ABD'de Temsilciler Meclisi'ndeki Demokrat çoğunluk, Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri operasyonlar konusundaki yetkilerini sınırlamayı öngören karar tasarılarını gündeme getirmeye hazırlanıyor. Bu girişim, Trump yönetiminin 3 Ocak 2020'de Bağdat Havalimanı'nda İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi hedef alan drone saldırısının ardından Kongre'nin savaş yetkileri konusundaki yetkisini yeniden tesis etme çabasının bir parçası olarak görülüyor. Demokratlar, Başkan'ın İran ile olası bir savaşa girmeden önce Kongre'nin onayını alması gerektiğini savunuyor ve 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası'nı (War Powers Resolution) hatırlatıyor.
Kongre'nin Savaş Yetkisi Tartışması
Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 'Kongre'nin, Amerikan halkını korumak ve askerlerimizin güvenliği için gerekli olan savaş yetkisi konusundaki anayasal sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyor' ifadelerini kullandı. Pelosi, bu hafta içinde oylanacak olan iki ayrı karar tasarısının, Başkan Trump'ın İran'a yönelik askeri güç kullanma yetkisini 30 gün içinde sona erdireceğini ve bu süre zarfında da Kongre'nin onayı olmadan yeni bir askeri operasyon başlatmasını engelleyeceğini belirtti. Bu karar tasarıları, 2001 ve 2002 yıllarında çıkarılan ve Afganistan ile Irak savaşlarının hukuki zeminini oluşturan Askeri Güç Kullanma Yetkisi (AUMF) kararlarının da gözden geçirilmesini öngörüyor.
Demokratların bu girişimi, Trump yönetiminin Süleymani suikastının ardından İran'ın misilleme yapacağına dair artan endişelerin gölgesinde geliyor. İran, 8 Ocak'ta Irak'taki Ayn el-Esed askeri üssüne balistik füze saldırısı düzenlemiş, bu saldırıda herhangi bir Amerikan askerinin ölmediği açıklanmıştı. Ancak Beyaz Saray, İran'dan gelebilecek yeni tehditlere karşı askeri hazırlıklarını sürdürdüğünü duyurdu. Bu gelişmeler, Amerikan kamuoyunda savaş karşıtı sesleri de yükseltirken, Kongre'deki Cumhuriyetçiler ise Demokratların bu hamlesinin ulusal güvenliği zafiyete uğratacağını öne sürüyor.
Süleymani Suikastı ve Bölgesel Etkileri
Kasım Süleymani'nin öldürülmesi, Ortadoğu'da tansiyonu tepe noktasına taşımıştı. İran, bu suikastın ardından nükleer anlaşmadaki taahhütlerini askıya aldığını açıklamış, Irak'ta ise ABD askerlerinin çıkarılmasına yönelik baskılar artmıştı. Bölgedeki dengeleri değiştiren bu suikastın ardından ABD, Basra Körfezi'ne ek askeri takviyeler göndermiş, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi müttefikleriyle de koordinasyon içinde hareket etmişti. Trump yönetimi, Süleymani suikastını 'ABD diplomatlarını ve askerlerini koruma amaçlı' bir önleyici hamle olarak savunurken, Demokratlar bu gerekçeyi yetersiz buluyor ve Kongre'nin bilgilendirilmemesini eleştiriyor.
Uzmanlar, Demokratların bu karar tasarılarının yasalaşma ihtimalinin düşük olduğunu, çünkü Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Senato'nun bu girişime sıcak bakmadığını belirtiyor. Ancak Temsilciler Meclisi'nde kabul edilmesi halinde, bu kararlar Başkan Trump'a yönelik siyasi bir mesaj niteliği taşıyacak ve 2020 başkanlık seçimleri öncesinde iç politikada önemli bir tartışma konusu oluşturacak. Öte yandan, bu girişim, Kongre'nin savaş yetkisi konusundaki anayasal otoritesini yeniden vurgulaması açısından tarihi bir önem de taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güvenlik çevresi açısından yakından izlenmesi gereken bir nitelik taşıyor. ABD-İran arasındaki gerilimin tırmanması, Ortadoğu'da yeni bir çatışma riskini beraberinde getirirken, bu durum doğrudan Türkiye'nin komşuluk coğrafyasını da etkiliyor. Özellikle Irak ve Suriye'deki gelişmeler, Türkiye'nin güvenlik politikalarını doğrudan ilgilendiriyor. ABD'nin askeri yetkilerini kısıtlama girişimi, bölgesel istikrarın sağlanması adına olumlu bir adım olarak değerlendirilebilir, ancak bu tür kararların Türkiye'nin terörle mücadele stratejisi üzerindeki etkileri dikkatle analiz edilmelidir. Türkiye, bölgedeki aktörlerle diyaloğunu sürdürürken, ABD-İran arasındaki gerilimin düşürülmesi ve diplomatik kanalların açık tutulması, Ankara'nın çıkarına olacaktır.