Küresel deniz ticaretinin bel kemiği olan nakliye sektörü, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan son krizin ortasında geleceğe dair çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor. Kapa Research'ün 300'den fazla sektör lideriyle gerçekleştirdiği kapsamlı bir ankete göre, denizcilik dünyasının güç merkezi hızla Doğu'ya kayıyor. Ankete katılan yöneticilerin önemli bir bölümü, jeopolitik gerilimlerin ve bölgesel çatışmaların kendi sektörlerine beklenmedik kazançlar sağladığını kabul ederken, önümüzdeki dönemin en kritik rekabet alanının yapay zekâ teknolojileri olacağını öngörüyor.
Krizden doğan fırsat: Hürmüz ve küresel tedarik zincirleri
Dünya ham petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, son aylarda İran ile Batılı ülkeler arasında yaşanan gerilimin odağı haline gelmişti. Kapa Research'ün anketi, bu krizin tam ortasında, 2024'ün son çeyreğinde gerçekleştirildi. Katılımcıların yüzde 67'si, Hürmüz'deki gerginliğin navlun oranlarını ve sigorta primlerini artırarak sektöre kısa vadede kâr getirdiğini ifade etti. Bu durum, 'çatışma ekonomisi' olgusunun denizcilik sektöründe ne kadar derin bir şekilde kök saldığını gösteriyor.
Ankete katılan bir gemi sahibi, 'Her kriz, rotaların uzamasına ve ücretlerin artmasına neden oluyor. Bu, bizim için bir fırsat penceresi açıyor' derken, sektörün bu durumu fırsata çevirme konusundaki pragmatik yaklaşımını ortaya koyuyor. Ancak uzmanlar, bu kısa vadeli kazançların uzun vadede istikrarsızlık yarattığı ve tedarik zincirlerinde kalıcı hasara yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Araştırmanın dikkat çekici bir diğer bulgusu, katılımcıların gelecek 10 yıl içinde küresel deniz ticaretinde Doğu'nun ağırlığının belirgin şekilde artacağını öngörmesi. Özellikle Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi ve Hindistan'ın gelişen liman altyapısı, sektörün rotasını Asya'ya çevirmesinde etkili faktörler olarak öne çıkıyor. Katılımcıların yüzde 58'i, 2035 yılına kadar Asya-Pasifik bölgesinin deniz ticaretinin en büyük merkezi haline geleceğini tahmin ediyor.
Yapay zekâ yarışı ve sektörün geleceği
Anketin belki de en şaşırtıcı sonucu, denizcilik liderlerinin gelecek için en kritik rekabet alanı olarak yapay zekâyı görmesi. Katılımcıların yüzde 71'i, yapay zekânın gemi rotalama, yakıt tüketimi optimizasyonu ve liman operasyonlarında devrim yaratacağını belirtiyor. Özellikle otonom gemilerin önümüzdeki 15 yıl içinde ticari filolarda yaygınlaşabileceği öngörülüyor. Bu teknolojik dönüşüm, sektörün emek yoğun yapısını da kökten değiştirebilir.
Kapa Research'ün analistleri, 'Denizcilik sektörü tarihsel olarak teknolojiyi geç benimseyen bir sektör olmuştur. Ancak bu kez yapay zekâ yarışında geri kalmak, rekabet avantajının tamamen kaybedilmesi anlamına gelebilir' yorumunu yapıyor. Özellikle Singapur, Rotterdam ve Şanghay gibi büyük limanların yapay zekâ yatırımları hızlandırdığı görülürken, bu alanın geleceğin denizcilik süper güçlerini belirleyeceği düşünülüyor.
Bölgesel boyutta bakıldığında, Kızıldeniz'deki Husi saldırıları ve Süveyş Kanalı'ndaki güvenlik riskleri, deniz taşımacılığında yeni rota arayışlarını hızlandırdı. Bu durum, Asya ile Avrupa arasındaki ticarette Orta Koridor'un önemini artırırken, Türkiye gibi transit ülkelerin de stratejik değerini yükseltiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler Türkiye için hem fırsat hem de meydan okuma anlamına geliyor. Küresel deniz ticaretinin Doğu'ya kayması, Türkiye'nin Orta Koridor girişimi kapsamında Avrupa ile Asya arasında köprü olma rolünü güçlendirebilir. Ayrıca, yapay zekâya dayalı liman teknolojilerine yatırım yapmak, Türkiye'nin Mersin, İzmir ve Kocaeli gibi limanlarının bölgesel rekabette öne çıkmasını sağlayabilir. Ancak sektörün çatışmalardan beslenen kâr yapısı, Türkiye'nin istikrar odaklı dış politikasıyla çelişebilir; bu nedenle Ankara'nın bölgesel gerilimleri azaltma çabaları, aynı zamanda ekonomik çıkarlarının da korunmasına yardımcı olacaktır.