik kriz, bölgesel istikrarı da tehdit edebilecek potansiyele sahiptir. Özellikle Nijer, Çad, Kamerun gibi komşu ülkelerle olan ticari ilişkiler ve Boko Haram kaynaklı güvenlik tehditleri göz önünde bulundurulduğunda, Nijerya'nın ekonomik kırılganlığı bölgesel güvenlik açısından da risk oluşturmaktadır.
Küresel enerji piyasaları açısından ise, Nijerya'nın OPEC üyesi olarak petrol arzındaki rolü önemli bir yer tutar. Sübvansiyon reformu sonucunda iç talebin düşmesi, ülkenin ihracata ayırabileceği petrol miktarını artırabilir ve bu da küresel fiyatlarda aşağı yönlü bir baskı oluşturabilir. Ancak ülkenin rafineri kapasitesinin yetersizliği nedeniyle, akaryakıt ithalatının devam etmesi beklenmektedir. Nijerya'nın bu reformu başarılı bir şekilde yönetmesi, diğer gelişmekte olan ülkeler için de önemli bir örnek teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Nijerya ile ikili ticaretini son yıllarda artırmış olup, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2022'de 3 milyar doları aşmıştır. Nijerya, Türk müteahhitlik firmalarının aktif olduğu ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı'nın (TİKA) projeler yürüttüğü önemli bir Afrika ülkesi konumundadır. Nijerya'daki ekonomik istikrar, Türk yatırımcıları ve ticaret hacmi açısından doğrudan önem taşımaktadır. Ayrıca, Nijerya'nın sübvansiyon reformu deneyimi, enerji fiyatlarının merkezi bir mesele olduğu Türkiye gibi ülkeler için de karşılaştırmalı bir örnek sunmaktadır. Nijerya'nın seçim sonrası ekonomi politikaları, Türkiye-Afrika ilişkilerinin geleceği açısından yakından izlenmelidir.