ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Venezuela'da 3 Ocak'ta düzenlenen ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun kaçırılmasıyla sonuçlanan baskının ardından ülkeyi sakin tutmak için bir plan devreye soktu: Başkan Vekili Delcy Rodríguez aracılığıyla Venezuela'yı yönetmek. Bu strateji, istikrarı koruma, petrol akışının devamını sağlama ve karmaşık bir geçiş sürecini önleme amacı taşıyordu. Ancak 24 Haziran'da meydana gelen büyük deprem, bu planı beklenmedik bir şekilde bozdu ve Trump'ın Venezuela'daki etkisini sorgulanır hale getirdi.
Gelişmenin Arka Planı: Trump'ın Venezuela Stratejisi
Trump yönetimi, Maduro'yu devirmek için uzun süredir diplomatik ve ekonomik baskı uyguluyordu. Ocak 2023'teki operasyon, bu çabaların en somut adımı oldu. Operasyonun ardından Washington, Venezuela'da kaos ve iktidar boşluğu oluşmaması için Delcy Rodríguez'i başkan vekili olarak atadı. Rodríguez, Maduro'nun eski başkan yardımcısıydı ve ABD ile gizli görüşmeler yürütmüştü. Plan, Venezuela'nın petrol ihracatını kesintisiz sürdürmek ve ABD'li petrol şirketlerinin çıkarlarını korumak üzerine kuruluydu. Ancak deprem, altyapıya ve enerji tesislerine ciddi zarar vererek petrol üretimini durma noktasına getirdi. Bu durum, Rodríguez yönetiminin meşruiyetini zayıflatırken, ABD'nin seçeneksiz kaldığı bir senaryo yarattı.
Depremin etkileri yalnızca fiziksel hasarla sınırlı kalmadı. Venezuela halkı arasında zaten düşük olan Rodríguez hükümetine güven tamamen sarsıldı. Yerel kaynaklara göre, deprem sonrası yardım çabaları yetersiz kaldı ve hükümetin krizi yönetememesi, yeni protestoları tetikledi. Washington ise Rodríguez yönetimini desteklemek ile mevcut durumdan sorumlu tutmak arasında sıkıştı. ABD Dışişleri Bakanlığı, deprem sonrası Venezuela'ya acil yardım göndermeyi reddederken, dolaylı olarak İspanya ve Brezilya'yı devreye soktu. Bu durum, ABD'nin bölgedeki etkisinin azaldığı yönünde yorumlandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Latin Amerika'da Dengeler Değişiyor
Venezuela'daki deprem, Latin Amerika'daki jeopolitik dengeleri de derinden etkiledi. Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, deprem sonrası Venezuela'ya insani yardım gönderen ilk lider oldu. Lula, bu hamleyle ABD'nin bölgedeki etkisini dengelemeyi ve Venezuela'yı kendi etki alanına çekmeyi hedefliyor. Meksika ve Arjantin de benzer adımlar atarken, Kolombiya ve Şili gibi ABD yanlısı ülkeler tereddütlü bir tutum sergiledi. Çin ve Rusya ise Venezuela'daki altın ve petrol yatırımlarının güvenliği konusunda endişelerini dile getirdi. Moskova, deprem sonrası Venezuela'ya ek askeri uzman gönderme kararı alırken, Pekin, yardım karşılığında petrol imtiyazları talep etti.
Küresel petrol piyasaları da bu gelişmelerden etkilendi. Venezuela, OPEC üyesi olmasa da dünya petrol rezervlerinin %18'ine sahip. Deprem sonrası üretimin %40 düşmesi, petrol fiyatlarında kısa süreli bir artışa yol açtı. Ancak ABD'nin kendi petrol üretimini artırması, bu etkiyi sınırladı. Uzmanlar, Venezuela'daki istikrarsızlığın uzun vadede küresel enerji güvenliğini tehdit edebileceğini belirtiyor. Özellikle Çin ve Hindistan gibi büyük ithalatçılar, alternatif kaynak arayışına girdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Venezuela'daki deprem ve sonrasında yaşanan siyasi kriz, Türkiye'nin Latin Amerika politikası açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor. Türkiye, Maduro yönetimiyle yakın ilişkiler kurmuş ve özellikle altın ticareti ve inşaat sektöründe Venezuela'da önemli yatırımlar yapmıştı. Deprem sonrası Rodríguez yönetiminin zayıflaması, bu yatırımların güvenliğini riske atabilir. Ayrıca Türkiye, ABD ile Venezuela arasındaki gerilimde denge politikası izlemek durumunda. Bir yandan Maduro sonrası döneme hazırlıklı olmak, diğer yandan ABD ile ilişkileri zedelememek gerekiyor. Orta vadede Türkiye'nin, Venezuela'da yeniden yapılanma sürecinde roller alması ve bölgedeki diğer aktörlerle (Brezilya, Meksika) iş birliği yapması beklenebilir.