Londra merkezli 18 denizcilik otoritesi, küresel nakliye kurallarının hızla çökmekte olduğu uyarısında bulundu. Savaşların ve yaptırımlardan kaçmak için oluşturulan gölge filonun büyümesi, dünya ticaretinde yapısal bir değişime neden oluyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve çeşitli bayrak devletleri tarafından desteklenen açıklamada, mevcut düzenlemelerin etkisiz kaldığı ve deniz güvenliğinin ciddi risk altında olduğu vurgulandı.
Gölge Filo ve Savaşların Etkisi
Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası Batı yaptırımları, Moskova'yı petrol ihracatını sürdürebilmek için gölge bir filo kurmaya itti. Bu filo, genellikle eski, sigortasız ve belirsiz sahiplik yapısına sahip tankerlerden oluşuyor. Benzer şekilde İran ve Venezuela da yaptırımları aşmak için benzer yöntemlere başvuruyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü'ne göre, dünya genelinde 600'den fazla tanker bu gayri resmi ağın parçası.
Bu gemiler, uluslararası denizcilik kurallarını baypas ederek, kazalara ve çevre felaketlerine davetiye çıkarıyor. Son dönemde Kızıldeniz'de Husi saldırıları, küresel nakliye rotalarını alt üst etti. Babül Mendep Boğazı'ndan geçen gemilere yönelik saldırılar, sigorta maliyetlerini artırdı ve birçok armatörü Ümit Burnu'nu dolaşmaya zorladı. Bu da teslimat sürelerini uzatıp maliyetleri şişirdi.
Denizcilik otoriteleri, Kızıldeniz krizinin sadece bir semptom olduğunu, asıl sorunun uluslararası hukukun zayıflaması olduğunu belirtiyor. Bayrak devletleri, gemilerin gerçek sahiplerini ve operasyonlarını denetlemekte yetersiz kalıyor. Karadeniz'deki savaş riski de tahıl koridorunu tehdit ediyor. Ukrayna'nın tahıl ihracatı, Rusya'nın çekilmesiyle sekteye uğradı; ancak Türkiye'nin arabuluculuğuyla zaman zaman canlandı.
Küresel Ticaret ve Güvenlik Boyutu
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), deniz taşımacılığının küresel ticaretin %80'ini oluşturduğunu hatırlatıyor. Kuralların çöküşü, tedarik zincirlerinde kırılganlığı artırıyor. Panama ve Liberya gibi geleneksel bayrak devletleri, filolarının itibarını korumakta zorlanıyor. Son yıllarda, bayrak devletleri tarafından tutulan sicillerde düşüş yaşanıyor; çünkü armatörler daha az denetimli bayraklara yöneliyor.
Uluslararası Denizcilik Örgütü, 2026'dan itibaren geçerli olacak yeni sera gazı emisyon kurallarını uygulamaya koymaya hazırlanıyor. Ancak gölge filo, bu düzenlemelerin dışında kalıyor. Uzmanlar, etkin bir denetim olmadan yeşil dönüşümün sekteye uğrayacağını söylüyor. Ayrıca, deniz korsanlığı ve silahlı soygun olayları da artışta. Uluslararası Denizcilik Bürosu'nun verilerine göre, 2023'te 120'den fazla korsanlık vakası rapor edildi; bu, son on yılın en yüksek seviyesi.
Denizcilik otoriteleri, acil bir uluslararası konferans toplanması çağrısında bulunuyor. Amaç, gölge filoyu denetim altına alacak ve yaptırım kaçakçılığını önleyecek yeni bir çerçeve oluşturmak. Ancak büyük güçler arasındaki anlaşmazlıklar, etkili bir çözümü geciktiriyor. Çin ve Rusya, batılı ülkelerin denizcilik kurallarını kendi çıkarları için kullandığını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, jeopolitik konumu nedeniyle deniz ticaretindeki bu yapısal değişimden doğrudan etkileniyor. Boğazlar, Karadeniz ve Doğu Akdeniz'deki stratejik konumu, Türkiye'yi hem bir enerji koridoru hem de nakliye üssü haline getiriyor. Gölge filonun Akdeniz'de artan varlığı, çevre ve güvenlik risklerini beraberinde getiriyor. Türk boğazlarından geçen tankerlerin sayısındaki artış, Montrö Sözleşmesi kapsamında denetim zorluklarını gündeme getirebilir. Ayrıca Türk armatörleri, artan sigorta maliyetleri ve belirsizliklerle karşı karşıya. Türkiye, hem NATO hem de bölgesel aktör olarak, deniz güvenliği mimarisinin yeniden şekillenmesinde söz sahibi olmak istiyor. Ukrayna tahıl koridorundaki arabuluculuğu, Ankara'nın diplomatik etkisini gösteriyor. Ancak gölge filo ve yaptırım kaçakçılığı, Türkiye'nin batılı müttefikleriyle ilişkilerinde hassas bir denge unsuru olmaya devam ediyor.